Hayata kendince bulduğu birtakım çarelerl tutunmaya çalışan olağanüstü güzelliğiyle herkesi etkisi altına alan Marguerite’le , aynı zamanda yolları bir tiyatro locasında kesişen Armand var karşımızda.
Onların hüzünlü ve trajik olarak betimleyebileciğimiz aşklarını gayet yalın,gösterişten uzak fakat bir o kadar da etkileyici ve sürükleyici bir dille okuyoruz...
Marguerite güzelliğiyle nam salmış gencecik bir yosmadır, geçimini bu baş döndürücü güzelliği ile sağlar. Bir gün kaderin cilvesi baş gösterir ve yaşlı düklerde, zengin adamlarda bulamadğı o gerçek aşkı bizim avukat Armand’da bulur...tabi uğruna fedakarlık yapılmayan bir aşk romanı yazılamazdı değil mi? :)
“kıskançlığın, tutkunun ve pişmanlığın esiri” bir aşk diyorum okumanızı şiddetle tavsiye ederek incelememi bitiriyorum.