2021/80
Ben bu kadar zulüm ve işkence çekmişken, ölümün bana ne kötülüğü dokunabilir ki?
Adaletsizlik yok muydu bunda? Tüm insanlık bana karşı günah işlerken, tek suçlu görülecek ben miyim? Kapısından kendi dostunu hoyratça kovan Felix'e niçin nefret beslemiyorsun? Çocuğunun kurtarıcısını yok etmeye çalışan köylüye niçin kötü gözle bakmıyorsun? Olmaz; bunlar faziletli, lekesiz varlıklar! Bense sefil ve terk edilmiş halimle reddedilmesi, tekmelenmesi, ayaklar altına alınması gereken bir ucubeyim. Şimdi bile, bu adaletsizliği hatırlayınca kanım beynime sıçrıyor.
Walton adında bir kesifci kiraladığı gemisi ve tayfası ile kutuplarda gezinirken bir kazazedeye rastlar, bu kazazede Bilime ve öğrenmeye ac başlangıçta simyaya düşkün sonrasinda o zamanki adıyla doğa bilimi üzerinde uzmanlaşan ve deneylerinde herkesten ileri giderek bir canavar yaratmış olan Victor Frankenstein dir. Ve onun anlatacağı hikaye Walton i şok edecektir..
Yazıldığı zamani düşününce (1817) o kadar etkileyici geliyor ki kurgu, hele bir de yazarın eserini ortaya koyduğu yaşı ogrenince(23) nasıl bir deha diyorsunuz..henüz ampulün bile icat edilmediği tarihlerde böylesi bir kurgu takdire şayan değil de nedir? Sadece bu kurgu ile insanın doğasına ve önyargılı olmasına karşı öyle güzel atıflar var ki..belki günümüz dünyasında eksikleri ve hataları bol bulunacak bir anlatim ama yine o dönem için müthiş bir olay örüntüsü..ayrıca yaratıcı - yaratılan ilişkisi ile dini göndermeleri de içinde barındırıyor..bilinenin aksine yaratılan canavarın adı Frankenstein değil.. asla bir ismi olmuyor iblis, şeytan gibi hitaplarla bahsediliyor aslında tamamen günahsız doğan yaratiktan..dönemin onemli fliozof ve edebiyatçılarınin kızı olarak yazar aynı zamanda felsefi sorgulamalarini da hikayeye son derece naif şekilde aktarmış..modern dille kıyaslayarak okumamali, tamamen dönemine göre düşünulup öyle değerlendirilmeli bence..
Keyifli okumalar..