• Babalar ve oğullar’ı ikinci kere okuyordu. Ufak şeylerle rahatsız edilmek istemeyen bir kitap kurdu gibi.
  • 1k damı sorun var anlamıyorum sürekli donuyo😒
    Bir ileti atamadim😒

    Sahaflara ilk yolculuk ,yorucu ama güzel bitti😍
    9 kitaba 100 tl verdim daha nasıl mutlu olmim😀

    https://i.imgyukle.com/2020/01/18/VUZifb.jpg

    Aziz Nesin ~ in iki kitabı

    Fakir Baykurt ~iki istediğim ve beğendiğim kitaplar

    Mahmut Makal ~ bizim köy

    Alpay Kabacalı ~ gözyaşından gülmeceye Aziz Nesin

    Sait Faik Abasıyanık ~ semaver

    Dostoyevski ~karamazov kardeşler

    Ivan Sergeyeviç Turgenyev ~ Babalar ve oğulları

    Gitmediyseniz bir gün yolunuzu düşürün muhakak
    hem uygun hemde daha nostaljik oluyo
    Bundan sonra gidicem tek adres sahaf❤️❤️❤️
  • Bütün oğulların babalarından gelecek bir şeylere gereksinimi vardır. Özellikle de babalarının onları oldukları gibi sevip kabul ettiğini söylemelerine ihtiyaç duyarlar.
  • 250 syf.
    ·1 günde
    Ankara’da yaşayan yazarın, anne ve babası Denizli'nin bir kasabasında yaşıyordu. O kış yazarın babası Aziz Bey yol bilmeden hem oğlunu görmek hem de sol bacağına protez yaptırmak işin trene binip Ankara'ya gelir. Yazar babasını karşılamak için kış günü Ankara Garı'na gider. Arabasını alır eve getirir. Aziz Bey oğluna Ankara'ya geliş amacını açıklar. Şu ana kadar birçok şehirden gelip sol bacağı için ölçü alıp protez yapmışlardı. Aziz Beyin dediğine göre bunlar sadece boş laf etmekle, marangozdan çıkmış kaba saba bir şey yapmakla kalmışlardı. Aziz Bey Ankara'da işin ehli olan İsfendiyar Mercan adında meşhur bir profesör olduğunu söyler. Ertesi gün yazar ve babası Mercan Medikal'e giderler. Yolda kalan bir arabaya yardım etmek ister Aziz Bey, aklı orda kalır. Hastanede yaklaşık bir saat boyunca her şey ince ayrıntısına kadar konuşulur, egzersiz yapmanın önemine değinilir. Birkaç gün sonra gelen protez bacak ile Aziz Bey egzersizlere başlar. Oğlu da babasıyla gider saat beşe kadar orda beklerdi. Bir iki gün sonra Aziz bey oğluna orda boşuna beklememesi gerektiğini söyleyip onu oradan gönderir. Aynı gün çıkış saatinde yazar babasını almaya gelir ama babasının erkenden çıktığını öğrenir. Telaşlanıp onu aramaya koyulur. O sırada Sezenler Sokaktaki Özdemir Kırtasiyeden telefon alır. Babası ordaymış. Gittiğinde babasını üstü başı çamur içinde görür. Hemen eve giderler. Aziz Bey Mercan Medikal'de egzersiz yapmayı kendine yediremediği için oradan erken çıkıp, aşağı doğru gelirken farkına varmadan üstü karla örtülü bir havuzun içine girdiği için bu halde olduğunu söyler. Ordan geçen insanların ona bakmadan geçmesine çok şaşırdığını söyler. Ertesi gün Mercan Medikal'e giderler biraz egzersiz yaptıktan sonra Aziz Bey artık Denizli'ye dönmek istediğini söyler. Doktor ve oğlu ikna etmeye çalışsa da Aziz Bey Nuh der peygamber demez. Oğlu onu otobüsle kasabaya gönderir.

    Aziz Bey Denizli'ye döndükten sonra yazar, eşi Seher ve kızı Ayperi ile baş başa kalır. Akşam eve döndüğünde eşi ona olanlar hakkında soru sorar. Yazar da babasının ona anlattıklarını ve dedesi hakkında bildiklerini eşine anlatır. Aziz Bey'in geçmişte yaptığı kazaya da eşi yazar kafasını dağıtsın diye anlattırır. Anlatılanlara göre Aziz Bey arabaları çok seven biriymiş. Çeşit çeşit arabalar satın alırmış. Bir aralar tır şoförlüğü de yapmış olan Aziz Bey Arabistan'da(Tebük) iken gece vakti bir tıra çarparak yaptığı kaza sonucu sol bacağını kaybetmiştir. Kazayı duyan tırın sahibi Almanya'dan gelmiştir. Bu şoför Aziz Bey'in bir aralar iki ortağından biriydi. Yazar da babasının yanına gitmek için epey mücadele etmiş gümrük görevlileriyle. Yıllar önce Aziz Bey ve iki arkadaşı, ortaklaşa bir minibüs alır. Sonrasında iki arkadaşı hisselerini Aziz Beye devreder. Şoförlüğü üstlenen Aziz Bey, kasabalının her işine koşar; yolcu ve eşya ayırt etmez gece gündüz çoğunlukla veresiye çalışır. Bir zaman sonra Aziz Bey veresiyelerin tahsili için çıktığında bir kuruş bile almadan döner, veresiye defterlerini ateşe atar. Yazar bütün bunları eşine anlatırken kızı Ayperi bir rüya görür. Ertesi gün babasına rüyasını anlatır.

    Babası Ankara’dan gittikten sonra durumundan endişe duyduğu için kızını ve eşini alarak memleketine gider. Evlerinin kapısına sarkan ve geçmeye engel olan babasının kesmeye kıyamadığı erik ve asmanın altından geçerek eve girerler. Sonrasında babası onların deyimiyle gazele karışır çoğu kez yaptığı gibi. Yeğenini görmeye gelen Hüseyin ve İzzet Dayı ile yazar sohbet ederler. Gülfem Yengenin eşek olayından söz açarlar. Eşeğin tepmesi sonucu Gülfem Yenge bastonla yürür hale gelmiştir.

    O gün yazar ve kızı Hüseyin Dayının atının yanına gider. Ayperi atın fotoğraflarını çeker. Anlaşılan atı Hüseyin Dayı için epey önemliydi. Ama atı yaşlanıp hastalanmıştı. Yarın sabah iyileşmesi için kasaba halkının söz ettiği otu göneş çıkmadan bulmak için kayalıklara gideceğini söyleyerek yeğeniyle vedalaşır. Ertesi gün yazar ailesiyle Ankara'ya döner.

    Sonra uzun bir süre Aziz Bey evden ayrılır. Bir münibüsle döner eve. Aylarca onunla uğraşır. Bu minibüs hareket halindeyken epey ses çıkarıyor, geçtiği yerlerden siyah sıvı şeklinde yağ bırakıyordu. Hatta bu yüzden Gülbahar Yenge yazarın annesine söylenir. Durumu öğrenen Aziz Bey bir daha minibüsünü Gülbahar Yengenin evinin önüne park etmedi. Bir gün yokuştan hızla inerken bu minibüs bir arabaya çarpar. Aziz Bey hem davalık olur hem minibüs elinden alınır hem de arabanın sigortası olmadığı için epey para cezası öder.

    Yazar uzun bir süre sonra babasının durumunu annesine sorduğunda Aziz Bey'in kalça kemiklerinde kireçlenme oluştuğundan iki değnekle bile yürüyemediğini öğrenir. Yazar eylülün başında babası için Ankara'da özel bir üniversitenin hastanesinin ortopedi bölümünden alır hemen. Tekrar Denizli'ye doğru yola çıkar. Yolda her zaman olduğu gibi kendini türkülere verir. Bir an gözüne bir beyazlık yansır. Yazar hayal gördüğünü düşünür. Hüseyin Dayının atı gözünde canlandı sanır. Ama dayısının atı sürkırı değil, doruydu bunu fark eder. Ankara'daki hastane de kalça kemiklerinde kireçlenme olduğunu bunun için ameliyat olması gerektiğini söyler. Aziz Bey ameliyat olmayı kabul etmez. Kasabaya fizik tedavi için gitmek ister. Ertesi gün yazar babasını almak için tekrar Denizli'ye doğru yola çıkar. Yolda yine görünüp kaybolan atı görür. Babasıyle birlikte hastaneye giderken yolda babası Gömü'de yavaş gitmesini söyler. Yazar bunun nedenini öğrenmek ister. Aziz Bey de iki yıl evvel karakış bastığında Gömü'yü televizyonda gördüğünü söyler. Karakışta Gömü halkının, üzerinde geçtikleri bu yolda kalanlara nasıl yardım ettiğini anlatır, kendini tutamayıp ağlar. Buranın bambaşka bir yer olduğunu onun için buradan geçerken yavaş gitmesi gerektiğini söyler. Hastanede fizik tedavinin bir yararının olmayacağını öğrenirler. Ama Aziz Bey ısrar edince iki hafta fizik tedavi görmesini uygun görürler. Bir merkezle anlaşırlar, başlangıçta çok iyi karşılanırlar ama yazar eve geldiğinde annesinden kendilerine yemek verilmediğini öğrenince kan beynine sıçrar. Aziz Bey bu tedavinin gereksiz olduğunu ileri sürerek ordan çıkmak ister. Yolda fizik tedavi merkezinde annesine battaniye verilmediğini şaşkınlık içinde öğrenir.

    Bir süre sonra iyice perişan olan Aziz Bey Gülfem Yengenin doktoru Tongo'ya götürmesini ister oğlundan. Yazar gelip babasını Isparta'ya götürür. Ama bu hastane de ameliyat olması lazım der. Ordan kasabaya gelirler. Evde tüm akrabaları toplanır. Yazar başından geçen sütkırı at hikayesini İzzet Dayı ve annesine anlatır laf arasında. Hüseyin Dayının atı iki ay önce ölmüştü. Şaşkınlık içinde dayısının at kişnemesini telefon zil sesi yaptığına şahit olur. Annesi kardeşinin atının özlem ve sevgisinden dolayı böyle yaptığını söyler. Ankara'ya döneceği vakit Eyüp Amca yazarın yanına gelir, at hikayesi kulağıma çalındı der. Ardından da o at "ecel atı"dır der. Birkaç gün sonra annesinden İzzet Dayının öldüğünü öğrenir.

    Yazar günler sonra babası için bir tekerlekli sandalye getirir. Ama babası hiç oralı olmaz. En çok tuvalete giderken zorlanan Aziz Beyi bu sandalye tatmin etmemişti. Yazar yine de kullanabilsin diye merdivenlerin yanına bir rampa yapsın diye Musa'yı çağırır. Rampanın yapımında herkes emek sarfetti ama Aziz Bey o sandalyayi kullanmadı.
    Yazarın kardeşi Nihat babasının sonuçlarını öğrenmek için Denizli'de kalır. Sonuçlarda babalarına Lefoma teşhisi konulmuştu. Bunu anne ve babalarından gizlerler. Yazar babasına annesinin şaşırmasına rağman seyyar bir tuvalet alır. Yıllar önce yazar ile tanışan ve onun kitaplarını ezbere bilen kızıl saçlı bir akademisyenin onun hakkında yazdığı yazıları okurken hayli öfkelenir. Bunun için ona dava açmayı düşünür. Yazar bunu ailesi hakkında yazılanları anlatmadan Aziz Bey'e de anlatır. Aziz Bey de hoş karşılamaz bunu ama oğluna "sana da aldatılmak yakışırdı zaten, öteki türlüsü yakışmazdı" diyerek onu "Allah'a havale et" der. Bekir ilginç bir rüya görür.Bekir rüyasında İzzet Dayının kefen içinde iki kat boyunda gördüğünü söyler. Rüyasında İzzet Dayının Aziz Beyi almaya geldiğini ama daha hazır olmadığını gördüğü için de gittiğini gördüğünü söyler. Bunun için hayra vesile olsun diye yazar ve kardeşi gofret dağıtırlar. Bu rüyadan da babalarına söz etmezler annelerini de tembihlerler.

    Aziz Bey artık geçmişi sıklıkla hatırlar. Ölmüş oğulları Suat'la ilgili sorular sormaya başlar. Yazarın annesi işini görebilsin diye odaya bir ip asar ama bu ip de işe yaramaz. Bir gün yazar sigarasını içerken Aziz Bey koşar adımlarla yanına gelir. Halasının oğlu Necati'nin İstanbul'da deniz astsubay okulu kazandığını söyler. Cebinden bir zarf çıkarark Necati'nin istikbali buna bağlı der. Necati'yi bulup ona verirler zafı. Necati çok mutlu olur. Necati'nin yanına giderlerken bir sürünün içinden geçerler, dört hayvanın ölmesine ve iki hayvanın yaralanmasına sebep olurlar. Dönüşte babası hayvanların parasını çobana verir. Çoban da bunun üzerine yaralı hayvanları alabileceğini söyler ama Aziz Bey onları kesif fakire dağıtmasını söyler.
    Yazar Ankara'da Gülfem Yengenin ölüm haberini alır. Birkaç gün sonra da babasının iyice kötüleştiğini öğrenir, kardeşi Nihat'la beraber babasını Pamukkale Üniversitesi Hastanesi'ne götürürler. Orda Firuze adında bir kadın babasına geçmiş olsun dileklerini iletir. Doktorlara göre artık hastaya acı çektirmeye gerek yoktu. Aziz Beye bir idrar kesesi verip eve gönderirler. Zamanla durumu daha da kötüleşir, ölmüş çocukları olan Suat'ı dilinden düşürmez olur. İyice yemeden içmeden kesilir. Yazarın annesi de rüyasında beyazlar içinde bir çocuk gördüğünü söyler. Yazar bu çocuğun sürekli gördüğü çocuk olduğunu annesine söylemez. Nihat eve gelenlere artık engel olmasın diye erik ve asmayı babasından habersiz keser. Son zamanlarda Aziz Bey sadece "su" diyebiliyordu. Ama su getirildiğinde de içmezdi. Çünkü o aslında "Suat"demek istiyordu. Yazar Ankara'da iken Aziz Bey hayata gözlerini yumar. Yazar ve eşi apar topar memleketlerine gelip Aziz Beyi gömerler.

    Değerlendirme

    Bu Yol Pasin'e Gider
    Döner Tersine Gider
    Şurda Bir Garip Ölmüş
    Kuşlar Yasına Gider

    “Bu dağlar kömürdendir” türküsünde geçiyor bu sözler. Araştırdığıma göre de romanın ismi de bu türküden geliyor. Aslında kitapta geçen türkülere baktığımızda kitabın özetini, kaybolan değerleri yazar kendine yoldaş olan türküler eşliğinde veriyor diyebiliriz.
    Yazar özel hastanede bir battaniye istemeye çekinen, aldatılan oğlunu "sana da aldatılmak yakışırdı, zaten öbür türlüsü" diye teselli eden saf Anadolu insanının hayatla mücadelesini, Anadolu’ya ait özellikler olan akraba ziyaretleri tekrara düşse bile çok güzel aktarmış.

    Kitap baba figürü üzerinden ilerlese de mistik ögeler, Denizli insanının gelenek ve inançları üzerinden aktarılmıştır.
    Sıradan ve kimilerine göre evrensel bir konuyu yerel motiflerle çok güzel aktarmış.

    Araya sıkıştırılan ilginç birtakım olaylarla okuyucu uyanık tutulmaya çalışılmıştır.
    Ankara’dan Denizli’deki kasabaya giderken yazarın peşine sürekli takılan, ecel atı olarak yorumlanan ve İzzet Dayının ölümü üzerine daha da gizemli hale gelen bu at, kitap boyunca beni heyecanlandıran bir taraftı. Bu at kitabın sonuna kadar gizemini koruyup okuyucunın zihninde yer ediniyor.
    kitabı benim için renkli kılan diğer bir taraf da Beyaz gömlekli çocuk oldu.
    Bu çocuk, Denizli’deki kasabanın balkonunda sigara içerken sürekli yazarın karşısına çıkıyor, birden bire ortadan kayboluyor. Daha sonra bu çocuğun yazarın annesinin rüyalarına girdiğini görüyoruz.
    Bu beyaz gömlekli çocuk Aziz Beyin cenazesinde namaz kılar halde ifade ediliyor. Bu da ayrı bir gizem başlı başına. İki durumunda ortak yanı gerek sütkırı at, gerekse beyaz gömlekli çocuk, sürekli bir görünüp aniden ortadan kaybolmakta.

    Aziz Amca'nın yatalak olduğu süreçte eşinin onunla bir çocuğa bakarcasına ilgilenmesi beni en çok etkileyen şeylerden oldu.
    Kimsenin kimseye tahammülünün kalmadığı, aldatmaların üst safhada olduğu bu devirde o sayfaları okuyunca bile insan etkilenmekten kendini alamıyor.
    Aile kavramının değersizleştiği bu zamanda bize bazı şeyleri hatırlattığı için sevdim bu kitabı.

    Aziz Bey'in eşinin ona bakması birbirlerine olan sevgileri oğullarının sabrı, babalarının yanında olmaları insan acaba hala kaldı mı böyle insanlar dedirten bir kitap. Hangimiz bitmeyen işlerimizden kafamızı kaldırıp annemiz babamız nasıl diye sorabiliyoruz? Kitap "aile olmayı" en yalın haliyle gösteriyor bizlere.
    Kitap için bir nevi insanın kendisiyle iç hesaplaşması diyebiliriz.

    "Zaten o yıllarda burnumuzun ucunda gezinen bir mazot kokusuydu babam, kulağımızda çınlayan uzak bir motor sesiydi ve az evvel dediğim gibi, gitti mi gelmek bilmezdi bir türlü" diyor yazar. Kuşkusuz kitabı okuyan herkes "benim babam çocukluğumda neydi" demiştir. Kuşkusuz herkesin cevabı farklı olacaktır. Çünkü; babalar, alınlarımıza yazılmış yalnızlıklardır.

    Yazar yanakta oluşan çukurun ardına o kadar fazlaca anlam yüklemiş ki Aziz Bey hakkında çok şeyi rahatlıkla anlayabiliyoruz. Kitabın kapağında kapak fotoğrafı yer alan Nuri Bilge Ceylan'ın sanat anlayışı misali anlatılan hikayeler betimlemeler sayesinde fotoğraf gibi aktarılıyor.

    Kitap bize bir otobiyografi gibi gelebilr. Fakat yazar kızıl saçlı akademisyen üzerinden bizlere bunlar kurmacadır demektedir.

    Kısacası kitap için; karı-koca arasındaki fedakarlığı, akrabalık nedir hissi, acıya nasıl ortak olunur, aile olabilme bilinci, geçmişe ve anılara sadakati, yardımseverliği sade ve anlaşılır bir dil kullanarak, akıcı bir anlatımla okura sunan ders niteliğinde bir roman diyebiliriz.
  • 200 syf.
    ·2 günde·Beğendi·9/10
    Ziziro Bir, ağustos böceğinin hüzünlü hayat anatomisi, zeytin yülkü dalların bahar şarkısı. Bir gezici kitap etkinliği vasıtasıyla haşır neşir oldum. Güldürdü, ağlattı. Bitmesin diye direndirdi.

    Babalar ve Oğulları'na, Türk Edebiyatı'ndan okkalı bir smaçla Turgenyev'in sine-i tahtına hedef alan Müjde Hanım, şanı büyük rahmetli kalemkarın ruhuna zeytin dalı uzatmış. Bu aralar edebiyatın yeni yazarlarıyla tanışmak ve güçlü kalemlerini görmek beni umutlandırıyor, güçlendiriyor.
    Spoiler Yemek İstemeyen devam etmesin.
    Yazarın dile hakim olması ,kitabı okurken tam iç sesim haline gelip kitap okuma hissinden ziyade kendi kendime konuşuyormuşluğun verdiği o zarafet ile karakterlerin bilinç akışı ve okuyucunun bilinç akışını bir frekansa bağlaması yetenek değildir de nedir?
    Unutulmuş kelimeleri, deyimleri anneanne sandığından çıkarılan lavanta keseli küçük kutuların üstündeki toza üfleyip açması gibi kırmadan, zarar vermeden, anlamsız bir dizilişten kurtarıp karakterlerin diline yedirmesi, eğreti durdurmaması yetenek değildir de nedir?
    Soru ve akabinde cevapla karakterinin bilinç akışı konuşmaları ve olaylara sizi yumuşak inişlerle kabul etmesi. Sizi oraya aitmiş gibi ilişkilerin içine sokması, hepimizin başına gelmişliğin 'Diren'in karakterinde biricikleştirmesi ve olasılıklı bir dünyanın edebi matematiğiyle sizi duygularınıza bölmesi bana edebiyatımıza yeni bir renk, herkesin içinde taşıdığı bir ara ton getirmesini baharın gelişi gibi kutluyorum!
    OLAY ÖRGÜSÜ
    Ana karakterimiz Diren ( DİREN bir ODTÜ selamıdır. HACETTEPELİ olarak bu selamı alıp nadide köşeme kaldırıyorum.)
    Diren'in, ayrılmış anne babası, uzakta kardeşi, Fransa'da zihninde hala bir şekilde devam eden geçmişi Evladiyelik evcil ve ana yadigarı zeytin ağacı ve Gorgon kardeşlerin en ölümlüsü medusanın metaforunda vucüd bulmuş aynası ve ücretli özel öğrencileri ile müphem bir yaşantısı vardır.
    Bu yaşantının gel gitleriyle hayatına misafir ettiği karakterler de olacaktır..
    Diren köklerine direnen, annesine direnen, kendisine direnen kadınların kesişim kümesinin toplamından fazla bir mizacla yoluna devam etmek isterken, anne- kız-kızkardeş ve nihayetinde bir anne adayı olarak sosyo- kültürel olarak yerelde minimal bir figür olan Diren, globalde kadın figürünün modern bir sorgulaması olarak karşımıza çıkıyor.
    Kadın figürünün sorgulamasına katkısı, duygusal özdeşlerle karakteri bağlayarak sadece soğuk, içeriği tüketilmiş sloganlar ile beslemiyor. Bunu yapabildiği için Diren karşımıza aile yozlaşmasına 'single mom' olabilitesini de koyarak güçlü bir kadın karakteri olarak karşımıza çıkıyor.

    Anne - kız ilişkisini 'neresinden tutarsanız tutun elimizde kalıyor' şeklinde ele alarak gerçekte bir kesit halinde tenimize yapıştırıp tüm bölümler boyunca o kesiti üstümüzde cildimize, ruhumuza yapıştırana, kanatana, kaşındırana kadar zımparaladı.
    Şimdi orada duruyor.
    Bu başarısından ötürü, kitabının naifliği, zeytin çiçekleriyle gözyaşlarına boğduğu ama arada zirirolar ile yaşamın o kutsal bir tören havasını yaşattığı kitabına üzülerek veda ediyorum.
    Kim bilir başla dillere çevrilir ve yine bizim ziziroların hikayesini okurum.
    Bu kitabı, gezici kitap etkinliğinde bir zeytindalı uzatır gibi sıradaki okuyucu arkadaşıma postalıyorum.
    Ve yeniden Müjde Hanımla -hangi dil olduğu fark etmez- buluşmayı bekliyorum.
  • “İki ihtiyar birbirine dayanarak mezarın başında diz çökerek ağlıyorlardı. Burada oğulları yatmaktaydı. Arada sırada birbirlerine bir iki laf söylerler, taşın tozunu alır, çamlardan birinin dalını düzeltirler. Sonra tekrar dua etmeye başlarlar. Adeta oğullarına, daha yakın olduklarını hissetikleri bu yerden bir türlü ayrılamazlar…
    Onlar boşuna mı ağlayıp dua ederler? Kutsal saydığımız o sevgi, her şeyin üstesinden gelemez mi? Bu mezarda gömülü olan yürek ne kadar günahkar, ne kadar isyankar olursa olsun üzerinde açan çiçekler, bizlere saf ve masum gözlerle bakarlar… Bize anlatmak istedikleri yalnızca sonsuz umursamaz bir sakinlik değildir. Onlar bize sonsuz bir başarı, ölümsüz bir yaşamı anlatırlar!”
  • *Gılgamış Destanı
    *Ardavirafname-Ardaviraf
    *Kayıp Cennet-John Milton
    *HOMEROS
    İlyada Destanı
    Odysseia Destanı
    *HERODOTOS -Tarih
    *DANTE ALİGHİERİ
    Yeni Dünya
    İlahi Komedya
    *Dönüşümler-Ovidius
    *Aenas Destanı-Vergilius
    *Ütopya -Thomas More
    *Binbir Gece Masalları
    *WİLLİAM SHAKESPEARE
    Hamlet
    Macbeth
    Romeo ve Juliet
    Othello
    Bir Yaz Gecesi Rüyası
    On İkinci Gece
    Kral Lear
    Venedik Taciri
    Kış Masalı
    *FRANCİS BACON
    Denemeler
    Yeni Atlantis
    * Robinson Crusoe -Daniel Defoe
    *Gulliver'in Gezileri -Jonathan Swift
    *Clarissa-Samuel Richardson
    *Tom Jones - Henry Fielding
    *JANE AUSTEN
    Akıl ve Turku
    Aşk ve Gurur
    Mansfield Parkı
    İkna
    Emma
    *MARY Shelley
    Frankenstein
    Son İnsan
    *GururDünyası-William Makepeace Thackeray
    *CHARLES DİCKENS
    İki Şehrin Hikayesi
    Oliver Twist
    Kasvetli Ev
    Büyük Umutlar
    *Jane Eyre - Charlotte Bonte
    *Uğultulu Tepeler-Emily Bonte
    *GEORGE ELİOT (Mary Anne Evans)
    Kıyıdaki Değirmen
    Silas Marner
    Middlemarch
    *THOMAS HARDY
    Kaybolan Masumiyet (Tess ismiyle de çevirisi bulunuyor)
    Çılgın Kalabalıktan Uzak
    Adsız Sansız Bir Jude
    *HENRY JAMES
    Daisy Miller
    Bir Kadının Portresi
    Yürek Burgusu
    *Karanlığın Yüreği -Joseph Conrad
    *HERBERT GEORGE WELLS
    Zaman Makinesi
    Ay’da İlk İnsanlar
    *İyi Asker-Ford Madox Ford
    *Howards End-Edward Morgan Forster
    *VİRGİNİA WOOLF
    Deniz Feneri
    Mrs. Dalloway
    Kendine Ait Bir Oda
    *AGATHA CHRİSTİE
    Doğu Ekspresinde Cinayet
    On Küçük Zenci
    *ALDOUS HUXLEY
    Cesur Yeni Dünya
    Krom Sarısı
    Ses Sese Karşı
    * GEORGE ORWELL (Eric Arthur Blair)
    Hayvan Çiftliği
    Bin Dokuz Yüz Seksen Dört -1984
    *Sineklerin Tanrısı -William Golding
    *Otomatik Portakal - John Burgess Wilson- Anthony Burgess
    *Bir Son Duygusu- Julian Barnes
    *Kefaret-IAN MCEWAN
    *Denemeler –Montaigne
    *Le Cid- Pierre Corneille
    *Fablla- Jean de La Fontaine
    *MOLİERE
    Cimri
    Kibarlık Budalası
    Hastalık Hastası
    *İskender-Jean Racine
    *JEAN-JACGUES ROUSSEAU
    Toplum Sözleşmesi
    İtiraflar
    *Memoirs of a nun (Bir Rahibenin Anıları)-Denis Diderot
    *Devrimler Üzerne Denemeler-François-Rene de Chateaubrıand
    *LAMARTİNE
    Şairane Duyuşlar
    Graziella
    *STENDHAL – (Marie-Henri Beyle )
    Kırmızı ve Siyah
    Parma Manastırı
    **HONORE DE BALZAC
    Vadideki Zambak
    Goriot Baba
    Eugénie Grandet
    **ALEXANDRE DUMAS (baba DUMAS)
    Monte Kristo Kontu
    Üç Silahşörler
    *ALEXANDRE DUMAS (Oğul DUMAS)
    Kamelyalı Kadın
    **VİCTOR HUGO
    Notre Dame'ın Kamburu
    Sefiller
    İdam Mahkumunun Son Günü
    *Bir Zamane Çocuğunun İtirafları-Alfred de Musset
    *GUSTAVE FLAUBERT
    Madam Bovary
    Bilirbilmezler - Bouvard ile Peuchet
    *CHARLES BAUDELAİRE
    Kötülük (Elem) Çiçekleri
    Yapay Cennetler
    *CONCOURT KARDEŞLER
    Germinie Lacar-teux
    Charles Demailly
    *JULES VERNE
    80 Günde Devri Alem
    Dünya Merkezine Yolculuk
    Denizin Altında 20bin Fersah
    *EMİLE ZOLA
    Meyhane
    Germinal
    *ALPHONSE DAUDET
    Değirmenimden Mektuplar
    Pazartesi Hikayeleri
    *Hirodias-Stephane Mallarme
    *Zühal Şiirleri-Paul verlaine
    *GUY DE MAUPASSANT
    Ay Işığı
    Tombalak
    *ARTHUR RİMBAUD
    Cehennemde bir mevsim
    Tanrısal Esinler
    *ADRE GİDE
    Ayrı Yol
    Pastoral Senfoni
    Kalpazanlar
    **MARCEL PROUST
    *Kayıp Zamanın İzinde
    1) Swann'ların Tarafı
    2) Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde
    3) Guermantes Tarafı
    4) Sodom ve Gomorra
    5) Mahpus
    6) Albertine Kayıp
    7) Yakalanan Zaman
    *LOUİS ARAGON
    Paris Köylüsü
    Elsa’nın Gözleri
    *RENE DESCARTES
    Yöntem Üzerine Konuşma
    Felsefenin İlkeleri
    Ruhun Tutkuları
    *ALEKSANDR PUŞKİN
    Maça Kızı
    Yüzbaşının Kızı
    *NİKOLAY VASİLYEVİC GOGOL
    Ölü Canlar
    Palto
    Bir Delinin Hatıra Defteri
    *Zamanımızın Bir Kahramanı-Mihail Lermontov
    *İVAN TURGENYEV
    Rudin-İlk Aşk
    Babalar ve Oğullar
    *FYODOR MİHAYLOVİÇ DOSTOYEVSKİ
    İnsancıklar
    Ölüler Evinden Anılar
    Yeraltından Notlar
    Suç ve Ceza
    Budala
    Karamazov Kardeşler
    *LEV NİKOLAYEVİC TOLSTOY
    Savaş ve Barış
    İnsan Ne ile Yaşar
    İvan İlyiç'in Ölümü
    Anna Karenina
    Kreutzer Sonat
    Diriliş
    *ANTON ÇEHOV
    Martı
    Vişne Bahçesi
    *Oblomov-İvan Gonçarov
    *MAKSİM GORKİ
    Ana
    Artamonov Ailesi
    *İVAN ALEKSİYEVİÇ BUNİN
    Teneke kaplı İvan
    Mitya’nın Aşkı
    *ANDREY BELY
    Petersburg
    *BORİS PASTERNAK
    Doktor jivago
    İnsanlar ve Haller
    *MİCHAEL BULGAKOV
    Usta ile Margarita
    Kol Manşetinde Notlar
    *Sönüyor Al Kanları Günbatımının- Sergey Yesenin
    * Ve Durgun Akardı Don-Mihail Şolohov
    *İvan Denisoviç’in Bir Günü-Aleksandr Soljenitsin
    *JOHANN WOLFGANG VON GOETHE
    Wilhelm Meister'in Çıraklık Yılları
    Genç Werther'in Acıları
    Faust
    Gönül Yakınlıkları
    Pandora
    *SİCHİLLER
    Haydutlar
    Wilhelm Tell
    Don Carlos
    Mutluluk Şarkısı
    *Romantizm Okulu-Heinrich Heine
    *Danton’un Ölümü-Karl Georg Büchner
    *THOMAS MANN
    Buddenbrook Ailesi
    Venedik’te Ölüm
    Büyülü Dağ
    *Orpheus’a Soneler-Rilke
    *HERMANN BROCH
    Kader Ağıtları
    Vergilius'un Ölümü
    *HERMANN HESSE
    Siddhartha
    Bozkırkurdu
    Boncuk Oyunu
    *Niteliksiz Adam – Robert Musil
    *STEFAN ZWEİG
    Satranç
    Amok Koşucusu
    Bir Kadının Hayatından 24 Saat
    Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
    Geçmişe Yolculuk
    *FRANZ KAFKA
    Dönüşüm
    Dava
    Şato
    Milena’ya Mektuplar
    *ELİAS CANETTİ
    Marakeş'te Sesler
    Körleşme
    *Teneke Trampet-Günter Grass
    *EDGAR ALLAN POE
    Öyküler
    Kuyu ve sarkaç
    *Tom Amca'nın Kulübesi-Harriet Beecher Stowe
    *Moby Dick -Herman Melville
    *MARK TWAİN
    Tom Sawyer’in Maceraları
    Huckleberyry Finn’in Maceraları
    Mississippi’de Hayat
    JACK LONDON
    Martin Eden
    Beyaz Diş
    Demir Ökçe (Distopya-ütopya)
    *THOMAS STEARNS ELİOT
    Çorak ülke
    Boş Adamlar
    Edebiyat Üzerine Düşünceler
    *JOHN STEİNBECK
    Kenar Mahalle,Bitmeyen Kavga
    Fareler ve İnsanlar
    Gazap Üzümleri
    *SAUL BELLOW
    Boşlukta Sallanan Adam
    *DAN BROWN
    Da Vinci Şifresi
    Dijital Kale
    Melekler ve Şeytanlar
    *JORGE LUİS BORGES
    Kum Kitabı
    *MİLAN KUNDERA
    Varolamanın Dayanılmaz Hafifliği
    *ROBERT LOUİS STEVENSON
    Define Adası
    Dr jekyll ve bay Hyde
    Kara Ok
    *URSULA K. LE GUİN
    Mülksüzler
    Yerdeniz Üçlemesi
    Lavinia
    *JRR TOLKİEN
    Yüzüklerin Efendisi
    Silmarillion
    *JOSEPH CONRAD
    Nostromo
    Karanlığın Yüreği
    *HENRY FİELDİNG
    Tom Jones (İlk basımı 1749 - Dünyada yazılmış ilk romanlardan biri)
    Joseph Andrews
    *WİLKİE COLLİNS
    Beyazlı Kadın
    Aytaşı
    *MARCEL ALLAİN-PİERRE SOUVESTRE
    Fantoma 1 : Suç Dehası
    Fantoma 2: Boş Tabut
    *EDUARDO GALEANO
    Yaratılış /Ateş Anıları 1
    Yüzler ve Maskeler / Ateş Anıları: 2
    Rüzgarın Yüzyılı / Ateş Anıları: 3
    *GEORGES PEREC
    Kayboluş
    ŞEYLER
    w ya da bir çocukluk hatırası
    Yaşam Kullanma Kılavuzu
    *PAUL AUSTER
    New York Üçlemesi
    Ay Sarayı
    Şans Müziği
    *MARK TWAİN
    Tom Sawyer'ın Maceraları
    Huckleberry Finn ‘in Maceraları
    *JAMES JOYCE
    Ulysses
    *ITALO CALVİNO
    Bir kış gecesi eğer bir yolcu
    *ITALO SVEVO
    Senilita Yaşlılık i
    *PATRİCK SÜSKİND
    Güvercin
    Koku

    ****************************************
    *Don Kişot -Miguel de Cervantes
    *Zorba-Nikos Kazancakis
    *Tiffany’de Kahvaltı- Truman Capote
    *Uyanış - Kate Chopin
    *Şeker Portakalı -José Mauro de Vasconcelos
    *Çavdar Tarlasında Çocuklar -Jerome David Salinger
    *Pal Sokağı Çocukları -Ferenc Molnár
    *Genc Bir Köy Hekimi -Mihail Bulgakov
    *Küçük Prens -Antoine de Saint-Exupéry
    *Fahrenheit 451 -Ray Bradbury
    *Gora -Rabindranath Tagore
    *Rüzgâr Gibi Geçti -Margaret Mitchell
    *Kuzey ve Güney -Elizabeth Gaskell
    *Bülbülü Öldürmek -Harper Lee
    *Küçük Kadınlar -Louisa May Alcott
    *Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı -Robert M. Pirsig
    *İki Büyük Dünya Sistemi Hakkında Diyalog -Galileo Galilei
    *Muhteşem Gatsby -F. Scott Fitzgerald
    *Özgür İnsanlar -Halldor Laxness
    *İnsanlık Durumu -Andre Molraux
    *Sofi’nin Dünyası - Jestein Gaarde
    *Tatar Çölü -Dino buzzati
    *Oyunun kuralı-Leonardo Sciascia
    *Yetenekli Bay Ripley- Patricia Highsmith
    *Şemsiye -Will Self
    *Mezhaba Beş -Kurt Vonnegut
    *Devlet -Platon
    *Prens -Niccola Machiavelli
    *Martı Jonathan Livingston -Richard Bach
    *Küçük Kara Balık -Samed Behrengi
    *Yüreğinin Götürdüğü Yere Git-Susanna Tamaro
    *Nietzsche Ağladığında- Irvin D. Yalom
    *Böyle Buyurdu Zerdüşt -Friedrich Nietzsche
    *Nehirler Kızıl Akar - Jean Christophe Grange
    *Düşlerin Yorumu-Sigmund Freud
    *Sevgili- Marguerite Duran
    *Gülün Adı-Umberto Eco
    *Beydeba -Kelile ve Dimne
    *Yüzüklerin Efendisi- John Ronald Reuel Tolkien
    *Huzursuzluğun Kitabı -Fernando Pessoa
    *Otostopçunun Galaksi Rehberi (Edebiyat serisi) -Douglas Adams, Eoin Colfer
    *Dorian Gray'in Portresi -Oscar Wilde
    *Carmen -Prosper Merimee
    *Ekmekçi Kadın -Xavier de Montepin
    *Sol Ayağım - Christy Brown
    *Kızıl Ölümün Maskesi - Edgar Allan Poe
    *Gecenin Sonuna Yolculuk -Louis-Ferdinand Celine
    *Beyaz Zambaklar Ülkesi -Grigory Petrov
    *Michael Kohlhaas -Heinrich von Kleist
    *Operadaki Hayalet -Gaston Leroux
    *Guguk Kuşu -Ken Kesey
    *En Mavi Göz – Toni Morrison
    *Effi Briest – Theodor Fontane
    *Sherlock Holmes-Arthur Conan Doyle
    *Maldoror’un Şarkıları - Comte de Lautréamont
    *Hindistan’da Bir Geçit-Edward Morgan Forster
    *Candide ya da İyimserlik - Voltaire
    *Sırça Fanus - Sylvia Plath
    *Wittgenstein'ın Yeğeni: Bir Dostluk - Thomas Bernhard
    *Tehlikeli İlişkiler - Choderlos de Laclos
    *Kent ve Köpekler - Mario Vargas Llosa
    *Kör Baykuş - Sadık Hidayet
    *Atları da Vururlar - Horace Mccoy
    *Derviş ve Ölüm - Mehmet Selimoviç
    *Piyanist - Elfriede Jelinek
    *Schindler'in Listesi - Thomas Keneally
    *Gün Doğarken Bülbül Susar- Elsa Triolet

    *********************************

    *CENGİZ AYTMATOV
    Gün Olur Asra Bedel
    Selvi Boylum Al Yazmalım
    Cemile
    *OĞUZ ATAY
    Tutunamayanlar (1972)
    Tehlikeli Oyunlar (1973)
    Bir Bilim Adamının Romanı (1975)
    Korkuyu Beklerken (1975)
    Oyunlarla Yaşayanlar (1975)
    Günlük (1987)
    Eylem bilim (1998)
    *YUSUF ATILGAN
    Aylak Adam
    Anayurt Oteli
    *AHMET HAMDİ TANPINAR
    Saatleri Kurma Enstütüsü
    Mahur Beste
    Huzur
    *HALİD ZİYA UŞAKLIGİL
    Aşk-ı Memnu
    Mai ve Siyah
    *SABAHADDİN ALİ
    Kuyucaklı Yusuf
    Kürk Mantolu Madonna
    İçimizdeki Şeytan
    *LATİFE TEKİN
    Sevgili Arsız Ölüm
    Berci Kristin Çöp Masaları
    *ATİLLA İLHAN
    Kurtlar Sofrası
    Ben sana Mecburum
    *AZİZ NESİN
    Zübük
    Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
    *PEYAMİ SAFA
    Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
    Fatih Harbiye
    *HALİDE EDİP ADIVAR
    Sinekli Bakkal
    *REŞAT NURİ GÜNTEKİN
    Çalıkuşu
    Yaprak Dökümü
    Dudaktan Kalbe
    Acımak
    *ORHAN KEMAL
    Bereketli Topraklar Üzerinde
    Gurbet Kuşları
    Hanımın Çiftliği
    *YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU
    Yaban
    Kiralık Konak
    *KEMAL TAHİR
    Devlet Ana
    Esir Şehrin İnsanları
    *YAŞAR KEMAL
    İnce Memed
    Yer Demir Gök Bakır
    Orta Direk
    Binboğalar Efsanesi
    *SAİT FAİK ABASIYANIK
    Medarı Maişet Motoru
    Alemdağ'da Var Bir Yılan

    **************************************

    *MEVLANA -Mesnevi
    *YUNUS EMRE-Divan
    *EVLİYA ÇELEBİ-Seyahatname
    *Dede Korkut Kitabı
    *Üç İstanbul - Mithat Cemal Kuntay
    *Eylül - Mehmet Rauf
    *Yılanların Öcü - Fakir Baykurt
    *Puslu Kıtalar Atlası -İhsan Oktay Anar
    *Şu Çılgın Türkler – Turgut Özakman
    *Kendi Gök Kubbemiz -Yahya Kemal Beyatlı
    *Ben Ol da Gör -Seyit Göktepe
    *47’liler, Füruzan
    *Gölgesizler, Hasan Ali Toptaş
    *Sultan Hamid Düşerken – Nahid Sırrı Örik
    *Ağır Roman, Metin Kaçan
    *İstanbul Hatırası – Ahmet Ümit
    *Mel’un – Selim İleri
    *Araba Sevdası Recaizade Mahmud Ekrem
    *Küçük Ağa-Tarık Buğra
    *Fikrimin İnce Gülü-Adalet Ağaoğlu
    *Safahat -Mehmet Akif Ersoy
    *Çile-Necip Fazıl Kısakürek
    *Memleketimden İnsan Manzaraları – Nazım Hikmet
    *Otuzbeş Yaş (Bütün Şiirleri)-Cahit Sıtkı Tarancı
    *Drina’da son gün-Faik Baysal
    *Gazoz Ağacı- Sabahattin Kudret Aksal
    *Gülistan -Sadi-i Şirazi
    *Kutadgu Bilig- Yusuf Has Hacib
    *Sergüzeşt- Samipaşazade Sezai
    *Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç-Hüseyin Rahmi Gürpınar
    *Ömer Seyfettin (Kaşağı-Falaka-Ferman-Külah-Perili Köşk-Yalnız Efe-Yüksek Ökçeler)
    *Kültürden İrfana - Cemil Meriç
    *Şah ve Sultan - İskender Pala
    *Yalnız Seni Arıyorum - Orhan Veli
    *Zeytindağı - Falih Rıfkı Atay
    *Sevda Sözleri - Cemal Süreya
    *Aganta Burına Burınata –( Halikarnas Balıkçısı- Cevat Şakir Kabaağaçlı

    *************************************
    NOBEL EDEBİYAT ÖDÜLÜ ALAN TÜM YAZARLAR VE YAZARLARIN ÖNEMLİ ESERLERİ :

    1901
    Sully Prudhomme (16 Mart 1839, Paris, Fransa – 6 Eylül 1907)
    1902
    Theodor Mommsen (30 Kasım 1817, Garding, Almanya – 1 Kasım 1903)
    1903
    Bjørnstjerne Bjørnson (8 Aralık 1832, Kvikne, Norveç – 26 Nisan 1910)
    1904
    Frédéric Mistral (8 Eylül 1830, Provence, Fransa – 25 Mart 1914)
    José Echegaray y Eizaguirre (19 Nisan 1832, Madrid, İspanya – 14 Eylül 1916)
    1905
    Henryk Sienkiewicz (5 Mayıs 1846, Polonya – 15 Kasım 1916) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Ateş ve Kılıç”
    1906
    Giosuè Carducci (27 Temmuz 1835, Pietrasanta, İtalya – 16 Şubat 1907)
    1907
    Rudyard Kipling (30 Aralık 1865, Mumbai, Hindistan – 18 Ocak 1936) – “Dilek Evi”
    1908
    Rudolf Christoph Eucken (5 Ocak 1846, Almanya – 15 Eylül 1926) – Alman felsefeci. “Hayatın Anlamı’’
    1909
    Selma Lagerlöf (20 Kasım 1858, Mårbacka, İsveç – 16 Mart 1940) – İsveçli kadın yazar. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Küçük Nils Holgersson’un Yaban Kazlarıyla Maceraları”, “Nils Holgersson’un Serüvenleri”
    1910
    Paul Heyse (15 Mart 1830, Berlin, Almanya – 2 Nisan 1914) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Andrea Delfin”
    1911
    Count Maurice Maeterlinck (29 Ağustos 1862, Gent, Belçika – 6 Mayıs 1949,) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Mavi Kuş”
    1912
    Gerhart Hauptmann (15 Kasım 1862, Polonya – 6 Haziran 1946) – “Atlantis”
    1913
    Rabindranath Tagore (7 Mayıs 1861, Kalküta, Hindistan – 7 Ağustos 1941) – “Gora”,
    1914
    Bu sene kimseye ödül verilmemiştir.
    1915
    Romain Rolland (29 Ocak 1866, Fransa – 30 Aralık 1944) – “Yaşama Sevgisi”
    1916
    Verner von Heidenstam (6 Temmuz 1859, Olshammar, İsveç – 20 Mayıs 1940)
    Henrik Pontoppidan (24 Temmuz 1857, Danimarka – 21 Ağustos 1943)
    1917
    Karl Adolph Gjellerup (2 Haziran 1857, Danimarka – 13 Ekim 1919)
    1918
    Bu sene kimseye ödül verilmemiştir.
    1919
    Carl Spitteler (24 Nisan 1845, İsviçre – 29 Aralık 1924)
    1920
    Knut Hamsun ( 4 Ağustos 1859, Lom, Norveç – 19 Şubat 1952) –: “Açlık”
    1921
    Anatole France (16 Nisan 1844, Paris, Fransa – 12 Ekim 1924) – Kırmızı Zambak”
    1922
    Jacinto Benavente (12 Ağustos 1866, Madrid, İspanya – 14 Temmuz 1954)
    1923
    William Butler Yeats (13 Haziran 1865, İrlanda – 28 Ocak 1939) – “Dibbuk”
    1924
    Wladyslaw Reymont (7 Mayıs 1867, Polonya – 5 Aralık 1925)
    1925
    George Bernard Shaw (26 Temmuz 1856, Dublin, İrlanda – 2 Kasım 1950) “Ölümsüzlüğün Sırrı”
    1926
    Grazia Deledda (28 Eylül 1871, İtalya – 15 Ağustos 1936)
    – İtalyan kadınyazar. “Sardinya Efsaneleri”
    1927
    Henri Bergson (18 Ekim 1859, Paris, Fransa 4 Ocak 1941) – “Madde ve Bellek”
    1928
    Sigrid Undset (20 Mayıs 1882, Danimarka – 10 Haziran 1949) – Norveçli kadın yazar. Türkçeye çevrilen kitabı: “Her Kadın Gibi”
    1929
    Thomas Mann (6 Haziran 1875, Lübeck – 12 Ağustos 1955) – Alman yazar. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Venedik’te Ölüm”, “Buddenbrooklar / Bir Ailenin Çöküşü”, “Büyülü Dağ”, “Yusuf ve Kardeşleri”
    1930
    Sinclair Lewis (7 Şubat 1885, Minnesota, ABD – 10 Ocak 1951) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Vahşi Aşk”
    1931
    Erik Axel Karlfeldt (20 Temmuz 1864, Karlbo, İsveç – 8 Nisan 1931,)
    1932
    John Galsworthy (14 Ağustos 1867, Kingston, Birleşik Krallık – 31 Ocak 1933)
    1933
    Ivan Alekseyevich Bunin (22 Ekim 1870, Voronej, Rusya – 8 Kasım 1953) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Mitya’nın Aşkı”
    1934
    Luigi Pirandello (28 Haziran 1867, Agrigento, İtalya – 10 Aralık 1936) – “Gölge Adam
    1935
    Bu sene kimseye ödül verilmemiştir.
    1936
    Eugene O’Neill (16 Ekim 1888, Longacre Square – 27 Kasım 1953) – ABD’li oyun yazarı. Türkçeye çevrilen kitabı: “Allahın Ayısı”
    1937
    Roger Martin du Gard (23 Mart 1881, Fransa – 22 Ağustos 1958) – “Thibault’lar
    1938
    Pearl Sydenstricker Buck (26 Haziran 1892, Batı Virginia, ABD – 6 Mart 1973) – Nobel edebiyat ödülünü alan ilk Amerikalı kadın. “Sürgün
    1939
    Frans Eemil Sillanpää (16 Eylül 1888, Finlandiya – 3 Haziran 1964) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Taşra Kızı”
    1940 –1941-1942- 1943
    Bu yıllar arasında kimseye ödül verilmemiştir.
    1944
    Johannes Vilhelm Jensen (20 Ocak 1873, Danimarka – 25 Kasım 1950,) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Kralın Düşüşü”
    1945
    Gabriela Mistral (7 Nisan 1889, Vicuña, Şili – 10 Ocak 1957) – Asıl adı Lucila de María del Perpetuo Socorro Godoy Alcayaga. Kadın şair, eğitimci, diplomat. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Gabriela Mistral Şiirlerinden Seçmeler”
    1946
    Hermann Hesse (2 Temmuz 1877, Calw, Almanya – 9 Ağustos 1962) – “Bozkırkurdu”, Siddhartha”,“Boncuk Oyunu”
    1947
    André Gide (22 Kasım 1869, Paris, Fransa – 19 Şubat 1951) – “Pastoral Senfoni”, “Kalpazanlar”, “Ayrı Yol
    1948
    Thomas Stearns Eliot (26 Eylül 1888, St. Louis, Missouri, ABD – 4 Ocak 1965) – ”, “İhtiyar Farenin Kediler Kılavuzu”
    1949
    William Faulkner (25 Eylül 1897, New Albany, Mississippi, ABD – 6 Temmuz 1962) – “Ses ve Öke”, “Köy’’
    1950
    Bertrand Russell (18 Mayıs 1872, Birleşik Krallık – 2 Şubat 1970) – “Eğitim Üzerine”, “İnsanlığın Yarını
    1951
    Pär Lagerkvist (23 Mayıs 1891, İsveç – 11 Temmuz 1974) – “Yeryüzü Sürgünü”
    1952
    François Mauriac (11 Ekim 1885, Bordeaux, Fransa -1 Eylül 1970) –”, “Yılan Düğümü”
    1953
    Winston Churchill (30 Kasım 1874, Birleşik Krallık – 24 Ocak 1965) – Politikacı.
    1954
    Ernest Hemingway (21 Temmuz 1899, Illinois, ABD – 2 Temmuz 1961) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Çanlar Kimin İçin Çalıyor”, “Yaşlı Adam ve Deniz”
    1955
    Halldór Laxness (23 Nisan 1902, Reykjavík, İzlanda – 8 Şubat 1998) – “Özgür İnsanlar”
    1956
    Juan Ramón Jiménez (24 Aralık 1881, Moguer, İspanya – 29 Mayıs 1958) –”, “Ruhsal Sone”
    1957
    Albert Camus (7 Kasım 1913, Fransız Cezayiri – 4 Ocak 1960) – “Yabancı”, “Veba”, “Düşüş, “Yaz”
    1958
    Boris Pasternak (10 Şubat 1890, Moskova, Rusya – 30 Mayıs 1960) – Boris Pasternak, Sovyetler Birliği Hükümeti’nin baskısı üzerine bu ödülü reddetmek zorunda kalmıştır. “İnsanlar ve Haller
    1959
    Salvatore Quasimodo (20 Ağustos 1901, İtalya – 14 Haziran 1968) Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Güngünüstüne”
    1960
    Saint-John Perse (31 Mayıs 1887, Guadeloupe – 20 Eylül 1975) – Fransız şair ve diplomat. Türkçeye çevrilen eserleri: “Sözcükler Denizi”
    1961
    Ivo Andric (9 Ekim 1892, Travnik, Bosna-Hersek – 13 Mart 1975) – Türkçeye çevrilen kitapları: “Drina Köprüsü”, “Travnik Günlüğü”
    1962
    John Steinbeck (27 Şubat 1902, Kaliforniya, ABD – 20 Aralık 1968) -“Fareler ve İnsanlar”, “Gazap Üzümleri
    1963
    Giorgos Seferis - (13 Mart 1900 – 20 Eylül 1971) – Urla doğumlu Yunan şair. Daha çok Yorgos Seferis olarak bilinir. “Üç Kırmızı Güvercin”
    1964
    Jean-Paul Sartre (Reddetti) (21 Haziran 1905, Paris, Fransa – 15 Nisan 1980) – Kendisine verilen diğer tüm resmi ödülleri reddettiği gibi Nobel Edebiyat Ödülünü de reddetmiştir. Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Bulantı”, “Varoluşçuluk”, “Varlık ve Hiçlik”, “Akıl Çağı
    1965
    Mihail Şolohov (24 Mayıs 1905, Vyoshenskaya, Rusya – 21 Şubat 1984) – “Durgun Don
    1966
    Shmuel Yosef Agnon (17 Temmuz 1888, Buchach, Ukrayna – 17 Şubat 1970) –
    “Tılsım”
    Nelly Sachs (10 Aralık 1891, Schöneberg, Almanya – 12 Mayıs 1970) – Alman asıllı İsveçli kadın yazar ve şair. “Akkor Bilmeceler
    1967
    Miguel Ángel Asturias (19 Ekim 1899, Guatemala – 9 Haziran 1974) – “Kasırga”
    1968
    Yasunari Kawabata (11 Haziran 1899, Osaka, Japonya – 16 Nisan 1972) –Karlar Ülkesi
    1969
    Samuel Beckett (13 Nisan 1906, Foxrock, İrlanda – 22 Aralık 1989) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Üçleme”, Üçleme 2″,Üçleme 3” Godot’ yu Beklerken
    1970
    Aleksandr Soljenitsin (11 Aralık 1918, Kislovodsk, Rusya – 3 Ağustos 2008) –”, “İvan Denisoviç’in Bir Günü’’
    1971
    Pablo Neruda (12 Temmuz 1904, Parral, Şili – 23 Eylül 1973) – “Sevdiğime Seslenir Gibi”
    1972
    Heinrich Böll – (21 Aralık 1917, Köln, Almanya – 16 Temmuz 1985) – “Fotoğrafta Kadın da Vardı”, “İlk Yılların Ekmeği”, “Katharina Blum’un Çiğnenen Onuru”, “Dokuz Buçukta Bilardo”, “
    1973
    Patrick White – (28 Mayıs 1912, Londra, Birleşik Krallık – 30 Eylül 1990) – “Çöl”
    1974
    Eyvind Johnson (29 Temmuz 1900, İsveç – 25 Ağustos 1976) – “Yaşamak Dediğin”
    Harry Martinson (6 Mayıs 1904, İsveç – 11 Şubat 1978)
    1975
    Eugenio Montale (12 Ekim 1896, Cenova, İtalya – 12 Eylül 1981) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Xenia”
    1976
    Saul Bellow (10 Haziran 1915, Lachine, Kanada – 5 Nisan 2005) – Türkçeye çevrilen önemli kitapları: ‘’ Boşlukta Sallanan Adam’’
    1977
    Vicente Aleixandre (26 Nisan 1898, Sevilla, İspanya – 14 Aralık 1984) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Kılıçtan Keskin Dudaklar”
    1978
    Isaac Bashevis Singer (21 Kasım 1902, Leoncin, Polonya – 24 Temmuz 1991) – Polonya kökenli Amerikalı yazar. “Toplu Öyküler”
    1979
    Odysseas Elytis (2 Kasım 1911, Kandiye, Yunanistan – 18 Mart 1996) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Övgüler Olsun Sana”
    1980
    Czeslaw Milosz (30 Haziran 1911, Litvanya – 14 Ağustos 2004) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Tutsak edilmiş Akıl”
    1981
    Elias Canetti (25 Temmuz 1905, Rusçuk, Bulgaristan – 14 Ağustos 1994) – Eserlerini Almanca yazmıştır. Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Körleşme’’, İnsanın Taşrası,
    1982
    Gabriel García Márquez (6 Mart 1927, Kolombiya – 17 Nisan 2014) – Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Yüzyıllık Yalnızlık”, “Kolera Günlerinde Aşk”,
    1983
    William Golding (19 Eylül 1911, Newquay, Birleşik Krallık – 19 Haziran 1993) – “Sineklerin Tanrısı”
    1984
    Jaroslav Seifert (23 Eylül 1901, Žižkov, Çek Cumhuriyeti – 10 Ocak 1986)
    1985
    Claude Simon (10 Ekim 1913 – 6 Temmuz 2005) – Fransız yazar. Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Tramvay”
    1986
    Wole Soyinka – 13 Temmuz 1934, Abeokuta, Nijerya doğumlu.
    1987
    Joseph Brodsky (24 Mayıs 1940, St. Petersburg, Rusya – 28 Ocak 1996) – Rus asıllı Amerikalı şair.
    1988
    Necip Mahfuz (11 Aralık 1911, Kahire, Mısır – 30 Ağustos 2006) “Ezilenler
    1989
    Camilo José Cela (11 Mayıs 1916, İspanya – 17 Ocak 2002)– Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Arı Kovanı
    1990
    Octavio Paz (31 Mart 1914, Meksika – 19 Nisan 1998) – “Öteki Ses
    1991
    Nadine Gordimer (20 Kasım 1923 – 13 Temmuz 2014) – Güney Afrikalı kadın yazar. “Başka Dünyalar"
    1992
    Derek Walcott - (23 Ocak 1930, Saint Lucia – 17 Mart 2017) – Saint Lucialı şair, yazar ve ressam.
    1993
    Toni Morrison – 18 Şubat 1931, Ohio doğumlu ABD’li kadın yazar. “En Mavi Göz”
    1994
    Kenzaburo Oe – 31 Ocak 1935, Japonya doğumlu yazar. “Kişisel Bir Sorun”
    1995
    Seamus Heaney – (13 Nisan 1939, Castledawson – 30 Ağustos 2013), İrlandalı yazar. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Kuzey”
    1996
    Wislawa Szymborska (2 Temmuz 1923, Kórnik – 1 Şubat 2012) Polonyalı kadın yazar. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Başlıksız Olabilir”.
    1997
    Dario Fo -(24 Mart 1926, Sangiano, İtalya – 13 Ekim 2016), İtalyan yazar. “Sıradan Bir Gün ve Diğer Oniki Komedi”
    1998
    José Saramago (16 Kasım 1922 – 18 Haziran 2010) – Portekizli yazar. “Görmek”, “Körlük
    1999
    Günter Grass – 16 Ekim 1927, Gdansk, Polonya doğumlu Alman yazar. Teneke Trampet
    2000
    Gao Xingjian – 4 Ocak 1940, Ganzhou, Çin doğumlu yazar, çevirmen, eleştirmen ve ressam. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Ruh Dağı”, “Yalnız Bir Adamın Kitabı”
    2001
    Vidiadhar Surajprasad Naipaul – 17 Ağustos 1932, Trinidad doğumlu Britanyalı yazar. “Büyülü Tohumlar”
    2002
    Imre Kertész – 9 Kasım 1929, Budapeşte, Macaristan doğumlu. “Kadersizlik
    2003
    John Maxwell Coetzee – 9 Şubat 1940, Güney Afrika doğumlu yazar ve akademisyen. “Utanç
    2004
    Elfriede Jelinek – 20 Ekim 1946, Avusturya doğumlu, kadın feminist oyun yazarı ve romancı. “Piyanist
    2005
    Harold Pinter – 10 Ekim 1930, Londra doğumlu İngiliz oyun yazarı, senarist, şair, tiyatro yönetmeni ve aktör. “Ay Işığı”
    2006
    Orhan Pamuk – 7 Haziran 1952, İstanbul doğumlu. Nobel Edebiyat ödülünü alan ilk Türk yazar. Kitapları: “Kara Kitap”, “Kar”, “Cevdet Bey ve Oğulları”, “Yeni Hayat”, “Beyaz Kale”
    2007
    Doris Lessing – 22 Ekim 1919, Kirmanşah, İran doğumlu Britanyalı kadın yazar (İngiltere/Britanya). “Son Aydınlık Yaz”
    2008
    Jean-Marie Gustave Le Clézio – 13 Nisan 1940, Nice, Fransa doğumlu. “Çöl”
    2009
    Herta Müller – 17 Ağustos 1953, Romanya doğumlu Alman kadın yazar.“Keşke Bugün Kendimle Karşılaşmasaydım’’
    2010
    Mario Vargas Llosa – 28 Mart 1936, Peru doğumlu. “Yeşil Ev”
    2011
    Tomas Gösta Tranströmer – 15 Nisan 1931, Stockholm, İsveç doğumlu şair, psikolog ve çevirmendir. “Hüzün Gondolu”, “İzmir Saat Üç”
    2012
    MoYan (Guan Moye) – 17 Şubat 1955, Gaomi, Çin doğumlu. Gerçek adı Guan Moye’dir, ancak Çince “sakın konuşma!” anlamına gelen Mo Yan mahlasını kullanır. Sürekli sansürlenen ve eserleri korsan yollarla çoğaltılan Çinli yazarlar arasında en meşhurudur. “Kızıl Darı Tarlaları”
    2013
    Alice Munro – 10 Temmuz 1931, Kanada doğumlu kadın yazar. “Sevgili Hayat”
    2014
    Patrick Modiano – 30 Temmuz 1945, Boulogne-Billancourt, Fransa doğumlu. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “En Uzağından Unutuşun”
    2015
    Svetlana Aleksiyeviç – 31 Mayıs 1948, İvano-Frankivsk, Ukrayna doğumlu kadın yazar. Kızıl İnsanın Sonu”
    2016
    Bob Dylan – 24 Mayıs 1941, ABD doğumlu. Asıl adı: Robert Allen Zimmerman.
    2017
    Kazuo Ishiguro – 8 Kasım 1954, Japonya doğumlu İngiliz romancı. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Beni Asla Bırakma”, “Günden Kalanlar”
    2018
    Olga Tokarczuk- 29 Ocak 1962 Polonya – ‘’Koşucular
    2019
    Peter Handke - 6 Aralık 1942- Avusturya - ‘’Hiçkimse Koyu'nda Bir Yıl’’


    ***************************************************************************