Puan vermedi·148 syf.··Beğendi
· "Devrimler sonsuzdur!" diyordu Zamyatin, evrensel ve zamansız bir gerçeğin altına kalın bir çizgi çekerek. "Son devrimin imkansızlığı" en çok da feminist hareketin merkezinde bir nabız gibi atıyor yüzyıllardır. Bir çağ yangınının ardından "özgürlük, eşitlik, kardeşlik"i yalnızca insanlığın yarısına "bahşeden" Robespierre'lerin "erkek devrim"inin kalbine bir bıçak gibi saplanan Olympe de Gouges da, çağdaşı Mary Woolstonecraft'la birlikte, farklı yerlerde ama benzer ruhla, birinci dalga feminizmin belkemiğini yaratıyordu. Kadının doğal haklarını erişebilmesinin peşinde patriyarkanın devamlı baskısını işaret eden tarihi bir belgeye, Kadın ve Kadın Yurttaş Hakları Bildirgesi'ne, imza atan Gouges; eril devrimin kadını idam sehpasına çıkarmakta gösterdiği istikrarını onu kürsüye çıkarırken de göstermesini talep ediyordu. Bu cesur uyanış çağrısı, her devirde olduğu gibi "küçük karakterlerce" vatan hainliğine dek uzanan bir suçlamalar silsilesinin de köşe taşlarından birine dönüşürken Gouges devrimin Medusa'sı ilan ediliyor, giyotinin parlak kenarında sırıtan "kadın delirticilerin" iştahını kabartıyordu. Devrin(m)in kız kardeşlerini gözbağlarını çözmek ve onları aynı bayrak altında toplamak için sesini kahramanca yükselten Gouges aynı zamanda, Kıta feminizminin ilk dalgası için çağının ötesinde bir kapsayıcılıkla, bir Fransız olarak ardından sürüklediği kolonyal günahlara da sessiz kalmayıp sömürgelerdeki siyahların haklarını dillendirerek köleliğin sistematikleştirilmesinin karşısında duruyordu. Kendine verdiği adla yeniden doğan bir birey olarak Gouges, her kesimin bir başka açıdan muhalifi olmakla suçladığı bir "tavan arasındaki deli kadın"a dönüştürülerek tarihe kirli damgasını vuran Robespierre'lerin imzalarıyla 1793 yılının soğuk bir kasım sabahında esen rüzgarda dimdik idama yürürken de intikam isteyen ruhunu kadınlara miras bıraktığını ilân ediyordu. Onun toprağa bulaşan kanı, mor renge bürünüp bir hareketin damarlarında bugün de dolaşıyor. Çünkü devrimler sonsuz, yol uzun, düşman güçlü ama fikirler ölümsüz. Başlar kopar ama köklerimiz sonsuza dek bizimle. Dün olduğu gibi bugün de.