8/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2021 31. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2021 09:17
Aliya İzzetbegoviç'in kaleminden bir kitabı ilk defa okudum. Belki de en önemlisini okumuş olabilirim. Bunun doğru olup olmadığını diğer eserlerini okuyunca anlayacağım ama bu eser yüzünden Yugoslavya mahkemelerinde yargılanmış ve ceza alıp hapis yatmış olması, aleyhinde ifade vermesi için tanıklara baskı ve şiddet uygulanması bile eserin ne kadar dikkate değer olduğunun bir başka göstergesi. Bunları söylerken; eserinde yer verdiği değerlendirmelere önemli ölçüde katılmakla birlikte, bazı savlarını da anlamakta ve kabullenmekte zorlandığımı söylemek durumundayım. Ancak genel toplamda; - Müslüman toplumunun eğitimde, bilimde, teknolojide, ekonomide, devlet yönetiminde ve daha pek çok konuda geri kalmasının nedenlerini, - Kur'an-ı Kerim'in tilavetine olan ve şekilde kalan yönelmenin asıl içeriğinin önüne nasıl geçtiğini ve anlaşılmasını engellediğini, - Kadının toplum hayatında görmesi gereken değeri, - Müslüman topluluklar için asıl önceliğin eğitim, bilim ve ekonomi olması gerektiği ancak bunu gerçekleştirmek için kapitalizm ve sosyalizm arasında tercih yapmak yerine her ikisinin de erdemlerinden yararlanmanın daha akılcı olacağını, - İslam medeniyetinin de diğer medeniyetler gibi hatadan, kusurdan, yanlış uygulamalardan çok beri olmadığını, - Diğer dinlerdeki Ruhbanlık sistemine yapılagelen eleştiriler ortada dururken; samimiyetsiz ilahiyatçıların ve din adamlarının da benzer bir kısır döngüye neden olup, dış faktörlerden aşağı kalmayacak şekilde Müslüman toplumun ve İslam medeniyetinin altını nasıl eşelediğini, - Reformun, yenilikçi hareketlerin başarıya ve sonuca ulaşması için gerekli ön koşulları objektif, ölçülü ve tutarlı biçimde ele almış. Sonuç olarak, bu kitabı okuyunca bazı konulardaki olumlu ve olumsuz şartlanmışlıklarımı sorgulamam gerektiğini fark ettim: - 80'li yıllardan sonra kızışan Yugoslavya'da 90'lı yılların başında yaşanan adaletsizlik, zulüm, katliam ve soykırımlarda Tito'nun da (1980 yılında hayatını kaybetmesine rağmen) payının bulunması, - Aliya İzzetbegoviç'in diğer Müslüman ülkelerdeki devlet adamlarından pek çoğundan daha fazla temsil yeteneğine sahip olduğunun gözlerden kaçırılması, - İslam topluluğunun pek çok konuda geri kalmasının tesadüfi olmayıp, kâh bazı hataların kâh bazı kasıtlı politikaların sonucu olarak tezahür etmesi gibi. Eser, mevcut durağanlığından, geri kalmışlığından, ezilmişliğinden, pasifliğinden kurtulmak isteyen İslam toplumu için bir manifesto görünümünde. Bu bağlamda; okuduktan sonra oldukça beğendiğim ancak yabancı bir yazar tarafından yazılmış olması itibariyle, olabildiği kadar objektif olmanın çok da ötesine geçemediğini düşündüğüm Bernard Lewis'in Hata Neredeydi? adlı kitabından sonra, 'İslam Deklarasyonu'nu okumak kafamda gidip gelen pek çok soruya daha bizden, daha samimi cevaplar almamı sağladı diyebilirim. Kitapta yer alan söylemlerin tamamı okuyucuya doğru ya da mantıklı gelmeyebilir ama Bosna-Hersek'in değerli bir devlet adamı tarafından İslam topluluğu adına yapılmış bir özeleştiri derlemesi ve yola ışık tutma çabası niteliğindeki bu deklarasyona (ya da manifesto, ne derseniz deyin) bir şans vermek hiç de kötü bir tercih olmasa gerek. Keyifli okumalar dilerim.
İslam Deklarasyonu ve Tarihi SavunmaAliya İzzetbegoviç · Ketebe Yayınları · 20199,4bin okunma
·
1.421 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.