10/10
·184 syf.··
2022 4. kitabı
HİÇBİR ÇOCUK İLGİ, ŞEFKAT VE MERHAMETE BU KADAR AÇ BIRAKILMAMALI ! Spoiler* Zezé ailesinin ve mahallesinin en haylaz ve dur durak bilmeyen çocuğudur. Yaptıklarıyla herkesi kızdırır ve ne yazık ki bu sebeple her gün ve bazen günde iki üç posta dayak yer. Kimi zaman yediği dayaklar sonucu yüzü gözü öyle şişer ki insan içine çıkamaz hale gelir. Bu durumu şöyle anlatır: "Kimse beni sevmediğinden herkes bana vurmak için bahane arıyor." (109) Tek istediği ilgidir aslında: "Konuşulanları duydukça mest oluyor, yaramın sızlamasını bile unutuyordum. Hakkımda konuşulmasına bayılıyordum." (111) Okumayı kendi kendine söktüğü için ne kadar zeki bir çocuk olduğunu gösterir. Esasında bizdeki tabirle "zekâsından yerinde duramıyor"dur ama kimse bunun farkında değildir. Çünkü şeytanın onun kulağına yaramazlık yapması için fısıldadığını düşünmek daha kolaydır.. Taa ki okula başlayana kadar bu böyle devam eder. Okula başlayınca öğretmeninden biraz sevgi, şefkat ve merhamet gören Zezé değişmeye başlar: "Glória, okula giderken içimdeki şeytanı çekmeceye kapattığımı ve başka bir çocuğa dönüştüğümü söylüyordu." (73) Çünkü öğretmeni onun içindeki hassas yönünü görüp ortaya çıkarır: "En dokunaklı olansa öğretmenim Dona Cecília Paim'in haliydi. Benim sokaktaki en muzip çocuk olduğumu ne kadar söyleseler de inanmıyordu. Tıpkı küfür dağarcağımın herkesinkinden geniş olduğuna inanmadığı gibi. Aynı şey muzırlıkta bütün çocukları geride bırakmam için de geçerliydi. Buna asla inanmıyordu. Okuldayken bir melekten farksızdım. Bir kez olsun azar işitmemiş, okulun o güne kadarki en ufak tefek öğrencilerinden biri olduğum için bütün öğretmenlerin sevgilisi haline gelmiştim." (106) Öğretmeni Zezé'ye asla "şeytanlık" gibi ağır bir ifadeyi yapıştırmaz. O iğrenç etiketi çocuk masumiyetiyle birleştirmez. Ve bunun meyvesini yer. Zezé beslenme saati için okula bir şey getiremeyen birkaç çocuktan biridir. Öğretmeni ona kremalı çörek alması için her gün para vermek istese de bazı günler onu bulamaz. Bu durumu Zezé şöyle açıklar: "Sınıfta beslenme saati için yiyecek getirmeyen başka fakir çocuklar da olduğundan." (76) Bu ince düşüncesi öğretmeninin daha çok ilgi ve alakasını çekmesine sebep olur.. Zezé'nin aslında ne kadar hassas ve iyi yürekli bir çocuk olduğunu düşünen birisi daha vardır: Beraber sokakta şarkılar söylediği Ariovaldo Efendi. Bu durum şöyle anlatılır: "Sen bir meleksin, Zezé.." El salladım ve gülmeye başladım. "Melekmiş! Bilmediği için böyle diyor tabii.." (92) Yalnızlıktan ve kimseyle bir şey paylaşamıyor olmasından dolayı bir ağacı arkadaşı olarak kabul eder ve onunla konuşmaya başlar. İşin dokunaklı kısmı ağacın da onunla konuşması.. Sonradan dostluk kurduğu ve dostluğunun ilerleyen kısımlarında "Portuga" ismini verdiği yaşlı bir adamdan dayak yer ama adam o kadar şefkatlidir ki pişman olur ve Zezé'nin gönlünü kazanmak için uğraşır. Tahmin edersiniz ki şefkate muhtaç bir çocuğun sevgisini kazanmak zor olmayacaktır.. Tabiiki bu kadar ilgi ve sevgi sonucunda Zezé'nin mutlak değişimi gerçekleşir: "Günler hiç acelesiz, mutlu mesut geçip gitmekteydi. Derken evdekiler bendeki değişimi fark etmeye başladılar. Artık pek muzırlık etmiyor, vaktimin çoğunu bahçenin uzak ucundaki dünyamda geçiriyordum." (122) Zezé Portuga'yla çok güzel vakit geciriyordur. Ama bir gün Portuga bir tren altında kalıp ölür ve bunu öğrenen Zezé şok geçirip hastalanır, yemeden içmeden kesilir. Hiçbir ilaç kâr etmez. İşin kötüsü ailesi onu bu kadar hastalandıran şeyin ne olduğunu asla anlamaz.. Sonrası ise Zezé'nin artık çocukluğunu ve hayallerini bırakması.. İtiraf etmeliyim ki Zezé'nin Portuga'yla her buluşmasında adamın onu istismar edeceğini düşündüm ama her defasında yanıldım. Gerçek hayatta çocuklar kitaptaki kadar şanslı olamıyor ne yazık ki. Bilirsiniz, kötü niyetli bazı insanlar duygusal ihmale uğrayan çocukları nasıl kullanırlar.. Bunu haberlerde de görüyoruz, bazı çocuk gelişim kitaplarında da okuyoruz.. Ebeveynler olarak hepimizin zor zamanlar geçirdiği dönemler olabilir, buna diyecek sözüm yok. Önemli olan sonrasında bile olsa telâfi etmek, edebilmek.. Ve çocuk penceresinden bakınca kendi çocukluğuma benzettiğim pek çok şey gördüğüm için okurken çoğu yerde ağlamaklı oldum.. "Yine o (Zezé) yapmıştır" denilip yaptıkları hoş görülmeyen Ebru. En ufak bir yanlışında dayak üstüne dayak yiyen Zezé'de çocukluğunu gören Ebru. Hayata ve insana bakışının ne kadar ince olduğunu kimsenin fark edemediği bir çocuk: Zezé = Ebru Hikayemiz hiçbir hikâyenin aynısı olmayabilir ama hepimizin kendisini bulduğu yerler illâ ki vardır.. Son olarak; sevgi, şefkat ve merhamet birilerine verdikçe azalmayan aksine artan duygulardır efendim, esirgemeyin..
Psikoloji
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,4bin okunma
··
531 Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Çok tatlı bir inceleme olmuş kitabı tekrar okumuş gibi hissettirdi. Her okuyanın içinde kendini görmesi de çok hoş. Yüreğine, eline sağlık çok güzel bir inceleme olmuş :) 💓
Ebru Kırılmaz
Gönderi Sahibi
Yorumun için teşekkür ederim canım benim 🥰 evet kitap herkese ayna tutuyor
Yürekten yazılmış yüreğe dokunan bir inceleme . Yüreğinin kalemine sağlık mi diyeyim kaleminin yüreğine mi sağlık diyeyim ❤
Ebru Kırılmaz
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim canım benim 🥰
Biz vurmayı hep, fiziksel bir güç uygulamak gibi algılıyoruz ama bazı darbeler bir morluğun iyileşmesi gibi zamanla geçen izler bırakmıyor ne yazık ki... Farkında bile olmadığımız ölümcül darbelerimiz var... Bir çocuğa olağanüstü imkanlar sağlayabiliriz, dilediğine erişme fırsatını bolca verebiliriz, fakat anlaşılma ve önemsenme ihtiyacını karşılayamazsak, kendisine ulaşmasını elinden almış oluruz. Kendisine ulaşamayan çocuk, bunu başka yollarla yapmak isteyecektir. Bu yüzlerce yakıcı ışının çaprazlama bulunduğu bir yolda bütün bu ışınlara değmeden yürümesini beklemek gibidir. Aslında bir annenin (-babanın) evladıyla arasındaki uçurum, kendisiyle arasındaki uçurumdur. Bu mesafe kapandıkça sağlıklı ilişkiler kurulabilir. Ebru, Zeze olduğunu görebildiyse, kendisine kazasız belasız varmıştır diye düşünüyorum... Üzüldüğüm ama çok istifade ettiğim bir incelemeydi Ahizer. Gönlüne sağlık.
Ebru Kırılmaz
Gönderi Sahibi
Ne güzel söylemişsin Eylül Abla, çok teşekkür ederim kıymetli yorumun için ☺
En sevdiğim klasikdir. Kalemine sağlık canım. 💕
Ebru Kırılmaz
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim 😘💜