·180 syf.····Okunma: 18 Mart 2017 21:25 Ercan KESAL – Peri Gazozu
Bu kitap bende çok derin izler bıraktı. Bir nefeste olan türden bir kitap tutacaksınız elinizde. Ercan Abi öyle bir konuşuyor ki sizinle kitlenip, kalıyorsunuz o insan yaşamları önünde..
Aslında yazmak istediğim bir kitap var. İşte Ercan KESAL tam bu formatta yazmış kitabı. Bir doktorun Anadolu insanını müthiş analizi. Darbe öncesi ve sonrası yaşanan Türkiye’yi çoğu yerinde yutkunarak, nefes alamayarak okuyacaksınız. Mutlaka hepimize dokunan yerleri var cümlelerinin. Hıçkırıklara boğulup, yüzümü yıkamak zorunda kaldığım yerler oldu ki hala da etkisi devam etmekte. O kadar çok soru sorarken buldum ki kendimi, bazen kahrettim içinde olduğumuz düzene.
Listemde yerini aldı Ercan KESAL. “Diğer kitaplarını da kesinlikle temin etmeliyim,” dedirtti. Yazacak çok şey var aslında ama sadece bir kaç vurucu alıntı ile sizleri meraka sürükleyip, kitabı okumanızı çok arzu ediyorum.
“Hocam, bu sarılma denen şey ne kadar önemliymiş meğer. Keşke çok daha önce birbirimize doğru düzgün, adam gibi sarılabilseydik. Biz kıymetini bilememişiz.”
“...bugünlerde, ağzınıza götürdüğünüz her lokma boğazınızdan bir türlü geçmiyor ve yutkunuyorsanız sürekli ve oğullarını birer birer toprağa veren annelerin ülkesinde, kendi oğlunuzu koklamaktan hicap duymaya başlamışsanız eğer, birbirinizin hayatlarını da fark etmeye başlamışsınız demektir. Bu da iyi bir şeydir. Şimdilik...”
"Öyledir. Bazı fotoğraflar her seferinde içinizi yakar."
“Bir baba, on sekiz yıl önce öldürülen ve kaybedilen oğlunun, kafatası ve kemikleri, yanmış halde bir kuyunun dibinde bulundu diye sevinç gözyaşları döküyor! Bundan sonraki tüm sevinçlerim bu ülkeye haram olsun...”
"İçimde, hiç çizgisi olmamış avuçlarıyla bir çocuğun sızısı, dünyanın ortasındayım artık.."
"Uyku ile uyanıklık arası bir yerdeyim. Kapı açılıyor önce, gölge gibi, babam geliyor. Üzerime eğilip saçlarımı okşuyor ve sonra yanıma uzanıp, kollarıyla kucaklıyor. Babamın göğsüne başımı gömüp yatıyorum. Babamla dünyanın en güzel akşamında, dünyanın en güzel evinde, dünyanın en güzel uykusunu uyuyorum. Bir daha öyle bir uyku olmadı hayatımda.
Şimdi babam yok ve ben yetimim.."
"12 Eylül'ün Türkiye'si ise, oğullarının tabutunu arayan babaların ülkesi olarak hatırlanacaktır."
"Neyse. Benim aklımda hala arkadaşım. Belli ki o da yan hücrelerin birinde. "Ne yapıyor? İyi mi? İşkence yapmışlar mıdır? Morali nasıl?" Onları düşünüyorum. Beşinci gündü galiba. O gün yemeğin yanında pelte gibi bir tel kadayıf verdiler. Tel kadayıf. İnanılmaz bir şey. Bizim arkadaşın en sevdiği tatlı. Biliyorum, hastasıdır tel kadayıfın. Benim için o an bitti sanki siyasi şube, 12 Eylül, faşizm vs. Değil mi ki arkadaşım şu anda tel kadayıf yiyor, gerisi boş. Her şey güzel artık..
Birbirimizin hayatlarının içindeyiz. Bundan hiç haberdar olmasak da.."
Herkese keyifli okumalar kitap sever güzel insanlar..