#kontöderland sistem içindeki bireyin çıkmazını sorgulayan, burjuvaziyi eleştiren bir oyun.
Çalıştığı bankadaki bekçiyi sebepsiz yere öldüren çalışanın cinayetini düşünen Savcı’nın sahnesi ile başlıyor oyun. Gece yarısı takım elbisesi düzenli dosyaları ile oturan Savcı düzenin ve burjuvazinin simgesi. Ama katilin sebepsiz sebeplerini de anlayan tek kişi ve bir kırılma anıyla insanlara dayatılan düzenin dışına çıkmaya çalışıyor, elinde baltasıyla. Balta öfkenin, başkaldırının simgesiyken zamanla deri çantada taşınan bir iktidar aracına dönüşüyor. Oyunda bir döngü var.
“Özgür olmak için iktidarı devirenler, özgürlüğün karşıtı iktidarı devralırlar.”
Frisch çok tanıdık imgeler ile bireyin yaşadığı ya da yaşadığını sandığı hayata umut ile koşullanmasını müthiş vurgulamış. Radyoda verilen saat anonsu, lüks bir davette ikram edilen havyar ya da beyaz etiketli siyah klasörler gibi detaylara yabancı değiliz. Belki havyara:)
“Paydos umudu, hafta sonu umudu, hayat boyu hep bir yedek bulma umudu; acınası öbür dünya umudu da buna dahil.”
#maxfrisch in gazete haberinden yola çıkarak yazdığı Kont Öderland çarpıcı bir oyun, sadece oyun severlere değil oyuna mesafeli okurlara da ısrarla tavsiye edeceğim, mutlaka okunmalı dediğim satır satır üzerine konuşmak istediğim kitaplardan biri.
Ve çeviri @sebnemsunar, pek severim