Hikaye 16. Yüzyılın başlarında Strasbourg' da geçiyor. Strasbourg halkı akıllara zarar bir yoksullukla mücadele etmekte durum o kadar vahim ki aileler açlıktan çocukları yiyor, bebeklerini yemek istemeyen bir kadın Enneline bebeğini nehire atıyor. Bu acı durum, açlık ve yoksullukla da birleşince Enneline kaslarına hakim olamaz ve dans etmeye başlar öyleki benzer durumda olan iki bine yakın Srasbourg'lu da dans vebasına tutulur sokaklarda erkek, kadın, çocuk, yaşlı dans ederler. Durum gittikçe kötüleşir şehir yöneticisi psikoposdan ve hekimlerden oluşan bir ekiple toplantı yaparak soruna çözüm bulmaya çalışır. Piskopos dansın günah olduğundan bunu Tanrı'nın katedrallere yeterli yardımı yapmayan halka ceza olarak gönderdiğini öne sürerek ceplerini daha fazla doldurma peşindedir. Sonuçta dansı dansla tedavi etme yöntemine gidilir ve dans vebalıları şehir merkezine getirilerek çalgılar eşliğinde dans edilmesi sağlanır. Sonuç olarak dans ederek ölen bir çok insan olur fakat dans etme eylemi son bulmaz. Çare için piskoposdan yardım istenir. Piskopos vebalı iki bin kişiyi iyileşmesi için kutsal bir yere götürür fakat amacı bu insanlardan kurtulmaktır. Iki bin vebalı kişiyi yakarak öldürür. Bu sırada Türklerin işgal tehdidi ve Martin Luther King'in reformcu hareketlerine de değinilen kitap kurgu bakımından etkileyici. Dönemin din adamlarının kendi çıkarlarının herşeyin üstünde olduğu düşüncesi açık ve alaycı bir dille anlatılan kitap sonunda aralıksız yağan yağmur ile son bulmaktadır. Okumak keyifliydi kısa bir kitap olduğundan ve anlatımı sade olduğundan sıkılmadan okunan kitaplar arasında yerini almış bulunmaktadır.