"Entelektüel üstünlüğü, ahlâkî sorumlulukları da beraberinde getiriyor. İnsan ne kadar yetenekli olursa, insanları yoldan çıkarma gücü de o kadar büyük oluyor... Bir çok insan yoldan çıkacağına tek bir insan acı çeksin daha iyi!"
Aldous Huxley'in 1932'de yazdığı bu distopya romanında, sınıflandırılmış bir toplum karşımıza çıkar. İnsanlar ihtiyaç olunan rollere göre kuluçka, şartlandırma ve hipnopedi yöntemleri ile üretilmiş robotumsu varlıklardır.
Tasarlanmış bu dünyada mutsuz olma hakkı elinden alınmış olan insanlar; sorgulamaz, düşünmez, hissetmez, başka bir sınıfa ait olmak istemez. Neyi seveceği, neyi düşüneceği, nasıl yaşayacağı önceden belirlenmiştir.
Farklı olan yalnızlığa mahkûm edilir, tehlikelidir! İstikrarlı bir toplum için, bireylerine mutluluğu sadece zevkten ibaret bir hayatı dikte eden bu sistemde insanlar; doğalarından, bilgiden, sorgulamaktan çok uzaktır... Okurun cevap vermesi gereken sorularla da kitap sonlanır.
Baskılanmış, iradesi elinden alınmış, tutsak bir insan olarak sonsuz bir mutluluk dünyasında yaşamak mı?
Yoksa insanlığa ait tüm gel gitleri, acıları kabul ettiğiniz, kendinizi bulma hakkına sahip olduğunuz, özgürlük ihtimali olan bir dünyada yaşamak mı?!.
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley