Puan vermedi·376 syf.····Okunma: 08 Mart 2022 14:18 Etrafı her şeyiyle mükemmel olduğunu hissettiren insanlarla çevrili olan sırtı hiç yere değmemiş bir güreşçinin çevresindekilerin beklentilerinden kaçmak, kendini herkesin gördüğü kadar mükemmel olduğuna inanmaması sonucu gerçek kimliğini bulmak amacıyla savaşa gitmesi ve döndüğünde kendinden çoğu şeyin eksilmesiyle ters yüz olmasının hikayesi.
Bir insan doğumundan itibaren mükemmelliğe alışmışken bunu kaybettikten sonra hayatında neler değişebilir? Ya da yokluğunun nasıl bir şey olduğunu bilmediği dostlarının varlığının son bulması ne hissettirir? "Bazen güzellik ya da onun eksikliği birini gerçekten tanımanı engeller." Ambrose yüzünün kaybıyla birini gerçekten nasıl tanıması gerektiğini kavramıştı ve buna Fern'in de katkılarıyla kendinden başlamıştı. Dostlarının ölümünü görmüş ve olanlar için kendini suçlamaya başlamıştı onları hem gerçek hem mecazi anlamda kalbine yazmıştı; acıyı dindirmek onları unutmak demekti, onları hiç tanımamış olmaktansa acıyı çekmeyi yeğlerdi.
Ölüm bizler için asla gelmeyecek olan hep uzaktan varlığı bilinen bir şeydir fakat kitapta en sevdiğim karakter olan Bailey için ölüm bir sırt çantasıydı. O, "yaşamımızın her günü en doğal hakkımız gibi gördüğümüz şeylerle doğmamıştı." kas distrofisi beden hakimiyetini almıştı fakat o güzel kalbinin ipleri hala onun elindeydi. Ölüm onun sırt çantasıydı fakat biz okuyucular için çok ani ve beklenmedik bir gidişti. Fern kuzeni değil adeta mükemmel bir yaşam koçuydu. Yazara Bailey'in sonu için biraz sitem ediyor olsamda ona Fern gibi bir kuzen bahşettiği için müteşekkirim.
Kitabın en sevdiğim detaylarından biri Oz Diyarı göndermeleriydi. Ters Yüzü, Oz Büyücüsü'nü okuduktan hemen sonraya denk getirmiş olmam büyük tevafuk yoksa bu kısım anlayamayacağım bir detay olurdu . Arkadaşları Ambrose'u kalpsizliğiyle Teneke Adam'a benzetmişlerdi; o ise kendine, kaçtığını düşündüğü için Korkak Aslan diyordu. Oz diyarında ne aradığını bilmiyordu fakat arayışı bittiğinde artık Teneke Adam gibi zaten var olan kalbine kavuştuğunu hissetmişti.
Sevdiğim başka bir husus da; her bölümün bir başlığı var ve bu başlıklar Bailey'in ölmeden önce yapmak istediği maddelerdi. Bailey'i bunları gerçekleştirirken hayal gücümde resmini çizmek beni çok mutlu etti.
Her şeyi kaybettiğini düşünmüşken yeniden umuda tutunmanın, hayatımızdan gidenlerin gitmeden önce bize bıraktıklarıyla onlarla yaşamaya devam edebileceğimizin, gerçek güzelliğin ona nasıl baktığımızla ilgili olduğunun... hikayesi. Ama benim için o güzel neşesiyle her şeyin üstesinden gelebilen Bailey'in hikayesi.