Puan vermedi·192 syf.····Okunma: 11 Nisan 2022 19:34 Özellikle maddi yaşam savaşı veren insanların geç okuması gereken bir eser İnsancıklar. Hiç bir kitabın geç okunması taraftarı olmamıştım. Özellikle günümüz Türkiyesinde, okurken kendi hayatınıza dair göremeyeceğiniz şeyler yok denecek kadar az.
Dostoyevski güzel olanı özellikle aşkı anlatırken bile içine hayata dair gerçekleri, dramı koymaktan çekinmeyen bir yazar. Bunu her cümlesinde gören insanlarsanız üzerine söyleyecek pek bir söz bulamıyorum.
Yaşlı ve bir o kadar yorgun bir adamın genç bir kıza koşulsuz sevgisini mektuplardan okurken, umudun bu denli insanı ayakta tutabileceğini görünce şaşırıyor insan. Kimi zaman bir sona ulaştığınızı düşünüyorsunuz ancak yazar buna izin vermiyor. Her kapının eninde sonunda başka bir yere açıldığını okudukça hissediyoruz. Beni en çok üzen şey her sayfada bulunan "elalem" dediğimiz lanet kurumun, insanları ölüme sürüklercesine yıkıp geçmesi oldu. Toplum tarafından en ufak şeyleri bile ölçüp biçmek zorunda oluşları, tek bir sözün veya görünüşün bile insanların dilinde yer etmesi.
Asıl cehennem bu olsa gerek.
Bu yüzden başkarakterimiz Makar Alekseyeviç yerine bu sözleri, onun dilinden döküleceğini hissederek söylemek istiyorum:
"Bir yıkım içinde bıraktım kendimi, geldim tek başıma. Yüreğim bir kuş gibi uçmak için yer arıyormuş seni gördüğümde. Gittiğinde yazmak için sebebim kalmayacak gibi ölüm döşeğinde bekliyorum seni. Bu azap dolu insanların içinde, fısıltıları duymaksızın özlüyorum seni."