Öncelikle şunu bilmeliyiz ki bizim sahaf dediklerimizin tamamına yakını ikinci el kitapçı. İkinci el kitap satan direkt parasına bakar, adı üstünde zaten kitap satıyor. Yani amacı para kazanmak. Ha kimisi uygun meblağa kimisi fahiş fiyata yapıyor bu işlemi. Değişir. Kabul edilmesi gerekir ki artık bu kitap satmak bir iş, bir pazar oldu. Bunun müsebbibiyse nadirkitap denen site diyebilirim. Herhangi bir satıcı ilk önce gündeme sonra o "kitap piyasası"na bakıyor. Elindeki kitabın fiyatını o siteye göre belirliyor. Orası büyük bir kıstas.
Peki sahaf kim? Özünde en azından Eski Türkçe'yi çok iyi bilendir. Bunun yanında Arapça, Farsça, Latince, Fransızca bilenleri de vardır. Neden? Çünkü işi yekun olarak eski kitaplarladır. Güncel kitaplardan elbette haberi vardır, onları da takip eder fakat esas işi bu değildir. Zaten bestseller denenleri hiç hesaba katmıyorum. İşi kısaca, kitabı onun değerini bilecek olana ulaştırmaktır diyebilirim. Burada da paradan ziyade işbu değer bilme öne çıkar. Örneğin ben ve x kişisi sahafa gittik ve Ebussuud Efendinin fetvalarının olduğu bilmem kaç basımı kitabı istedik. Sahaf, ben çok para teklif etmeme rağmen o kitabı bana değil de x kişisine verebilir, verir. Çünkü o kitabı okumaya ehil değilimdir, ona gerekli itinayı göstermeyeceğimdir, elimde yok olup gidecektir. Hatta bunu öyle yapar ki x kişisinin kitabın hakkını vereceğini bilirse o kıymetli kitabı x kişisine hibe bile edebilir. Gözünü kırpmaz. Ha hep mi hayırseverler, hiç mi para pul bakmazlar? Tabi ki öyle değil. Tabi ki onların da işi kitap aracılığıyla para kazanmak. Gelin görün, işini layıkıyla yapanları muaf tutarak diyorum ki fark etmemiz gereken şudur; kitap satıcısı para peşindedir, sahaf ise kitap ve dolayısıyla insan.
Bir yazımda değinmiştim. Ankara kitapçılar çarşısındaki bir kitap satıcısı bana elinde İsmet Özel'in baskısı olmayan bir kitabının bulunduğunu, Özel'in hali hazırda yaşlı olduğunu, ölmesini bekleyip kitabının fiyatını daha yukarıdan satabileceğini anlatmış ve bunun doğru bir davranış olup olmadığını sormuştu. Şaşkınlığımı tarif edemem. İşte, sahaf bunu düşünmez bile.