Uzun zaman sonra okuduğum ilk polisiye roman.
Okumaya başlarken sıkılacağımı düşünmedim değil ancak daha önce tavsiye edilince romana bir şans vermek istedim.
Evet olabilecek tüm polisiye detaylar kullanılmış romanda. 1 polis ve yardımcısı, kriminal konuşmalar, birden çok şüpheli, her bölümde değişen muhtemel katil odakları, aşk ve arkadaşlık ilişkileri falan.
Ancak romana ayrıcalık katan taraf, cinayetlerin yunan mitolojisine göndermeler yaparak işlenmesi.
Bergama daki Zeus Altarı kazılarında çalışan bir dedenin ve sonraki kuşak torunların, bu kazıyı ve mitolojik hikayeyi kişiselleştirmeleri , gereğinden hassas yaşamaları ile gelişen olaylar sonucu meydana gelen cinayetler zinciri.
Pergama Şehri ve Berlin/Pergamon müzelerini ve kalıntılarını araştırdım bu roman sayesinde. Daha önce de ziyaret ettiğim bu yerlere ilgim daha da arttı, içim daha da acıdı doğal olarak.
Nasıl berline kaçırıldı , doğduğu yapıldığı çıktığı topraklardan nasıl kaçırıldı diye kahrettim kendimi.
Romanda bu politik gelişmelere de yer verilmiş.
Aynı zamanda Türk asıllı Berlin teşkilat komiserimiz sayesinde Almanya daki türklerin çektikleri sıkıntılar, ötekileştirilmeleri, genel kötü olarak görülüp dışlanmaları sık sık karşımıza çıkıyor.
Bu dışlanma daha da geriye giderek teşkilatın dahi içine giren NAzi yandaşlarına kadar dayanıyor.
Halen Nazi gizli teşkilatlarının faaliyetleri, türkleri ve diğer haricileri nasıl dışladıkları na tanık oluyoruz.
Kendini ne türk ne alman olarak gören "almancıların" sosyal ve ekonomik ve hatta psikolojik olarak nasıl kötü durumlara düştüklerine yer veriliyor romanda.
Romanın en güzel en özel kısımları ise 2-3 bölümde 1 konulan ve zeus un ağzından aktarılan bölümler.
Bu bölümlerde mitolojik bilgiler alıyoruz ki çok ilgilendiğim bir konudur.
ancak bu bölümlerdeki karakterler , yani mitolojik tanrılar , titanlar , devler biraz yoğun ve ayıca çok olunca kafa karıştırdı bende.
Her bir zeus bölümünün süregelen cinayet kurgusuna ışık tutacağını düşünsem de tam da o şekil olmadı. yine de ana konunun bu zeus bölümleri ile paralel gitmesi çok iyiydi.
Konu baba ve oğul konusu. Kronos - Uranus , Kronos - Zeus , Zeus ve çocukları.
Zaten cinayet de bu kurguda çözülüyor.
Baba sevgisi, evlat sevigisi, kıskançlık , evlat ayırma gibi konular ile kurgu sonlara doğru toparlanıyor.
Ben yine de roman sonunda bir anne tanrı GAİA adı gelecek diye bekledim ancak spoiler sayılmasın ama herhangi bir kadın kudreti görmeden roman bitti.
Romanın güzel tarafı , roman boyunca okuyucu muhtemel katillerin kim olduğu konusunda yemlense de, son 60-70 sayfaya kadar kim olduğu ile ilgili net bir fikriniz olmuyor. Benim tahminim de yanlış çıktı misal.
Eksik gördüğüm konular şunlardır ki;
Dediğim gibi sürpriz bir anne-kadın yönlendirici beklerdim. Çok erkek kahraman romanı olmuş. Neredeyse -Angela yı saymazsak- Tek kadın karakter Yıldız komiser.
Eskilerden bir kadın karakterin olayları yönlendirdiğini öğrensek fena olmazdı.
Bir de komiserin boşanmış olduğu kocasının romanda bi ara parlayacağını düşündüm zira belirttiğim gibi roman baba-oğul romanı.
Aynı şekilde Yıldız ın babası da romanda yer alıyor ama onun da bir net hikayesi yok.
Zeus kısımları da kimi zaman konunun kurgusunu destekler şekilde yazılmamış gibi geldi.
Hani sadece zeusun ağzından yazılan kısımları okuyan biri, romandaki katili bulabilecek şekilde kurgulansa ne güzel olurdu.
Ancak dediğim gibi mitolojik bir hikayeyle paralel kurgulanmış cinayetler serisi, arada bir verilen siyasi ve sosyal mesaj ve hatırlatmalar, tarihe ışık tutan bergama kalıntıları ve pergamon müzesi bilgileri ile romana ayrı bir renk ve akıcılık katmış.
İlk kurban Cemal in de bir eşcinsel olması bence ayrıca bir detaydı.
Velhasıl iyiydi , hoştu :)