1000Kitap Logosu

Gönderi

AkilliBidik
Cebi Delik'i inceledi.
126 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
7/10 puan
Paul Auster’ın yazarlık hayatının başında, daha tanınmadan ve kitapları yayınlanmadan önceki sıkıntılı dönemini anlatan otobiyografik bir roman “Cebi Delik”. 1997 yılında, üne kavuştuktan sonra yazdığı bu hatıralarında, geriye dönüp parasızlıkla geçen o acılı gençlik yıllarına bir kısa bir bakış atıyor Auster. Orta halli bir ailenin çocuğu Paul Auster; çocukluğu kimi yazarlar gibi öyle sefaletle geçmiyor. Avukat bir babanın oğlu; New Jersey’de büyüyor, Columbia Üniversitesi’nde edebiyat okuyor. Ancak “Amerikan Rüyası” ve onun simgesi “para” ile ilişkisi gençlik yıllarından itibaren pek iyi olmuyor: “Amerikan yaşamının sağlıklılığı, haysiyeti, dürüstlüğü yutturmacadan, reklam palavrasından başka bir şey değildi. Gerçekleri irdelemeye başladığın anda, çelişkiler su yüzüne vuruyor, ikiyüzlülükler açığa çıkıyordu ve her şeye yepyeni bir açıdan bakma olanağı doğuyordu... Bizlere ‘herkese özgürlük ve adalet’ kavramını öğretmişlerdi; oysa gerçekte özgürlük ile adalet çoğu kez birbiriyle çelişiyordu. Para peşinde koşmanın adil olmakla ilgisi yoktu; o konuda geçerli toplumsal ilke ‘her koyun kendi bacağından asılır’ görüşüydü.” İlk gençlik yıllarından itibaren şair ve yazar olmak istediğini bilen Auster, çoğu arkadaşı gibi üniversiteden mezun olduktan sonra düzenli bir kazanç sağlayacağı işe girip çalışmayı, kendi deyişiyle “rehavete kapılmayı”, hayal ettiği yazın hayatına ihanet olacağı gerekçesi ile istemiyor. Ona göre “bir yazar o rehavete gömülürse, artık işi bitmiş demektir.” Yazarlık öyle part-time yapılabilecek, geceleri ya da hafta sonları boş zamanlarda yazarak kotarılabilecek bir iş değil Auster’a göre. O yüzden zorlu bir yol seçiyor kendine… Orada-burada, olur-olmaz, saçma sapan işlerde çalışarak kazandığı paralarla Fransa’ya gidiyor ve parası bitene kadar burada yaşıyor. Net bir hedefi yok; amacı yeni yerler ve insanlar tanımak, yazmak, yazmak, yazmak ve yazdıklarını beğenecek biri ile tanışmayı beklemek. Parası tükenince ABD’ye geri dönüyor, ancak bu sefer aşık olduğu kadınla beraber. Doğduğu ülkede durum daha da zor hale geliyor; zira artık üç kişiler ve masrafları öyle günübirlik işlerle karşılanabilir gibi değil. Bir-iki yerden aldığı ödüller ailenin bu maddi zorlukların tetiklediği sıkıntılarla parçalanmasını ancak kısa bir süre önlüyor. Ve 1982 yılına, yani ilk romanı “Köşeye Kıstırmak” yayınlanan kadar, 35 yaşına ulaşmış Auster deyim yerindeyse “bir baltaya sap” olamıyor. Kısa bir kitap “Cebi Delik”, hızlıca okunabilecek bir öz yaşam öyküsü. Bir insanın çok isterse ve azmederse zorlukları aşabileceğini ve hayallerine ulaşabileceğini göstermesi bakımından keyifli de… Yazarın Kosinski’ye ilişkin anıları da ilginç. Ancak ben kitabı bitirince Auster’dan ziyade evsiz Joe Reilly’e odaklandım. Zengin bir ailenin iyi eğitimli ve sanata meraklı bu çocuğunu sokaklara düşüren aksilikler zinciri Auster’ı da teğet geçmiş dedim içimden… O bir şekilde kurtarmış paçayı ama Joe Reilly dibe yuvarlanmış. Sadece “çok çabalamak” mı kurtarmış Auster’ı Reilly’e benzer bir kaderden; yoksa yeteneği mi, şansı mı, tanıdıkları mı, ikinci eşi mi? Bilemedim… “Sokaklarda kim bilir keşfedilmemiş ne yetenekler var?” diye düşünmeden de edemedim.
Cebi Delik
7.6/10
· 268 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
Paylaşım
21
Beğeni
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.