·128 syf.··Beğendi
···Okunma: 10 Ocak 2022 22:34 Çok değer verdiğim bir okur arkadaşım bu kitabı bana hediye etmesi ile Raymond Carver ve insan ilişkilerini anlatır Fil'le müşerref oldum.
İlk denkleştiğim yazarların genelde eserlerini okumadan önce kim olduklarını araştırma isteği oluşur bende ve birkaç kaynaktan otobiyografilerini merak eder incelerim. Schopenhauer bir eserinde yazarların hayatlarını okumak, yaşadıklarını öğrenmek eserleri hakkında sizlere bilgi vermez, yazarın hayatını okuyarak o eseri okumuş sayılmazsınız ya da bu yakınlıkta bir cümle olsa da ben hangi ruh halleri içinde bu eserlere hayat verdiklerini ve illa o ruh hallerinden kalemlerine yansıyan, dökülen, can bulan kelimeler, cümleler olduğunu düşünürüm. Carver'ın hayatına baktığımda da çok erken yaşlarda omuzlarına ağır yükler binmiş ve hayatın birçok alanında zorlu mücadele vermiş ve bu hayatın acımasız yüzü ile erken yaşlarda tanışmak zorunda kalmış. Belki de bu sebeple yaşadığı ülkede insanlar tarafından daha çok sevildi. Takdir ettiğimi belirtmeden geçmek istemedim.
Fil'e gelirsek farklı hayatlardan, farklı karakterlerden oluşan lakin birbirleriyle konu içeriği bakımından aynı minvalde giden yedi hikaye yer almakta. Yalnız son hikaye Ayak İşi'ni ayrı tutuyorum ve en son bağlamda ona bir kaç satır ayıracağım. Yazar akıcı, anlaşılır ve yalın bir dille bu hikayeleri kaleme almış, haliyle kitap etkileyici ve okuma isteği uyandırmış.
Başarısız, sorunlu, birbiriyle iç içe geçmiş ilişkilerle dolu altı hikaye ve aslında yazar karakter seçimi yaparken sanırım yeteneksiz, silik, sıradan karakterler olmasına özellikle çaba sarfetmiş gibi geldi bana. Kadın erkek ilişkisinin yanında bir de bunların aileleri ile ilişkisini konu alan modern toplum temalı Amerikan aile yapıları ele alınmış. Eşlerin birbirleriyle ilişkileri, sevgilileri, eski eşlerle, çocukları, ebeveynlerin anneleri ile ilişkilerini özellikle anlaşılamama, anlayamamanın verdiği mutsuzluklara sıkça vurgu yapılmış. Arap saçına dönen ilişki yumağı içinde mutsuzluk, başarısızlık, hayal kırıklıkları, pişmanlıklar var ve okurken modern toplumun olduğu, olması gerektiği gibi görünür yüzü, bizim toplumun var olan görünmeyen yüzünü gözlerimizin önüne sermiş. Özellikle Fil hikayesinde karaktere yeter artık bu kadar da aptal olamazsın olmamalısın dedim. Bu altı hikayeyi net bir sonla bitirmemiş yazar, sonu açık bırakmış. Sanırım okurlara sizler sonu istediğiniz gibi yazıp bitirin, hayal gücünüze bıraktım demeyi uygun bulmuş ve bu hoşuma gitti.
Yedinci ve son hikaye olan Ayak İşi'ni okumaya başlayacağım vakit hangi karmaşık ilişkinin ruh halinde kendime bulacağım derken bir baktım Çehov, şaşırdım ve çok büyük bir sürpriz oldu. Anton Pavloviç Çehov'un hastalığı, hastalığına konulan teşhisi ve bu süreçte yaşadıklarını anlatmış. Hastahanede yatarken Tolstoy'un ziyarete gelişi aralarında kısa diyaloğa, Tolstoy'un bunu günlüğüne not düşüşü, Çehov'un günlük notları, eşi Olga'ya ve tabi Çehov'un ölümüne yer verilmiş. Oldukça etkileyici bir hikaye olarak hafızama kazındı. Okunabilir nitelikte güzel bir eser olmuş ve beğendiğimi söyleyebilirim.
"Sadece bir tek hayat yaşadığımız için bu hayatı öncekilerle karşılaştıramaz ya da kusurlarımızı gelecekteki hayatlarımızda gideremeyiz; bu nedenle de ne istediğimizi bilemeyiz."
Kitaplarla kalın. Keyifli okumalarınız olsun.