·536 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Ağustos 2021 11:56 Sana gelecek kadar hürriyetim var benim ama sadece bir gecem var ."
Merhabalar
Sizlere beni çok derinden etkileyen bir roman ile geldim. Ama öncesinde İlhami Hocam'a ve Arkadaşım Mehmet'e çok teşekkür ediyorum.Kendileri "nar ağacını" okumam konusunda çok güzel tavsiyelerde bulundular ve özellikle Mehmet "finalde kitaptan alacağın tadı başka hiç bir kitapda bulamayacaksın" diyerek içimde körüklenen merak fitilini ateşlemesiyle okumaya başladım. Peki sonra ne oldu dersiniz ?
Neler olmadı ki .
Bu arada soyum Batum'dan gelme.
Hal böyle olunca da kitabın içerisinde bahsi geçen olayları ve devamında yaşananları zihnimde canlandırınca etim kemiğinden ayrıldı sanki. Beni çok sarstı ve bir bölümünde tüylerim diken diken olmuş vaziyette sayfalar arasında kayboldum. Anlatıcı bendim sanki ve Batum, Tiflis ,Tebriz , Trabzon ve İstanbul'u arşınlamış gibiyim .
Anlatıcı bizi bir resim karesi ile geçmişe taşıyor ve her karakterin ruhuna ışık tutmamızı sağlıyor.Hiç bir şekilde sonunu hayal ettirmiyor ve sadece anda bırakıyor. Tahmin etmeye çalışsanız dahi bir sonraki bölümde o tahmin maalesef çöp olmuş oluyor.
Anda kalmak...
Anlatıcı bizi geçmiş zaman dilimin en ücra, en karanlık dehlizlerinde gezdirmekle kalmıyor, finale doğru bizi çok başka bir hikâyenin içine sürüklüyor.Kitabın kapağına not düşülen "sen öyle çağırmasaydın ben böyle gelmezdim "cümlesi finale doğru bize merhaba diyor diyebilirim. Herşeyi en başa giderek anlıyoruz. Nedenleri ve niçinleri ve geldiğimiz nokta da karakterlerle birlikte geçmişe bakınca yüzümüzde ufak bir tebessüm oluşmuş olabilir.
Yarı kurgu ve yar-ı gerçeklik taşıyan hikaye otobiyografi gibi görünse de farklı bir tarza sahip diyebilirim.Ben kitaba kalbimi bıraktım.
Kurgu o kadar sağlam ki film olsa gişe yapar; o derece güzel. Yazarın anlatım dili çok güçlü ve naif ki arkadaşım Mehmet'e hak verdim.
Uzun süre bu lezzette bir kitapla karşılaşamayacağımı hissediyorum. Şimdi bu kitabın üzerine ne okusam o derece yavan ve boş geliyor.
Hoşça kalın ❤