·632 syf.····Okunma: 08 Ağustos 2021 15:42 Oblomovluk... ne ağır bir hastalık bu.
Her insanın içinde biraz da olsa Oblomovluk vardır diye düşünüyorum. Okunması gereken bir Rus edebiyatı klasiği. Ben çok beğendim okurken sanki olayların içindeydim. Görünmez biri gibi olanları kafamda canlandırarak izledim diyebilirim. Oblomov, hayata tutunmayı bırakmış, yaşadığı olayları sanki ruhen kenardan izleyen bir adam. Bu yüzden de hep yatma isteği doğuyor içinde. İçten içe tembellik daha da esir alıyor onu ve etrafındaki insanlarla hayatını bir şekilde devam ettirmeye çalışıyor. Kitabı okuduktan sonra gerçekten şunu anladım. Tembellik illet bir şey ve kalkıp bir şeyler yapmazsan yatarak yaşamaya bağımlı olursun. En yakın dostlarından biri Alman bir beyefendi olan Ştolts onu kaç kez bu mağaradan çıkarmak istedi ama ne yazık ki ikna edemedi. Çünkü Oblomov da bir gram bile kalkıp yaşamaya tutunmak isteği yoktu. İnsanın ruhu çöktü mü bir daha kendi istemediği sürece kimse yeniden onu ayağa kaldıramazdı. Böyle yaşamaya alışmıştı çünkü.. Etkileyici bir kitaptı. Biraz yorgun düştüm dinlenmeye gidiyorum.