8/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2021 137. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2021 18:26
#polonyaedebiyatı Kadimzamanlar, dört sınırı dört melekle korunan, 1914’ten 1980’e kadar Avrupa coğrafyasında yaşanan savaşların izine tozuna bulanmış mistik bir kasaba. Ama ne mekanın ne de zamanın bir önemi yok Olga Tokarczuk’un kaleminde. Kadimzamanlar dünyanın herhangi bir yerinde ve zaman, herhangi bir zaman.. Bundan sebep, vakitlerden bir vakit diye başlayan masallara benziyor bu kitap biraz. Ama bu masalda vakit dediğin, herkese ait olup kimseye ait olmayan bir şey. Toprak sahibi Popielski’nin zamanı düşünceli, deliliğin sınırlarında çıplak ayak dolaşan Başak’ın zamanı isyankar, geçmişine sarılıp kalan Michal’in zamanı hızlı, nasıl ağlanırdı hatırlayamayan Pavel’in zamanı gözü yaşlı. Sadece onların mı, hani şu işlevinden azade göremediğimiz nesneler, bir kahve öğütücüsü mesela, onun da var bir zamanı, dünyanın karmaşasını içine çektiği için bozulan. 84 ayrı anlatım var kitapta. Her bölümde birinin zamanı anlatılıyor. Alışılmışın dışında akan bu zamanların hiçbiri aynı zaman diliminde değiller. Her karakterin zamanı biricik. Ve kimseye ait olmayan vakit, başımızın üstünde bütün geçiciliğiyle asılı kalmış ıslak bir bulut. Yağmur döktükçe hatırlatıyor kendini bize. Ve diyor ki, geçiciyiz. Evet var senin kendine ait bir zamanın ama ve lakin, o tek bir zaman, herkesin bir ucundan tuttuğu, şu koca bütünün parçası. Ve Tanrı, kendi varlığından emin olamayan, bazen kendini insanlardan ayırt edemeyen, bazen onlarla bir oyuncakla oynar gibi oynayan. İnsan, tanrıyla bir, insan tanrıdan başka, insan önemli, ama bir o kadar da önemsiz. İki savaş arasında çökmüş bir toprak parçası gibi Kadimzamanlar, her şeyi içine çekip yutmuş, hapsetmiş sanki. Yazar o kara delikten ne çıkarıp anlatsa, koca bir derinlikle anlatmış bu yüzden. Kaçan zamanla bekleyen sonsuzluğun arasına bir kilim sermiş, dökmüş üstüne rengini bir yerlerde yitirmiş taşları. Varlık, hiçlik, zaman, sınırlar ve öteleri..biraz tarih baharatı, biraz meyve bahçeleri.. ve malum ıslak bulut, o hep yukarıda. Büyülü gerçekçiliğe çok yakın durmuş, sırt sırta vermiş Olga Tokarczuk. İnsanı içine çeken, oturduğu yerden alıp Kadimzamanlara götüren bir anlatım. Ki kurgu, alıp götürebildiği sürece başarılı değil midir zaten? Hasılı, çok sevdim ben bu kitabı. Ve yazarın biraz karmaşayla hemhal olmuş, her şeyi paramparça oraya buraya saçıp sonradan toplayan kalemiyle sarılıp anlaştık, yakında yeniden görüşmek üzere. Meraklı Okumalar..
Edebiyat
Kadimzamanlar ve Diğer VakitlerOlga Tokarczuk · Timaş Yayınları · 2020877 okunma
··
3.353 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Emel Keleş
Gönderi Sahibi
Yazarımız hatun kişi Nobel ödüllüymüş. Büyülü gerçekçiliğe bu kadar yakın örnekleri Latin Amerika dışında görmek çok güzel.