Öncelikle kitaptan bahsetmek gerekirse; (fikir sahibiysen aşağıdaki düşüncelerimi okumaya direkt geçebilirsin)
Ana karakterimiz Daisuke, kişisel amacı ve kimliği ile Meiji dönemi Japonya'sının değişen sosyal manzarasıyla mücadele eden yirmili yaşlarında bir adam. Japonya Yirminci Yüzyıla girerken, eski gelenekler yerini batı ideallerine bırakmış ve Daisuke, bu değişim zamanında kopukluk ve terk edilmişlik duygularını gidermek için çalışır. Daisuke, babasının zenginliği sayesinde, geleneksel Japon kültüründen ve büyüyen sanayileşmenin taleplerinden entelektüel olarak uzak dururken, felsefelerini geliştirmek ve anlamları üzerinde derin düşünmek için zamana sahip olma lüksüne de sahip. Sonra Daisuke'nin hayatı, üniversite arkadaşı ve hasta karısıyla tekrar bir araya geldiğinde beklenmedik bir dönüş alıyor. Daisuke'nin duyguları içsel yaşamı üzerinde daha fazla hüküm sürmeye başlamasıyla birtakım olaylar gelişiyor.
Benim kitapla olan görüşlerim ise;
Kitabın başı ve sonu akıcı, ortası ise çok durağan geldi. Verilmek istenen mesajların bir kısmı dayatılarak veriliyor gibiyken -ki burası beni biraz sıktı-, bir kısmı ise baş karakter Daisuke ve toplum arasındaki görüş farklılıklarıyla dönem çizilerek verilmiş. Olay okumayı şahsen daha çok sevdiğim için yer yer sıkıldığımı hissettim çünkü her şey kitabın sonlarına doğru yaşanıyor. Konu çok güzel fakat uzatılmış gibi geldi. Japon klasiklerinden okuduğum ilk kitaptı. Çok büyük beklentilerle başlamıştım, özellikle Soseki’yi araştırdıktan ve diğer eserleri hakkındaki yorumları okuduktan sonra ama tam hayal ettiğim zevki alabildiğimi düşünmüyorum. Belki de o kültürden bir insan olarak orijinal halini okusam daha çok beğenirdim fakat şu haliyle bana pek hitap etmedi. Herkes beğendiği için ben de beğenmek zorunda hissettim ve beğenmediğim için kendimi sorumlu tuttum bir süre. Yine de diğer eserlerini mutlaka okumak isterim.
6/10
ArdındanNatsume Soseki