·360 syf.····Okunma: 08 Ekim 2021 23:09 Bilimkurgu kitap kulübümüzün Ekim okumasında İşte Tanrılar vardı. Asimov'dan okuduğum 10. kitap oldu İşte Tanrılar. İyi ki okuduk! @senseiog
Önce kitabın ve bölümlerin adının nereden geldiğinden bahsedeceğim.
Kitabın giriş sayfasında: " Ve aptallığa karşı verilen savaşın nihayet bir gün kazanılacağına dair umuda." cümlesi karşımıza çıkıyor.
Bu cümle Friedrich von Schiller'in "Against stupidity the gods themselves contend in vain." yani "Aptallıkla tanrılar bile boşuna mücadele eder." sözünden geliyor. Asimov bununla da yetinmeyip cümledeki sözcükleri birbirinden ayırarak bölüm isimleri olarak kullanıyor. (Yanyana gelince Schiller'in cümlesi çıkıyor ortaya.) Bakınız:
1. Bölüm: Against Stupidity
2. Bölüm: The Gods Themselves
3. Bölüm: Contend In Vain
Şimdi de bölüm bölüm incelemeye başlayayım. İlk bölüm olan "Aptallığa Karşı" 6. bölümden başlıyor. Kitabı okudukça bunun nedenini heyecanla anlıyoruz ki Asimov da girişte 6. bölümden başlamasının hata olmadığını ve bir sebebi olduğunu belirtiyor. Okuyup keyfini çıkarın dediği kadar var!
İlk bölümde karşımıza üç ana karakter çıkıyor. Pete Lamont, Myron Bronowski ve Frederick Hallam. Hallam, bir radyokimyager. 3 Ekim 2070 yılında masasında duran Tungsten (Volfram) Metali onu bir bilinmezi keşfetmeye götürüyor. Hırsının ve pes etmemesinin de etkisiyle tungsten numunesinin değişim geçirerek radyoaktiflik gösterdiğini ispat ediyor. Ve ortaya Elektron Pompası çıkıyor. Bu pompa sayesinde elektron transferi sağlanıyor ve sınırsız enerjiye kavuşan evren bir de para-evren ile arasında döngü kuruyor. İki evren arasında haberleşme de tungsten ile pompa sayesinde devam ediyor. Ancak sınırsız ve bedava enerjinin bir sonucu hem de kötü bir sonucu olduğunu savunan Lamont felaketten bahsetmeye başlıyor. Güneş ve Dünya'nın yok olması!
İkinci bölüm İşte Tanrılar bana göre kitabın en iyi ama en karmaşık bölümüydü. Dilim döndüğünce bölümün genelinden bahsedeyim. Bu bölüm, bizim uzaylı olarak adlandırdığımız canlıların anlatıldığı bölüm. Buradaki canlıları iki tür olarak inceliyor Asimov. Yumuşak Kimseler ve Sert Kimseler. Yumuşak Kimseler 3'e ayrılıyor. Bunlar: Mantıksallar (Sollar), Duygusallar (Ortalar) ve Ebeveynseller (Sağlar). 3 yumuşak türün birleşmesi yani erime ile ortaya bir bebek çıkıyor. Mantıksal ile Ebeveynsel birleşse de Duygusal olmadan bebek oluşumu gerçekleşmiyor. Yani kilit noktamız Duygusal. Birleşmede görev dağılımı şu şekilde: Mantıksal tohum sağlıyor, Ebeveynsel kuvöz tedarik ediyor, Duygusal ise enerji sağlıyor. Üçlü kurma tamamlandıktan ve son bebek de oluştuktan sonra göçüp gitme zamanı gelmiş oluyor. Ve göçüp gitme zamanına Mantıksal karar veriyor. Bahsettiğim bu döngü sürekli kendini tekrarlıyor. Bölümdeki karakterlerimiz Odeen (Mantıksal), Tritt (Ebeveynsel) ve Dua (Duygusal). Onların Pozitron Pompası ile olan bağlarını, üçlünün iletişimini ve Bebek-Duygusal oluşum sürecini okuyoruz.
Üçüncü bölüm "Çabalar Nafile Mi?" olayların birleşmeye başladığı nokta. Ay'da geçen bölümde karşımıza Selene ve yine kitabın ilk bölümünde adından bahsedilen Denison çıkar. Hallam tarafından itibarı zedelenmiştir Denison'un. Hem Elektron Pompası itirazı hem de yine birinci bölümde karşılaştığımız Pete Lamont'u tanıması onu önemli kişilerden biri yapar. Dünyalı Denison ile Ay sakinlerinin tek bir amacı vardır o da Dünya'nın ve Güneş'in yok olmasını durdurmak!
Her bölüm sürprizlerle dolu, fizikle kimya ile dolu. Zekâ dolu, hayranlık dolu. Elementler, termodinamik ve daha fazlası var bu kitapta! Her bölümde, buradaki canlıların Elektron Pompası ile mücadelesini kendi yöntemlerinden okuyoruz. Farklı zamanlarda ve yerlerde başlayan hikâyelerin nasıl birleştiğini, her canlı formunun hayatlarını ne denli önemsediğini görüyoruz.
Kitabın benim için en iyi bölümü ikinci kısım olan İşte Tanrılar'dı. Orada okuduklarım, bir yaşam formu bir uzaylı hayal etmemde bana ışık oldu. Karakterlerin diyalogları, birleşme ve oluşturacakları yeni formun amacı hayli ilginçti. Özellikle bölümün sonlarında heyecanıma hakim olamadım. Bayıldım yine okuduklarıma. Asimov'un yazdığım en iyi metin demesinin nedenini de böylece anlamış oldum.
Ne yazık ki rahatına düşkün insanlığın, bedava ve sınırsız kelimeleri ile olan ilişkisi yine beni yanıltmadı. İlerde ne olursa olsun, kendini kurtarmaya çalışan insan her zaman yakın gelecekle ilgilenmeye devam edecek. Hep kısa vadede düşünecek hep yanlışı yüceltecek ve bunun sonuçlarına er ya da geç katlanacak...
Vakıf ve Seldon sonrası unutamayacaklarım arasına bir kitap daha eklendi Asimov'dan. Bir gün aptallığa karşı verilen savaş kazanılırsa bunun vesilelerinden biri de yazdığı metinlerle Asimov olacak.