Bazı kitaplar sevdiğiniz insanları hatırlatır. Öncelikle bu eserde bana yoldaş olan iki dostuma selam olsun.
Trabzon- Tebriz- Tiflis- Batum- Bakü- İstanbul ve Taht-ı Süleyman bu şehirlerde ilerleyen bir aşk, ayrılık ve acı hikayesi. Zaten bu coğrafyada acıyla yoğrulmayan bir yaşam olabilir mi?
1. Dünya savaşının hatta daha evveli Balkan savaşının getirdiği sıkıntılar binlerce yaşamı derinden ve geri döndürülemez ölçüde etkiliyor bu etkinin mikro düzeyde öyküleştirilip aşk ve özlemle harmanlanmasını bu eserde görüyoruz.
Setterhan karakteriyle aşkın o derinliği incelenirken, günümüzde hasret kaldığımız salt sevgiyi görüyoruz.
Büyükhanım ile bir kadının ne denli vakûr ve engin olabileceği anlıyoruz.
Sofya ile aşkın ideolojinin üzerinde bir ideal olduğunu hissediyoruz.
Piruz ile İran’ın İslamiyet öncesi inanç dünyasını ve bir kişinin bir döngüyle kadere müdahil oluşunu takip ediyoruz.
Azam ile yine sevmenin cesur bir kararın pençesinde olduğunu anlıyoruz.
Osmanlı’nın son dönemindeki yoğun acı ve gözyaşı dolu hikayeleri yüreğinizde hissedeceksiniz bu eser vesilesiyle.
Tarih, sıla, özlem, aşk ve acının yoğrulduğu bu eseri dostlara tavsiye ediyorum.
(Hayat deryalar yüklü bir imkansızlık dahi olsa yine de umut etmeli.) Kitapsever...