·520 syf.····Okunma: 13 Ocak 2022 22:37 • Öncelikle şunu söylemeliyim ki; bu kitap tüm övgüleri ve yüksek puanları hakkediyor. Yüksek dozda da bağımlılık içerdiğini söylemem lazım. Ben bir türlü bırakamadım, çalışmam gerekiyordu ama ben yine kendimi kitabı okurken buluyordum.
Bu kitabı 6 ay önce almıştım elimde kitaplar olduğu için daha sonra okumak için kitaplığımın arka rafına bırakmıştım. Elimdeki kitaplar bitene kadar bir sürü yeni kitap aldım ve arkada kaldı. Zamanla da unuttum tabi. Geçen gün kitapları düzenlerken buldum. Tekrar unutmamak içinde hemen okumaya başladım, bu hafta kitap okumayı düşünmüyordum sınavlar felan derken ben yinede dayanamadım okudum.
Jack London'ın okuduğum 4. Kitabı oldu. Daha önceki kitaplarında öyle çok dikkatimi çekmemişti. Bu kitaptan sonra en sevdiğim yazarlardan biri artık..
Bu kitabı benim çok sevmemin ve bir şeyleri fark etmemi sağlayan çevirmene çok teşekkür ediyorum. Jack London gerçekten anlamayı başardım mı bilmiyorum ama o sınıra ulaştığımı düşünüyorum. Bundan sonra okumayı düşündüğüm kitaplarına tamamen başka bir bakış açısıyla bakıcağıma eminim.
Yarı biyografisi diye geçiyor, ama ben onun gerçek hayatı olduğunu düşünüyorum. Martin'in bence
düşünceleri hepsi Jack London'ı temsil ettiği inancındayım ve çevirmenin notları sayesinde o kadar çok paralellik var ki. Belki diğer karakterler de oynanmış olabilir ama yine Jack London çıkıyor bana göre.
Konusu; Morse ailesinin oğlunun hayatını kurtaması sonucu yemeğe davet ediliyor. İşte davet sırasında ilk görüşte (bence daha doğrusu bilgisi ve asaletine) bayan Ruth Morse aşık oluyor. Bir burjuva kızına. Onu erişilmesi zor olan yıldız diye adlandırıyor. Ve onun seviyesine gelmek için büyük bir azimle çalışmaya daha doğrusu bilgiyi aramaya çıkıyor. Kitaplarla tanışıyor. (Kitap okumayı zaten seven biri, doğrusunu aramaya çalışıyor)
Tamamen kendini değiştirmek için ona layık biri olmak için çabalıyor. Konuşmayı artık öğrendim diyor bir sayfada çok ilginç değil mi. Çünkü kitaplarda okuduğumuz aşklarda hiç böyle bir cesaret ve inanç yok.
Ben Martin'in bu azmine bilgiye olan açlığına hayran kaldım. Özellikle bir yer sanırım benim için en can alıcı kısmı orası. Sayfa 82 de Ruth Martin'in örnek alması için Bay Butler diye bir adamın başarısını anlatıyor; Martin'in oradaki bakış açısı beni çok etkiledi.
Çünkü şuan bile bize böyle örnekler veriliyor. Çok çalışmalısın. Gezmemelisin, iyi bir gelecek için çok şey feda etmelisin felan filan.
Yarın için bugünü zehir ediyoruz. açıkçası ben bu kadar baskılı, disiplinli bir çalışmayı istemem. Belki de en güzel günüm şimdidir ve ben hâlâ yarın yarın diyerek onu ziyan ediyorumdur. Bu nedenle her şey dozunda güzel diyorum.
Martin daha sonra kelimelerin dünyasına fazla dalıyor uyku ona fazla gelemeye başlıyor. Günde 5 saat uykuyla başlıyor daha sonra o da fazla geliyor. Sürekli çalışıyor yazar olmak istiyor ama sürekli de geri çevriliyor. Kimsenin onun bir gün yazar olucağına inancı yok, kendisine güvenen tek kişi kendisi.
O kadar çok şey var ki saatlerce yazmak istediğim yerler var. Aklımda kazınan çok bölüm var hepsini yazmayı düşünüyordum, ama bunları okumayanlara bırakıyorum. Çok farklı hissedeceğiniz çok farklı olaylar var. Çevirmenin notlarıyla o kadar muazzam ki.
Ve kitabın son sayfaları lağnet gelsin paramparça oldum.
Jack London'ı gerçekten tanımak istiyorsanız bu kitabı kaçırmayın.)
...