9/10
·331 syf.··
2021 16. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2021 11:47
Kitabın temel kurgusu tüm dünyada etkili olan körlük salgını üzerine kurulmuş, COVID salgını döneminde okumak daha bir anlamlı oldu. Salgından etkilenen ilk karakterin hikayesiyle başlıyor kitap, hemen ardından temaslılarının hikayesi, hepsi isimsiz, fiziksel özellikleriyle veya mesleğiyle ayırt ediyoruz karakterleri birbirinden, ve hükümetin karantina politikasıyla hepsinin hikayesi ortaklaşıyor bir karantina binasında. Kör olmayan tek bir kişi var, ilk kör olanlardan birinin eşi ve kör numarası yaparak eşiyle beraber karantinaya giriyor, hikayedeki görüntüleri bu karakter sayesinde betimliyor yazar. Beni en çok düşündüren olaylar da bu binada yaşanıyor, bu karakterin gözlemleriyle. - Hükümetin güvenlik amacıyla binanın çevresine asker yerleştirmesi, ancak hastlaların bakımı için gerekli yiyecek/temizlik ihtiyaçları için askeriyeye destek vermemesi. Sonuç olarak askerlerin suçlanması ancak onların da korunmasız ve korkulu olması, kısa sürede onların da kör olmasıyla sonuçlanıyor, güzel bir ayrıntı. Hükümetlerin aracı kurumla, kendi adına leke sürmeden, insanları nasıl gözden çıkardıklarına kısaca güzel değinmiş. - Salgınla beraber bina nüfusu artıyor, askeriye yeterli yiyeceği sağlayamadığı için körler arasında kavgalar başlıyor. Korkulan oluyor, salgından önce kör olan ve böyle yaşamasını çoktan öğrenmiş olan, silahlı olan birkaç kişi gruplaşıp terör hakimiyeti kuruyorlar. Zaten eksik gelen yemeklere el koyup insanların değerli eşyalarını, kadınları talep etmeye başlıyorlar. - Çok kısa süre içerisinde salgın tüm dünyaya yayılıyor. İnsanlar en temel ihtiyaçlarını gideremez hale geliyorlar; evlerine geri dönemeyenler, açlıktan ölmek üzere olanlar, tuvalet ihtiyaçlarını mecburen her yerde gidermeye başlıyorlar, temizlik/kıyafet/görünüm hepsi önemsiz olmaya başlıyor, marketler/üretim duruyor yiyecek bir şey kalmayınca bencilleşen, çiğ et yemek zorunda kalan hikayelere şahit oluyoruz. Pandemi döneminde böyle bir hikaye okumak beni çok etkiledi. COVID yerine gerçekten körlük salgını olsaydı, dünyamız nasıl olacaktı? Duyu organlarımızından birini topluca hazırlıksız kaybetmek, bugüne kadar kurduğumuz medeniyeti çok hızlı yok edebilecek güce sahip.
Distopya
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,1bin okunma
·
70 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.