·80 syf.··Beğendi
···Okunma: 10 Kasım 2021 01:09 Uzun zamandır merak ettiğim Alman yazarlardan biri idi Gotthold Ephraim Lessing. Alman edebiyatında ve özellikle Alman tiyatrosunda öncü rol üstlenmiş ve “Aydınlanma Dönemi”nin baş aktörlerinden biri kabul edilen bu yazarı kısacık bir oyunu ile tanıma fırsatı bulduğum için mutluyum.
Oyun kısa, ancak çok çarpıcı. Lessing mesajını evirip çevirmeden, direkt veriyor izleyicisine. Başlarına gelen her kötülük için Yahudileri suçlayan ve Yahudi toplumunu dışlayan Alman halkı üzerinde rahatsız edici bir farkındalık yaratmak hedefi: Baron, Yahudi kılığına girmiş kendi yakınları tarafından soyulmak üzereyken tesadüfen bir yabancı tarafından kurtarılır; ancak onu kurtaran bu yabancı gerçek bir Yahudidir.
Lessing bir Yahudinin iyi, inançlı Hristiyanlar zannedilen kimilerinin de kötü olabileceğini gösterirken önyargıların adaletsizliğine ve insanı insan yapan temel değerlere dikkat çekmek ister: “Ah, hepsi sizin gibi olsaydı, ne kadar saygıdeğer olurdu Yahudiler” der örneğin Baron; kurtarıcısını çok sevmesine karşın onun bir Yahudi olmasını hala kabullenememiştir. Cevap vurucudur: “Ve Hristiyanlar ne kadar sevimli olurlardı, hepsi sizin niteliklerinize sahip olsaydı” der kurtarıcı. İnsanları sadece inançlarına göre gruplayıp yaftalayan Hristiyan inancının adaletsizliğini ve çelişkisini ortaya böyle serer.
Oyunun temeli, Hristiyan dünyasındaki Yahudi düşmanlığına dayanır. Hristiyan dünyasında uzun yüzyıllar boyunca Yahudilerin dışlandığını, ikinci sınıf insan sayıldığını, kamu hizmetine alınmadığını, tüm kötülüklerin onlara atfedildiğini ve hatta katledilmeleri için bahaneler arandığını unutmayalım. Hristiyanlık dini, sonradan gelen din olarak öncekini ortadan kaldırmıştır; dolayısıyla hala Yahudilikte ısrar edenler sapkındırlar ve dine tehdit oluşturmaktadırlar. Bu nedenle yüzyıllar boyunca Yahudiler gettolarda, içlerinde bulundukları -ama hep azınlık oldukları- toplumlardan dışlanmış şekilde yaşarlar ve hakim sınıfın gözünde tüm olumsuzlukların sebebini oluştururlar. Toplum her gerildiğinde emniyet sübabı olarak “Yahudilerin katli vaciptir.” nidaları atılır. Ve sanılanın aksine bu sadece Almanlara değil, tüm Hristiyan dünyaya ait bir düşmanlıktır.
Gotthold Eprahim Lessing Teoloji konusunda yüksek eğitim almış, son derece dindar bir Hristiyan. Goethe’den 20 yıl önce doğmuş olan bu yazar, Alman Yenilikçi tiyatrosunun kurucularından sayılmaktadır. Hristiyan inancının “mucizeler”e dayandırılmasını eleştirdiği için şimşekleri üzerine çekmiş, ancak ölene kadar inandığı yoldan geri adım atmamış büyük bir düşünür ve hümanisttir.
40tan fazla sahneden oluşan eseri, bu yönüyle günümüz tiyatro eserlerine benzemiyor. Ancak döneminde oyundaki dinamizmin böyle peşi sıra akan kısacık sahnelerle sağlandığını öğrendim ve buraya bir not olarak düşeyim.
Oyunda konu edilen genellemeler ve düşmanlıklar maalesef aradan geçen 300 yıla rağmen hala var ve bize de epey yakınlar. Şimdiden “ama Yahudiler de …” (ya da ama Aleviler de…, ama Hristiyanlar da …) diye başlayan cümleler duyar gibiyim.
Lessing’in bu kısacık eseri bence o yüzden hala kıymetli…