Puan vermedi·194 syf.····Okunma: 11 Şubat 2017 22:36 Ferit Edgü; yedek subay öğretmen olarak Hakkâri ve Beypazarı'nda 1967 yılında askerlik yapıyor. Bende Diyarbakır/Hazro’da yedek subay öğretmen olarak askerlik yapmıştım. Kitabı okurken o günler geçti gözümden. Yokluğun bile yok olduğu günlerdi. İlginç olan ise hayatımın en güzel günlerini geçirmiştim. Yokluğun içinde mutluluk, değerli, çok değerli. Lakin yokluğu kabul etmek anlamına gelmez elbette yaşanan o mutluluklar. İnsanca hisler işte, insanlığını unutmayanlar için.
Ferit Edgü’den okuduğum ikinci eser, çok başarılı, çok etkileyici. 2016 yılında yapılan 32. Baskıda çıkan bir kitabı okudum. An itibariyle site de 130 kişi okumuş. Daha ne söyleyebilirim ki…
Gerçeklikle düşü iç içe geçiren mükemmel bir şekilde şiirimsi bir anlatım. Zaten kitabın başında bu mesajı veriyor, “Hiç kuşkusuz düş gerçeğin ta kendisidir.” Anlatım tarzını değiştirmeler; iç monolog, iç diyalog, üçüncü tekil şahıs… Okurla konuşma anları, okur paylama, okura dikkat çekme… Gizem başlı başına…
Ve mükemmel bir final, öğrettiğim her şey yalan! “Biz, bir kış boyu, yufka ekmek, otlu peynir, bulgur pilavı yiyip, çay içerek yaşayamayız. Bizim meyvelerimiz, sebzelerimiz, etlerimiz vardır. Bütün bunları aradaki ayrımı göstermek için söylüyorum çocuklarım, beni yanlış anlamayın. Yalan söylemek günahtır, yalan söylemek insana yakışmaz, demedim. Beni yanlış anlamayın, yalan da söylenir. Benim size bütün bir kış söylediklerimin büyük bir çoğunluğu da yalandı. Ama şimdi söyleyeceklerim gerçek: Yavrularım, insanlar üç aylık bebekken, nedeni bilinmeyen hastalıklardan ölmeden de yaşayabilirler. Cüzzam, trahom bir alın yazısı değildir.”
Gerçekten üzgünüm, bu kitabı geç okuduğum için, Ferit Edgü’den henüz iki kitap okuduğum için.