Puan vermedi·214 syf.····Okunma: 02 Mart 2022 02:58 "Çünkü her hayatın kendine göre bir başlayışı, bir bitişi vardır."
Birinci dünya savaşında sağ kolunu kaybeden Ahmet Celal, büyük şehirde mutlu olamayacağını, köy hayatında mutluluğu bulacağını düşünerek arkadaşı Mehmet Ali’nin köyüne yerleşme kararı alır. Umduğunu bulamaz ve olaylar bu şekilde başlar.
Yazarımız; Kurtuluş savaşının arka yüzüne, Anadolu halkının hayatına realist bir şekilde ışık tutarak bize gösteriyor.
Yokluk içinde, eğitimsiz, içinde bulunduğu durumu sorgulamayan köy halkının mağduriyetini gözler önüne sererek savaşa karşı olan tutumlarını çarpıcı şekilde bizlere sunuyor.
Düşmanın köye dayanması ve halkın bu duruma kayıtsız kalmasının sonucunda köye yabancı olarak geldiğini köy halkına anlatamayan, sözünü geçiremeyen Ahmet Celal, mutsuzluktan kaçamıyor. Tüm çabalarına rağmen hiçbir şeyi değiştiremeyerek; “Ben de onlardan biri oldum.” diyip aydın ve halk arasındaki farkı çarpıcı şekilde dile getiriyor. Bu köyde önce topluma sonra da kendine yabancılaşmıştır. Bu yabancılaşma onun hayata tutunmasına da engel oluyor.
Romanda sık sık köy halkı ile aydın kesimin durumlara bakış açıları karşılaştırarak, aydın-köylü çatışmasını öne çıkarıyor. Tüm yaşananları gün gün köyde yazdığı defterden okuyoruz.
Kısacası Yaban, bir anadolu köyünün çöküşünü bizlere göstermiştir.
"Bize, gene yalnız yol göründü. Bu defteri Emine’ye teslim edip tek başıma, yarı aç, yarı çıplak ve böğrümden kanım sızarak bitmez tükenmez uzaklara doğru yürüyeceğim."
Okudukça akıcı ve sade bir dille yazılan milli mücadele eserlerinden olan “Yaban” kitabını okumadıysanız okuma listenize eklemenizi tavsiye ederim.