Gönderi

9/10
·1062 syf.··
Beğendi
·
2021 12. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2021 20:14
Kırk üç gün gibi oldukça uzun bir zaman diliminde okudum Anna Karanina'yı ve oturup hakkında bir şeyler yazma konusunda da ciddi tereddütlerim var. Nerdeyse külliyatını hatmetmiş olmama rağmen Kont beni her seferinde ısrarla şaşırtmaya devam ediyor. Sürprizlerle dolu bir adam değil elbette kendisi, öylesine sıradan ve bu sıradanlığı ile sıradışı ve aynı zamanda derin çok derin, bu derinlik insanı hem içine çekiyor hem de ürkütüyor. Anna Karanina bir aşk romanı izlenimi verse de katiyen bir aşk romanı değil. Kadın erkek ilişkileri ve evlilikler üzerine muazzam değerlendirmeler ve ancak bir ilişki uzmanı tarafından yapılabilecek durum tespitleri, tümüyle tarafsız ve objektif bir bakış açısıyla yaklaşılmış insan kusurları ki Kont gibi ahlakçı ve erdemler üzerine keskin savunuları olan birinin bu yaklaşımı insanda takdir uyandırmakla beraber biraz şaşkınlığa da sebep oluyor. 1870'li yılların Rusya'sının sosyo-kültürel yapısını, siyasetini ve toprak yasalarını, serflikleri, kadınların toplum içindeki hak ve durumları hakkında da fikir ve görüş sahibi olmanızı sağlayacak, Ekim Devrimi öncesi Rusya'sını net bir şekilde kafanızda canlandıracaktır. Kitabın ana karakterleri Anna Karanina, onun eşi Aleksey Aleksandroviç Karenin, Anna'nın kardeşi Stepan Arkadyiç, Stepan Arkadyiç'in eşi Dolli, Dolli' nin kız kardeşi Kiti, Kiti'nin aşkı ama daha sonra Anna'nın büyük aşığı ve aşkı olacak olan Vronskiy ve Kiti'ye aşık Levin. Kitabı okuyan ve Tolstoy'u az biraz tanıyan birinin de kolaylıkla farkedebileceği üzre Levin otobiyografik bir karakterdir. Tolstoy Levin ile kendi fikirlerini konuşturmuş düğündeki gömlek mevzuna kadar hayatından kesitler koymuştur. Levin Kiti'yi büyük bir sadakatle ve sabırla sever. Sabrının mükafatını da alır elbette. Kiti ve Levin ilişkisinde aşkta gurur olmalı mıdır olmazsa ne olur sorusunun cevabını alırız bir şekilde. Kiti ve ablaları iyi bir eş ve anne olmak için özenle yetiştirilmişlerdir ve tabiatlarına uygun bir yaşam sürerler. Stepan ve Dolli' nin evliliği bir dolu problemlerle sürer gider, pek çok toplumda pek çok ailede olduğu gibi ölmüş bir evliliğin başını beklerler. Toplum ve din baskısı insanları buna mecbur eder. Anna ve Aleksey çok da problemli olmayan ama içinde tutku ve heyecan da bulunmayan bir evlilikle sakin hayatlarına devam ederken Anna'nın Vronskiy'de bulduğu ve aklını başından alan tutkunun kurbanı olmuştur. Fabianus " Tutkulara karşı zeka ile değil, kaba güçle savaşmamız gerekir ve savaş saflarını önemsiz yaralanmalarla değil, saldırıyla dağıtmak gerekir" derken hiç de haksız sayılmazdı. Tolstoy Anna'yı hiç suçlamaz toplumun ona bakışını anlatırken bile oldukça özenlidir, insan ona içten içe hak verdiği hissine dahi kapılabilir ancak Anna'nın ölümü Vronkskiy'in atının ölümünden dahi daha sıradan bir paragrafla kapatılır, Anna mutsuz, depresif, kibrinin ve başına buyrukluğunun kurbanı olarak orada her şeyin başladığı noktada öylece çıkar hikayeden. Tolstoy, o ahlakçı kimliğiyle "ben bir şey demem Tanrı alır intikamını" demeye getirir esasen. Peki Anna'yı bu yanlışa sürükleyen şey şehveti miydi? Asla değil...Sevgisizlik insana her şeyi yaptırır. Kendisinden genç, güzel ve oldukça da dişil bir kadına sahip olan Aleksey onu istediği biçimde sevmediğinden oldu her şey. Peki Aleksey Anna'yı sevmiyor muydu? Elbette seviyordu ama bildiği şekilde. Hayatını aile yoksunluğuyla kurmuş olan Aleksey bir kadın nasıl sevilir bilmiyordu, hayatının merkezinde güç vardı aşk değil. Anne-babasız büyüyerek ve hayatını tırnaklarıyla kazıyarak güce odaklanmıştı, hem birinin seni, senin istediğin biçimde sevmemesi seni sevmediği anlamına gelmez. Peki Vronskiy... Bence bir kadının aşık olabileceği ya da şöyle söyliyim her şeye rağmen aşkını seçebileceği bir adam. Ben Vronskiy' i takdir etmiyorum elbette ama Anna'ya hak veriyorum. Bu hikayede asıl mağdur olanın Vronskiy olduğu kanatindeyim. Hem intiharlar kendini değil başkalarını cezalandırmak için yapılır. Anna da kendini değil onu cezalandırdı ki bütün amacı da buydu zaten. İnsan kitabı okurken Levin ve Vronskiy' i karşılaştırmadan edemiyor, ben Levin gibi birine zerre tahammül edemezdim sanırım tüm risklerine rağmen tercihim Vronskiy'den yana olurdu... Tolstoy'un yarattığı karakterler ve onların ailelerine ( bunu satır aralarına özenle sıkıştırmıştır) baktığımızda armut dibine düşer demeye de getirir bir nebze. Başlamaya, okumaya kıyamadığım, başlayınca bitirmek istemediğim, bitince üstüne düşünmekten hiç sıkılmadığım bir eser Anna Karanina...Ve hangi roman kahramına aşık olurdunuz sorusuna vereceğim tek cevap Vronskiy'dir bundan sonra ;)
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,5bin okunma
··2 alıntı·
4 +1'leme
·
63,7bin Gösterim
40 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Elinize sağlık cok güzel anlatmışsınız.
FatmaYıldız
Gönderi Sahibi
🙏
Anna için helva kavuralım,raylara karanfil bırakalım,madem Tolstoy bir paragrafla herkesin hayatından çıkardı sessizce..Biz kadınlar taşıyalım omzumuzda.. İnceleme beni hüzünlendirdi:) Ama ister adı sevgi boşluğu olsun ister tutku eksikliği olsun aşk bir şekilde insanın hayatına uğruyor. Ne güzel bir inceleme👏🏻👏🏻👏🏻
FatmaYıldız
Gönderi Sahibi
Çok teşekürler hocam 🙏 laf değil cidden üzgünüm Anna için :(
Öncelikle bu şahane incelemeniz için tebrik ederim Fatma hanım. Kitabı yeni bitirdim ve incelemenize denk geldim. Verdiğiniz bilgiler gerçekten güzel ve tespitleriniz çok yerinde. Birçok tespitinizi okurken ben de düşündüm, özellikle Levin'in bizzat Tolstoy'un kendisi olduğunu her satırda hissettim. Ayrıca dediğiniz gibi bu asla bir aşk romanı değil; toplumsal tepkilerin, sosyetenin, erkek-kadın bakış açılarının, biraz da dini konuların yoğrulduğu uzun bir metin. Dostoyevski ve Tolstoy arasındaki farkları anlatırken her zaman ön plana çıkan şeyin Tolstoy'un sosyeteyi, halkı iyi değerlendirmesi; Dostoyevski'nin ise bireyin içini, ruhsal bunalımları iyi aktarması olduğunu düşünürüm. Bu kitapta Tolstoy şahane toplum gözlemlerine ek olarak çok da iyi karakter tahlilleri yaparak kitabı daha iyi bir hale getirmiş. 1100 sayfalık bir kitaba isim olan Anna'nın, kitabın belki de yarısında bile bahsedilmemesi de ilgimi çekti. Bence kitap daha çok Levin üzerineydi hatta ama sanırım kendisini kamufle etmek için kitabın başlığına Anna'yı aldı. :) Ayrıca incelemenizde ''Anna'nın ölümü Vronskiy'in atının ölümünden dahi sıradan bir paragrafla kapatılır'' cümlenizi alkışlıyorum. Çok kaliteli bir tespit olmuş. Kaleminize sağlık ...
FatmaYıldız
Gönderi Sahibi
Değerli yorumunuz için ben teşekkür ederim. Sevgili Kont insanı kendine tekrar tekrar hayran bırakıyor . Bu ahlakçı kibirli adam Anna"yı anlıyor belki hak da veriyor ona, sonra öylece siliniyor Anna hikayeden ama buna burkulmuyor insanın içi, tıpkı hikaye gibi okur da vazgeçiyor hayıflanmıyor buna yani bende öyle olmuştu en azından, üzerine konuşulacak çok şey var ne yazılsa ne anlatılsa az kalacak bir eser. Hep şu klişe var ya okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum falan derler, ben demiyorum ama bazen şöyle düşünüyorum ömrünü bu eseri okumadan geçirmiş insanlar var ne büyük bir kayıp ;/ uzadı biraz mevzuu, keyifli okumalar dilerim.
Kitabı yeni bitirimiş biri olarak, öncelikle elinize sağlık çok güzel bir inceleme olmuş. Bunu yazmaktan biraz çekinerek; ben vrosnky'e daha çok üzüldüm. Anna duygularına ve kibrine kurban etti kendini. En sevdiğim karekterler de biride kesinlikle Levin oldu evet kafa karışılıkları sıkça olsa da sonunda istediği iç huzuruna kavuştu, sorularının cevabını buldu.
Yorum gercekten sahane elinize saglik ben de bu kitabi okuyorum ama ozet olarak evet evlilikte ilskileri kadin erkek iliskilerni anlatiyor fakat acilm olarak pek bir sey anlamiyorm konu biraz karisik geliyor bana bu kadar okudunuz biraz daha anlatabilir misiniz rica etsem tam olarak ne anlatiyor yani sadece ask ilskilerni degil dmi hani birilernin aralarni duzeltmek icin gittigi yerde baska birisine aşik oluyor ? Boyle mi yani
Reklam
Seçtiğiniz karakter bir insanın ölümüne sebeb oldu.. intikam için yapmış olsada onu o raylara seçtiğiniz insan itti