Puan vermedi·712 syf.····Okunma: 15 Temmuz 2021 23:37 "Korkmamalıyım. Korku katilidir aklın. Korku, mutlak yıkım getiren küçük ölümdür."
Bilim-kurgu Edebiyatı krallığının taht koltuğunda olduğu sayılan, okurken içine çekileceğiniz bir dünyaya sahip olan kitaptan bahsedeceğim, Dune'dan, ama önce ufak bir bilim-kurgu nedir ne değildir bakınalım istiyorum çünkü arada ben bu tür neydi diye oturup tavanımı izliyorum.
Bilim-kurgu... Aslında adından da bazı sonuçlara varabiliriz, çünkü bilim kurgu bizim gelecek hayallerimizden oluşmaktadır. Yani yakın veya uzak geleceğe dair öykülerin şimdiki zamanda sadece hayal olarak kurduğumuz şeyleri içine alarak uzaydan tutun da aklınıza gelebilecek her şeyi içerir. Açıkcası bilim kurgu için yapılan tanımlar arasında ben Lester Del Rey'in sözlerine katılıyorum, Lester Del Rey demiş ki: "Sadık bir hayranı bile bilimkurgunun ne olduğunu açıklamakta zorlanır, tam ve tatminkar bir açıklamasının olmaması ise bilimkurgunun kolayca tanımlanabilecek sınırlarının olmamasındandır."
Aynen böyleyim ben de...
Ve Dune! Dune'u okurken bazen kitabı ısıracaktım bazen de kitabı duvara fırlatacaktım. Çünkü bazen öyle yerler oluyordu ki anlamakta zorlanıyordunuz, tam kitabı elinizden bırakacakken de meraktan bir satır daha okuyayım okuyayım derken bir bakmışsınız su içer gibi okuyacağınız kısımlara gelmişsiniz.
Bu arada söylemeden edemeyeceğim, kitaba ilk başladığınızda çok garip hissediyorsunuz çünkü hem bilmediğiniz çok kelime var hem de dünyanın kendine özgü o kadar çok kelimesi var ki bunlara odaklanmak ilk elli sayfada epey zor oluyor ama bir süre sonra şelaleden akan suların hızı gibi dünyaya girivermişsiniz...
Biraz da konusundan bahsedeyim, Harkonnen ailesinin sadece belli bir süreliğine yönetilmesine karar kılınan Dune yani Çöl Gezegenini yönetecek hanedan artık Atreides hanedanıdır. Ve öykümüz Atreideslilerin Dune'a gelmeleri ile siyasi savaş başlamış bulunmakta... Dune gezegeninde yönetimde etkili olan bir diğer etken ise baharattır yani bir başka ismiyle melanj.
Zinhar bahartı hafife almayın çünkü Çöl Gezegenini bir insan bedenine benzetecek olursak, baharatın yeri omurga olarak belirlerdim. Baharat... Efendim, kendileri için bir çok insan bu gezegene sahip olmak ister hem de bir çok kişiyi baharat için öldürürler... Öyle bir şey! Dersiniz ki, nedir bu baharat, ne işe yarar bu illet şey? Hemen söyleyeyim, kendilerinin hafızayı güçlendirme, geleceği görmeye yardımcı olma gibi özellikleri bulunmakta. Bunlar hafif şeyler gelebilir fakat Lonca üyelerinden tutun Bene Gesseritlere kadar pek çok kişi bu baharatı hayatlarının ortasına bir tahta misali koymuş ve oyunlarını da bu tahtanın üzerine sırayla dizmişlerdir. Eh, birde baharat efendilerimizin kendilerinin size bir sürprizi var ama onu burada söylersem büyük ihtimalle bana kızarsınız.
Kitapta göreceğiniz bir diğer şey ise, Fremenler. Bazen hayran kalıp bazen de yahu siz kimsiniz diyerek akıllarını alt üst edecek kişiler... Gözleri masmavi olan Fremenler çölde yaşamaktadır deyip susuyorum yoksa ben burda oturur sabaha kadar yazarım onları. Ne zaman onlarla ilgili bir şey geçse kitapta kitabı gözünüzün dibine kadar yakınlaştırıp öyle okuyorsunuz çünkü öyle gizemliler ki! Ve kültürleri de öyle çok ilginizi çekiyor ki...
Bir diğer şey ise... Dev solucanlar... İlk başta solucanlardan bahsedildiğinde ilgimi hiç çekmemişti ama ne zaman ki solucanlarla karşılaştıkları kısmı okudum... Hayran kalmıştım.
Bu arada hatırlatmak isterim, kitap Çöl Gezegeninde geçiyor! Yani kitabı okurken her su lafı geçtiğinde kalkıp bir bardak su içmek isteyebilirsiniz...