Gönderi

Spoiler hafiften var
5/10
·426 syf.··
2021 4. kitabı
"Gün Olur Asra Bedel", diğer adıyla "Gün Uzar Yüzyıl Olur" romanı Sovyetler Birliği döneminde yaşanan sosyal ve kültürel sorunların bir öz eleştirisidir. Aytmatov, romanı, geçmişin efsaneleriyle geleceğin bilim kurgusunu harmanladığı çok özel bir teknik uygulayarak yazmıştır. Roman 150 dile çevrilerek tüm dünyada oldukça sevilmesine rağmen ben beğenmedim daha doğrusu anlayamadım. Bilim-kurgu romanlarını, filmleri ve çeşitli efsaneleri çok sevmeme rağmen bu roman beni çok sıktı. Zorlayarak okudum. Bunun nedenini bilmiyorum. Daha önce Aytmatov’un “Beyaz Gemi” kitabını okumuştum onu da anlayamamıştım. Sanırım Aytmatov bana biraz ağır geliyor. İstatistiklere baktığım zaman %54’lük dilim 18-34 yaş aralığında. Benim bulunduğum yani 13-17 yaş aralığı okuyucular ise %11’lik kısmı kapsıyor. Belki ilerleyen zamanlarda kitabı tekrar okuduğum zaman düşüncelerim değişir ama o zaman kitabı önyargısız bir şekilde okuyabilir miyim bilmiyorum. Çünkü 4 sene önce kitabı okumak istemiştim ama yarım bırakmıştım. 2 sene önce tekrar denedim ve yine yarım bıraktım. Bu sefer çok zorladım aam bitirdim. Çünkü bitirme ödevim vardı. Kitaba gelecek olursak: İçinde farklı insanların farklı yaşamları var. Kitabın başkahramanının farklı zamanda ki anılarına, ara ara dönüş yaparak bu hikâyelere tanık olmamızı sağlamış yazar. Biraz da, o zaman ki siyasi rejim hakkında mesajlar verilmiş. Romanda çok fazla betimleme var. Bu iyi gibi gözüküyor ama beni çok rahatsız etti. Kitabın başında bir tilki üzerinden bozkır betimlemesi var ve bence gereksiz uzun. Her satırda “Artık bitir, başka bir şey anlat.” dedirtti. Kitapta çok beğendiğim yerler de oldu. Bunlardan biri de romanın bünyesinde farklı farklı efsaneleri de barındırıyor olması. Mankurt, Ana-Beyit, Raymalı Ağa efsaneleri gibi. Aytmatov bu kısımları çok ustaca anlatmış. Okuyup da duygulanmamak elde değil. Sarı Özek Bozkırında yaşayan insanların hikâyelerini okuduğumuzda o insanların çok güçlü olduğunu düşünürken romanın bilim kurgu olan uzay kısmında ise insanın ne kadar aciz varlıklar olduğu kanısına vararak çelişki yaratılmış. Bu çelişki bana Manly P. Hall’dan şu alıntıyı hatırlatıyor “Mikroskop insana önemini gösterdi, teleskop ise önemsizliğini.” Romanın ana fikri geleneklerin koruması ile alakalı. Bu çıkarım Kazangap’ın oğlu üzerinden güzel verilmiş. Yazarın hayatına baktığımda hikâyenin başladığı yer olan Tren İstasyonu’nun onun için önemli olduğunu gördüm. Çünkü Stalin tarafından öldürülen babası Torekul’u gördüğü son yer bir tren istasyonu. Ayrıca babası ve kendisi, Stalin’in kurşuna dizdiği birçok aydınla beraber Ata Beyit adı verilen Kırgız topraklarında yatmakta. Ata Beyit mezarlığına bu ismi Cengiz Aytmatov ‘un verdiğine dair bir şey okudum ancak doğrulundan tam emin değilim. Eğer bu doğruysa Aytmatov’un bu ismi Ana Beyit’ten esinlenerek koyduğunu ya da tam tersini söyleyebileceğimizi düşünüyorum. Bunlar oldukça ince düşünülmüş detaylar. [Stalin, Sovyet Devlet adamı. Sovyetler Birliği’ni 1920’lerin sonundan ölümüne (1953) kadar diktatörlük ile yönetti.] Romanın bilim-kurgu içeren kısmından bahsedersek: İki kozmonot uzaya gönderiliyor ve orada Orman Göğsü gezegeninden uzaylılar ile karşılaşıyor. Olaylar gelişiyor. Değinmek istediğim kısım Orman Göğsü gezegeni. Bu gezegen aslında Cengiz Aytmatov’un olmasını istediği dünya. Gezgene her daim barış ve eşitlik hâkim. Gerçekten böyle bir dünyaya ihtiyacımız var. Kitabın bir sürü güzel özelliğini söylememe rağmen başta beğenmediğimi söylemiştim. Kitabın konusu ve içindeki detaylar çok güzel. Benim beğenmediğim kısım üslubu. Bana göre yazarın üslubu çok ağırdı. Anlamakta baya zorlandım. Çoğunlukla paragrafları birkaç kere okudum. Başta da söylediğim gibi şimdiki düşüncelerim ile kitap bana pek bir anlam ifade etmiyor. Umarım ilerleyen yıllarda bir şeyler değişir. Size iyi okumalar.  Gün Olur Asra Bedel Cengiz Aytmatov @remusunki
Edebiyat
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202655,9bin okunma
·
163 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.