6/10
·165 syf.··
2022 3. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2022 22:25
1994-2004 yılları arasında ülkemizdeki hapishanelerde yazılan hikayelerden oluşturulan bir derleme bu. O yüzden iddialı bir hikaye kitabı değil. İçinde okuyucuyu saran, etkileyici hikayeler olduğu gibi, son derece amatörce yazılmış, sıkıcı hikayeler de var. Eserin amacı, beni içeriğinden daha fazla cezbetti. Ülkemiz, malum, halkını hapse atarak susturma konusunda her dönem eşsiz bir performans sergiliyor. Halkının üzerinde, onu ezerek kendine yer açan bir “devlet” kurgusu ve devleti ele geçiren kadroların, sınırsız güçlerine itiraz edenleri her daim “teröristlik” ile suçlayan basmakalıp dili maalesef hiç değişmiyor. 17 yaşındaki bir çocuğun, bir gösteriye katıldı diye, karısını öldüren bir adamdan daha fazla ceza alması artık bizi şaşırtmıyor. Hrant Dink’i kalleşçe öldürenin sırtını sıvazlayan polisin, iktidardan farklı düşünenlere uyguladığı işkence de… Devlet içine sızmış uyuşturucu mafyasının yıllarca Doğu Anadolu’da Beyaz Toros’larla güya “devlet düşmanlarını-aslında kendi ticaretine çomak sokanları- ortadan kaldırdığını Susurluk Raporu’nda okuduğumuzda da şaşırmamıştık. O raporda adı geçen uğursuzların hala ortada fink atıp bize “vatan, millet” edebiyatı yapmasına hala şaşırmıyoruz. Ve, haydi elimizi vicdanımıza koyalım; bunca karmaşa içerisinde, hapishanelerde yatanların ne kadarının gerçekten suçlu olduğunu biliyor muyuz? Kitapta öyküsü yer alanların birer satırlık yaşam öyküleri de var. Bir çoğu 16-22 yaş arası girmişler hapishaneye ve orada büyümüşler. Hepsi “ideolojik” suçlular; başka bir deyişle hırsızlık yapmamış, ellerini kana bulamamış insanlar. Dört duvar arasında, ailelerinden uzakta, örgütlerin ya da azılı suçluluların yanı başında gençliklerini tüketmişler… Hikayelerin dilini beğenmeyebilir, ideolojik olanları belki kendinize yakın bulmayabilirsiniz. Nitekim ben de bulmadım; basmakalıp öğretilerden nefret ediyorum ve örgütlerin hala gençlerin sırtında yükseliyor olması beni çok rahatsız ediyor. Ama suçlunun bu gençler -hele sadece bu gençler- olmadığını bilecek kadar da yaşadım. En azından onları unutmayalım, seslerini duyalım, dört duvar arasında yok yere ömür tükettikleri gözümüzden kaçmasın istenmiş bu eserle. Bence iyi de olmuş. Gençlerimizi daha iyi koruyabileceğimiz bir gelecek yaratmamız gerektiğini tekrar hatırlattı bana… İlginizi çekerse…
İnsan
Hapishaneden ÖykülerKolektif · Metis Yayıncılık · 200510 okunma
·
541 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
AkilliBidik
Gönderi Sahibi
Bir incelemeye karşı bunca öfkeyi anlamlandırmakta zorlanıyorum. Evet, hikayelerin bir kısmı son derece amatörce ve sıkıcı. Yazarlarının hapishanede olmasının, hatta bazılarının hapishanede büyümüş olmasının bunda etkisi var elbet, ki bu empatiyi zaten yapıyorum, ama bu hikayelerin sıkıcı ve amatörce olması gerçeğini değiştirmiyor. "Toplumcu edebiyat edebi dilden uzak olacak" diye bir kural da yok zaten. Toplumcu edebiyat yapan çok, çok başarılı yazarlarımız varken bunu söylemek son derece saçma. Anladığım kadarıyla siz, acı çeken insanların, ya da kendinize yakın gördüğünüz insanların her yazdığını övüp göklere çıkaralım istiyorsunuz; sizin empati anlayışınız sanırım bu. Benimki değil. Ben hepsinin çektikleri acılara saygı duyuyor ve hatta çoğunun bence haksız yere bu acıları çektiğini düşündüğüm için iktidar sahiplerine öfkeleniyorum. Edebi olarak yazdıkları eserlere saygı duyuyor, ama içlerinden bir kısmını beğenmiyorum. Buraya kadarki kısım, edebi anlamdaki eleştirinize yönelik. Hakaretlerinize ise cevap vermeyeceğim, bu benim seviyem değil, açıkçası umurumda da değil. Garip buldum ve çok şaşırdım sadece. Yazık...