Cinler, periler, tüylü varlıklar, minare boyunda Ahu babalar GULYABANI ler, kahramanlarımıza ara ara zor zamanlar geçirttiler. Okurken ürkmedim desen yalan olur :) .
Harfiyen yerine getirilen talimatlar, yakılan tütsüler, ikram edilen şerbetler ve sorgusuz sualsiz itaatlar.
Bu işi bozsa bozsa munise bizar diyordum ki, onu bile delirtme noktasına getirdiler. Garibim, zaten eve ilk geldiğin de anlamıştı da başına gelecekleri ama biçare susmuştu. Neyse ki aklı selim Hasan çıkageldi. Tüm bu keşmekeşin içersinde AŞK olmazsa olur mu? Olmaz ! Daha da karıştı mı ortalık.
Hele herkesten akıllı çıkan evin deli Hanımefendisine ne demeli?
Gerçekleri öğrenince " haklıya hakkını verelim" diye köy kahvesinden köşke ayaklanan köy halkına bir alkış şart tabii :)
Velhasıl, değişik bir hikaye arıyorsanız mutlaka okuyun derim. Hem eğlendiren, eğlendirirken de düşündüren bir eser. Inanmak ayrı bir şey, sorgulamamak ayrı bir şey.
Insanoğlunun fıtratında var galiba. Araştırmak, okumak her zaman zul gelir. Kulaktan dolma bilgiler tatmin ettiği sürece, yola tam gaz devam edilir. Hele ki anlatılanlar Ata dan aktarılıyorsa o zaman asla yanlış değildir ve kesin bilgidir. Asla çiğnenmez ve tabu dur ( mu acaba ?)
Ben okurken çok eğlendim, sizinde keyf alacağınızı düşünerek... Hoşça kalın :)