Adı:
Fil
Baskı tarihi:
Mart 2015
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750725074
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Elephant and Other Stories
Çeviri:
Ayça Sabuncuoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Kollarını boynuma dolayıp bana sarılıyor ve başını omzuma yaslıyor. Ama mesele şu: Az önce ona söylediklerim, bütün gün ara ara düşündüklerim, şey, bir tür görünmez çizgiyi aşmışım gibi hissediyorum. Hiç gelmek zorunda kalmayacağımı sandığım bir yere gelmişim gibi hissediyorum. Ve buraya nasıl geldiğimi bilmiyorum. Garip bir yer. Kısa, zararsız bir rüyanın, sonra da sabah erkenden yapılan uykulu bir konuşmanın beni ölüm ve yok oluş düşüncelerine sürüklediği bir yer.

Yaşamın acı yüzüyle bu kadar erken tanışmasaydı, kuşkusuz yine yazar olurdu ama hiçbir zaman okurları tarafından böyle sahiplenilmezdi Raymond Carver. Gençlerin haytalık yapıp havai aşklar kovaladığı yaşlarda o evli ve iki çocuk babasıydı. Hayatı öğrenmenin yolu, bulduğu her işte çalışmaktı. Benzincide çalıştı, hademelik, garsonluk yaptı. Yaşananlar, kâğıda döküldüğünde bazen Çehov tadındaydı, bazen Kafka... İnsanların yaşamlarında barınan, gizlenen öyküleri, yalın, gerçekçi, acıtan şiirsel bir dille yansıttı. Yenilenler içkiye sığınırken, kısa öykü türünü yeniden var eden Carver, her başarısında içti, çok içti, ölümüne içti...

Raymond Carver’ın son dönem öykülerini içeren Fil, yazarın en önemli eserlerinden biri olarak görülüyor.
128 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Raymond Carver yaşamın acı yüzüyle erken tanışmış bir yazardı. Sevilmesinin esas sebebinin iyi yazar olmasının yanında bu acılarla boğuşmuş hayatın dibini görmüş bir yazar olmasından kaynaklıydı. Amerikan halkı onu bağrına bastı.

Kitaba geçecek olursak; kitapta tipik Amerikan yaşantısının ve kadın erkek ilişkilerini konu alan bir dizi öyküden oluşuyor. Evlenip ayrılmış insanlar ve yaşadıkları sorunlar (sanki hep bir kişinin ağzından anlatılıyor hissi oluştu bende) ikinci eşleri, sevgilileri, anneler ve babalar, vs. vs konu alan öykülerden oluşuyor. Hayatın gerçek yüzünü görmüş bir yazarın elbette böyle şeyleri öykülendirmesi bir sürpriz değil. Esas konu bunu Carver'ın bütün çıplaklığıyla sunuyor olmasıydı. Son öyküyü hariç tutuyorum. Son öykü tamamen bu kitabın ana temasından uzak bir öyküyü konu alıyor; Anton Çehov'un ölümü. Çehov'un kitap yayıncısı arkadaşı Suvorin ve Eşi Olga ile yaşadıkları öykünün esas olayını oluşturuyor. Alman doktoru da hesaba katarsak dolu dolu bir hikaye çıkıyor karşımıza. Ama esas olay Leo Tolstoy'un Çehov'u ziyareti. Tolstoy'un Çehov'u çok sevmesine ve yakınlıklarına şahit oluyoruz öyküde. Tolstoy'un Gorki'yi tasvir etmesi gibi özel bilgiler de mevcut son öyküde. Ben Son öyküyü okuduğumda cidden şaşırdım. Birden başka kitaba geçmiş gibi oluyorsunuz. Kapanış güzel olmuş. Kitabı okumak için Amerikan edebiyatına ilgi duymuyor olmanız önemli değil. Hayatın acımasız yüzüyle yüzleşmek isteyenler için çok güzel bir seçenek Fil. İyi okumalar..
128 syf.
·2 günde·10/10
Raymond Carver'ı ilk kez okuyorum. Kitap bitmeden diğer kitaplarını aldım hemen. Fil'deki hikâyelerin tamamı evli, boşanmış erkeklerin eşleriyle, eski eşleriyle, anneleri ve kardeşleriyle olan sıkıntıları üzerine. Son hikâyeye kadar sanki aynı adam farklı hikâyeler anlatıyormuş gibi bir his oluşuyor; çünkü üslûp tamamen aynı, hepsi karakterlerin kendi ağzından anlatılıyor.

Son hikâyeye kadar gördüğümüz şey; yoksulluk, hayalsizlik, kaçamayacağımız ilişkilere hapsolmuşluk, arzularımızın bizi zor durumda bırakması, değişen koşullara dayanamayıp bu yükü kaldıramayan insanlar, yoksulluğuna rağmen en yakınlarının sırtından geçinenler, dünyayı ve sevdiklerini bir fil gibi sırtında taşımak zorunda olan sıradan, olağan, hiç bir özelliği olmayan insanların duygularına tanık olmak. Yazarın üslûbu okuması son derece kolay, ama herşeyden önce karakteri çok iyi yaratabilen ve gerçeklik hissi net bir üslûp, bu yüzden okurken keyif almamak imkânsız. Diğer kitaplarını okumak isteme sebebim de karakterlerini bu kadar net yaratabilmesi oldu yazarın. Evet, anlatıcılar birbirini andırıyorlar, belki de, bilgim yok ama, yazar farklı hikâyelerde tek bir adamın hikâyesini tekrar tekrar anlatarak bu sıradanlığın, sıkışmışlık hissinin, yoksulluğun, çaresizliğin hep var olduğunu anlatmak istiyor.

Fil'in en güzel hikâyesini yazar en sona bırakmış. "Ayak İşi"nde Çehov'un son günlerini ve saatlerini okuyoruz, ama Çehov'un eşi Olga da karakterlerden birisi ve kitaptaki diğer hikâyelerle yine bir bağ oluşturuyor yazar.

Herkese öneririm.
128 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Kadın erkek ilişkileri üzerine farklı ama bir yandan da aynı öyküler.Aynı çünkü özünde ilişkilerde mutsuzluk,hayal kırıklıkları başrolde.Ancak son öyküsünde Çehov'un son günlerini anlatarak edebiyatseverlere hoş bir sürpriz yapıyor.Öykülerde mutsuzluk var dedim ama asla kötü öyküler değil.İlişkilerin içine balıklama girdiğiniz öyküler bunlar.Bir erkeğin gözünden anlatılıyor hepsi.Belki de yazar kendisini anlatıyor kimbilir?Size ilişkilerden bir kesit sunuyor.Öyküdeki kahramanların hayatına bir evin penceresinden bakar gibi bakıyoruz.Yazar ajitasyon yapmıyor sadece anlatıyor ve bir anda pencerenin perdesini kapatıyor.Artık devamında ne olacağı size kalmış.Raymond Carver tanınması gereken yazarlardan.Bu öyküleri de kısa sürede okuyabileceğiniz bir seçki olduğu için onu tanımanız için iyi bir tercih.
128 syf.
·Beğendi·8/10
Karamsar kısa öykülerden oluşmuş, anlatımı akıcı, bakış açısı dikkat çekici bir kitap. Öykü türüne alışkın olmayanların bile okuması gerektiği kanısındayım.
128 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Dikkat spoiler içerir.
Güzel bir hikaye kitabı. Yazar genelde karı koca veya sevgili çiftler ile ilgili hikayeleri yazmış. Bir tanesi hariç hepsi de oldukça akıcı hikayeler olmuş. Annesine tahammül edemeyen bir adam, akrabalarına borç vermekten psikolojisi bozulan bir adam, Çehov'un ölüm hikayesi, kocasını terk eden bir kadın ve daha niceleri. Oldukça güzel bu hikayeler mutlaka okunması gerekenlerden.
128 syf.
·Puan vermedi
Kitapta yedi farklı hikaye var. Kahramanlar genelde ilişkilerinde sıkıntı yaşayan kişiler. Aldatan, aldatılan, boşanan, bekleyen... Sadece kadın-erkek değil aile ilişkilerinde de başarısızlığa uğramış, maddi sıkıntı çeken, aile geçindiren insanlar. Ve genelde melodram var. Yalın öyküler, sürükleyici bir dil ve gerçekçi. Süssüz, iddiasız ama etkileyici. Kahramanların yaşadığı sıkıntılara birden dahil oluyor insan. Sanki bir dostunuz size başından geçen bir olayı anlatıyor, dertleşiyorsunuz havası hakimdi kitaba. Özellikle Fil hikayesinde karakterimize kızdım, dedim "Yapma artık, salak mısın, hayallerini gerçekleştir." Yazarın dilini ve bu dille yarattığı büyüyü çok sevdim, devamını getirmeyi düşünüyorum.
128 syf.
·Beğendi·9/10
Raymond Carver. Çok çarpıcı. Hayatın acımasızlığını yüzünüze vuruyor. Yaşantımızdaki küçük duygu durumlarını çok iyi anlatıyor. Olumsuz bile olsa tüm yaşananları, sonuçları, başarısızlıkları bile kabullenerek, yargılamadan hikayelerini aktarıyor bize. Yarım kalmışlık var hep öykülerinde. Yargılamamak varoluşçuluk gibi, her şey olduğu gibi, tam da olması gerektiği gibi, aynı hayatın ta kendisi gibi…

Oldukça sade dili ile birlikte öykülerindeki ayrıntıları hatırlamayabilirsiniz, ama bıraktığı his kalıcı olacak. Melankolik hava içinize işleyecek, varoluşun dayanması zor ağırlığı üstünüze binecek, çünkü öykülerinde anlattığı hikayeler çok gerçek. Yaşam kesitlerinden sıradan anları konu etmiş öykülerinde. Ama öyle sirayet ediyor ki zihninize, etkisinden kurtulamıyorsunuz. Genelde öykülerine hakim olan melankoli, kaybeden insanları konu almasından ileri geliyor olabilir. Tutunamayan insanlar bunlar. İş bulamamış, işlerinde tutunamamış, akrabaları ile sorun yaşayan, evliliğinde mutsuz olan, başarısız olan, parasız olan insanlar. Size sıradan bir konu imiş gibi gelen bu hikayeler, sizin de bu durumlara düşebileceğinizi hatırlatıyor, silkinmenizi sağlıyor. Daha düşmeden, düşme deneyimi sunuyor öyküleri. Sait Faik gibi yaşama sevinci beklemeyin sunduğu melankolinin yanında. Düpedüz tüm çıplaklığı ile doğanın, enerjinin ya da her ne derseniz deyin yaşamın kayıtsızlığını, insanın bu evrendeki tek başınalığını damarlarınızda hissediyorsunuz. Gerçekten Carver’ın stilini kirli gerçekçilik olarak tanımlamak mümkün, hatta tam oturuyor kelime anlamı olarak. Amerikan edebiyatında John Cheever büyülü gerçekçilikle beni büyülemişken, üzerine biraz da kirli gerçekçilik çok iyi geldi bünyeme. Büyülü gerçekçilikten sonra kirli gerçekçilik akımı ile de tanıştırdığı için Carver’a teşekkür edebilseydim keşke. Bukowski sevenler, Carver da sevecektir. Bukowski’den daha naiftir yalnız. Onun kadar küfürlü değildir. Can yayınlarından genelde çıkmış kitapları. Şiirleri de “Bilmezsiniz Aşk Nedir” kitabı ile derlenmiş. Şiirlerinin de okumaya değer olduğunu tahmin ediyorum. Hangi öykülerini beğendiniz diye sorsanız, hepsi derdim. Çehov ve Fil aralarından sıyrılıyor gerçekten. Ama ben hepsini istisnasız sevdim. Carver da artık favori yazarlarımdan oldu bile.
Bu gece daha fazla uyuyacağımızı sanmıyorum. Uyumasak ne çıkar ki? Kayıtlı bir yasa mı var? Uyumasak başımıza kötü bir şey mi gelir?
Ne söylediğimi düşünmeden bir şey söyleyemem, sonuçlarını düşünmeliyim, söylediğimde onun ne hissedeceğini düşünmeliyim - her ne söyleyeceksem.
Şimdi gözlerim kan çanağına dönünceye kadar ağlayabilirim ama sana o zevki vermeyeceğim.
Raymond Carver
Sayfa 53 - Can Yayınları
Diyor ki: O günden sonra, sen çekip gittiğinde hiçbir şeyin önemi kalmadı. Çocukların, Tanrı'nın, hiçbir şeyin. Apışıp kalmış gibiydim gibiydim. Yaşamayı bırakmış gibiydim. Hayatım devam etti, etti, sonra duruverdi. Pat diye durmadı, gıcırdayarak durdu.
Hey, ben seni seviyorum. Biz birbirimizi seviyoruz, öyle değil mi? Önemli olan bu. Değerli olan bu. Endişelenme tatlım.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Fil
Baskı tarihi:
Mart 2015
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750725074
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Elephant and Other Stories
Çeviri:
Ayça Sabuncuoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Kollarını boynuma dolayıp bana sarılıyor ve başını omzuma yaslıyor. Ama mesele şu: Az önce ona söylediklerim, bütün gün ara ara düşündüklerim, şey, bir tür görünmez çizgiyi aşmışım gibi hissediyorum. Hiç gelmek zorunda kalmayacağımı sandığım bir yere gelmişim gibi hissediyorum. Ve buraya nasıl geldiğimi bilmiyorum. Garip bir yer. Kısa, zararsız bir rüyanın, sonra da sabah erkenden yapılan uykulu bir konuşmanın beni ölüm ve yok oluş düşüncelerine sürüklediği bir yer.

Yaşamın acı yüzüyle bu kadar erken tanışmasaydı, kuşkusuz yine yazar olurdu ama hiçbir zaman okurları tarafından böyle sahiplenilmezdi Raymond Carver. Gençlerin haytalık yapıp havai aşklar kovaladığı yaşlarda o evli ve iki çocuk babasıydı. Hayatı öğrenmenin yolu, bulduğu her işte çalışmaktı. Benzincide çalıştı, hademelik, garsonluk yaptı. Yaşananlar, kâğıda döküldüğünde bazen Çehov tadındaydı, bazen Kafka... İnsanların yaşamlarında barınan, gizlenen öyküleri, yalın, gerçekçi, acıtan şiirsel bir dille yansıttı. Yenilenler içkiye sığınırken, kısa öykü türünü yeniden var eden Carver, her başarısında içti, çok içti, ölümüne içti...

Raymond Carver’ın son dönem öykülerini içeren Fil, yazarın en önemli eserlerinden biri olarak görülüyor.

Kitabı okuyanlar 36 okur

  • Berov Beroviç
  • ebru
  • Betül arslan
  • Barış Bal
  • Özlem
  • Lâl Karaçizmeli
  • Behar
  • Mesut Uslu
  • Primadonna
  • İdris Uslu

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.8 (3)
9
%25 (4)
8
%37.5 (6)
7
%12.5 (2)
6
%6.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0