·102 syf.····Okunma: 16 Temmuz 2021 16:13 Yaşar Kemal edebiyatımızın en önemli yazarlarından biri. Kendisiyle "İnce Memed" serisiyle tanıştım ve diğer eserlerini de fırsat buldukça okuyorum.
"Biri" dedim ama içten içe en büyük yazarımız olduğunu düşünüyorum. Bir Cengiz Aytmatov'u okurken kendimden geçiyorum bir Yaşar Kemal'i. Psikoloji, sosyoloji, tarih, coğrafya... Ne aranırsa var eserlerinde. İnsan ve doğa betimlemelerini bu kadar iyi yapan çok az yazar tanıdım.
Esere gelecek olursak, yaşanmayan bir aşkın ardından gelen bir cinayet ve ölüme mahkum edilmiş bir kadın... Bu mahkumiyet bir gün gerçekleşecek, okuyan herkes bunu biliyor. Kırmızı Pazartesi romanını okuduysanız bir nevi onun gibi diyebilirim. Çok defa geçti içimden okurken "Ah şu kadınların kaderi!" Diye. Güzelliğin ayrı başına bela, çirkinliğin ayrı, sevdan ayrı bela, kavuşamaman ayrı ve hatta kabullenişin bile ayrı bela. Sevdiklerinle sınanman belaların en büyüğü... Toplum ele alınması, detaylı incelenmesi gereken bir bütün. Zira kimi babasının kanı için suçluyor kahramanı, kimi öyle güzel kadına kıyılır mı diye. Hani ne yapsan batacak başkalarına. Kimseye yaranamayacaksın.
Dedem bir hikaye anlatırdı. (Mekanı cennet olsun.) Adamın biri bir ziyafet vermiş ve katılan her iki konuk için bir koç kestirmiş. Konuklar giderken arkasından "Cimri adam niye herkese bir koç kestirmedi." Demişler.
Hep kötü tarafından bakmayalım. Halkımızın misafirperverliği, Çukurovanın portakal çiçeği kokusu, yöresel bitkiler... Yine ne güzel betimlemiş. Sadece betimleme yazsa okurum.
Yüz sayfalık eser için fazla uzattım sanırım. Benim kalemim Yaşar Kemal gibi olmadığı için uzatmalarım da çok çekilmez. Ben aradan çekileyim siz eseri okuyun, keyifle... (Tabii mümkünse)