"Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan, bütün insanları anlar.”
Zweig ve kısacık gibi görünen ancak içine dev gibi hikayeler sığdıran müthiş eserleri… Bence tüm okurlar için Stefan Zweig çok farklı bir yerde duruyor. Olağanüstü Bir Gece, Stefan Zweig dediğimizde akla gelen ilk kitaplardan biri olsa gerek.
Olağanüstü Bir Gece, kendi içinde kendisini sorguya çeken, tüm hesaplaşmalarını tamamlayıp içindeki gerçek ‘ben’i gün yüzüne çıkaran bir adamın yolculuğu aslında. Zengin, aynı zamanda da oldukça yalnız bir adam olan karakterimiz, o zamana kadar istediği her şeyi elde etmiş ancak belli bir zaman sonra erişecek bir hayalinin olmaması onu hissiz ve hayattan keyif almayan bir adama çevirmiştir. Talihsiz bir gecede işlediği bir suç ise yeniden insan olduğunu hissetmesine ve insanlarla yeniden iletişim kurmasına vesile olur.
Genel olarak herkes gibi benim de keyifle okuduğum kitaplardan biridir Olağanüstü Bir Gece. Stefan Zweig’in ise, yalnızlığın insan ruhundaki yansımalarını bu kadar muazzam ortaya koyması, betimlemeleri ve karakterler üzerinde yaptığı analizlerin derinliği kendisinin bir Freud hayranı olmasının bir getirisi olsa gerek.
"Denizde susuzluktan ölen biri gibiydim."