10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2021 38. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2021 20:05
Asılacak Kadın adlı romana konu olan gerçek hikayeyi öğrendiğinde Pınar Kür 21 yaşında imiş. Yazar hikayeden oldukça derinden sarsılmış ve etkilenmiş. Ve Asılacak Kadın romanını tam 15 yıllık bir çalışmanın ürünü olarak okura sunmuştur. Ancak kitap ise dönemin yargısı tarafından "cinsel tahrik" ve "ahlaksızlık propagandası" amacı ile yazıldığı öne sürülerek kaldırılmasına karar verir. Bu konu ile ilgili Pınar Kür kitabın sonunda mahkemeye sunduğu dilekçeye de yer vererek, dönemin yargısına çarpıcı bir şekilde nasıl cevap verdiğinide okuru ile paylaşmış.      Romanın konusu ise Türkiye gündeminin ne yazık ki aşina olduğu bir olayı ele alıyor. "Yalı cinayeti" olarak adlandırılan bir olayın yargıç-azmettiren(!)-suçlu olarak üç farklı bakış açısı ile olayı okura aktarmaktadır. Aslında bu üçgen tam olarak sahip oldukları mutlak güç ve konumları ile şu şekilde de ifade edilmektedir:Ezen-ezilen-toplum. Romanda baş karakter olan Melek'in zorba Hüsrev tarafından korkunç bir şekilde istismar edilmesini konu ediyor. Melek ailesiz, korumasız ve bastırılmış bir genç kız. Dolayısı ile kendini savunmayı bilmeyen hatta düşünemeyen öğrenilmiş bir çaresizliğin bir portresi. Bu durumu da onu Hüsrev tarafından açık hedef haline getiriyor ne yazık ki.      İlk bölümde yargıcın düşüncelerini okurken korktum. Üst düzey eğitim almış olan bir insanın bağnaz, çarpık bir düşünceye sahip olarak yargıda yer alması ve karşısında olan kişileri cinsiyetçi bir şekilde değerlendirerek yargılaması inanılmaz korkutucuydu. Hayatınızın sapkın bir düşüncenin beden bulmuş insan vücudunda iki dudağının arasından çıkacak bir karara bakması sarsıcı, korkutucu ve güvenilmez.       Asılacak Kadın'ı okurken Suç ve Ceza kitabını okurken hissettiklerimi hissetim. Kitabı bitirdiğimden beri düşündüğüm ve kendime sorduğum sorulardan biri "Suç gerçekten nedir?". Yaşadığınız bir zorbalıktan şiddetle veya benzeri bir şekilde kurtulmak sizi suçlu yapar mı? Pınar Kür bu temayı Türkiye'nin yıllar geçsede kanayan yarası olan istismar edilen kadınlar üzerinden ele almasıyla güncelliğini daima koruyacak bir eser yapıyor, kitabı.       Kitapta yargıç Faik İrfan Elverir ve Melek'e ait ilk iki bölüm bilinçakışı tekniği ile yazılmış. Son bölüm olan Yalçın'ın hikayesi ise kendi ağzından aktarılmıştır. Kadının toplumdaki yerinin bu kadar ağır bedeller taşımasını okumak çok üzücü. Ve daha bununla da üzüldüğüm noktalar bitmiyor. Toplumun yapıldığını bildiği bir zorbalığa susarak hatta yeri geldiğinde katılarak destek verdiğini görmek ve bunun hala değişmediğini bilmek çok daha üzücü, yıpratıcı ve sarsıcı. En acısıda hala aynı zihniyete sahip olarak kadınların ağır bedeller ödetilmesi. Üzerinden yıllar geçmiş ama hala aynı veya benzer korkunç olayların yaşanması ve bir arpa boyu kadar yol alınamaması. Neredeyse artık alışılmış bir haber dizisi, türü olması. Çok kızgın, çok kırgın, çok öfkeli ve hayal kırıklığına sahibim. Asılacak Kadın romanı Türk edebiyatında mutlaka ama mutlaka okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum. Keşke okuyan herkes de farkındalık yaratarak bir şeyleri değiştirebilse. 
Edebiyat
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,7bin okunma
··
1.669 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.