Mustafa Kutlu'nun okuduğum ilk kitabı Bu Böyledir. Aslında başka bir kitap alacaktım ama karıştırmış bunu almışım okumam gerekiyormuş, nasibim varmış demek ki. Bir hocam 'söyleyen dinleyenin nasibini söyler.' der hep. Ve okudukça da pay çıkardım kendime.
Kitap aslında bir modernizm eleştirisi. Modernizmle birlikte yok olan, dengesi bozulan, büyüsünü kaybeden yaşantılarımıza dikkat çekiyor yazar. Özellikle o asla tahmin edemediğim sonu okurken o sıkışmışlığı hissettim. Mesela dikkat ettiyseniz alışveriş merkezlerinde hiç pencere yoktur. Dışarıya kapalı, ışıklarla süslenmiş, zaman kavramını yitirdiğiniz mekanlardır. Sabah girer akşam çıkarsınız ve 'aaa ne çabuk akşam olmuş' dersiniz. Halbuki saatlerdir oradasınız ve dışarıyı göremediğiniz için farkında değilsiniz. İşte hikayedeki gösteri çadırı ve lunapark da böyle bir mekandı. Modernizmle gelen tüketim sarhoşluğunu ifade etmiş bu mekanla.
Süleyman bana Orhan Veli'nin Süleyman Efendi'sini hatırlattı
"Yazık oldu Süleyman Efendi'ye" dizesi yankılandı hep. Şinasi, bozulan aile bütünlüğünün, bozulan her şeyin sembolü.
Ama Hafız Efendi'nin çiçeklerini sevmesi ve Karanfille konuşması çok güzeldi. Kendimi gördüm
Sonu sürpriz oldu. O çıkmazı çok iyi vermiş yazar...
Sonuç olarak keyifliydi. Size de keyifli okumalar...