Kitap uzun zamandır bende duruyordu. Bundan birkaç yıl önce ilk aldığım zaman hemen okumaya başlamıştım. Birkaç sayfadan sonra şimdi zamanı değil galiba diyerek bırakmıştım elimden. Keyif alacağıma emindim ve kitabı harcamak istememiştim. İyi ki de öyle yapmışım. Çok sevdim çünkü.
Kitabın karakteri Oidipus hakkında herkesin az çok bir şey duymuşluğu vardır. Kısaca annesiyle evlenen oğul olarak herkesin ad olarak bilmesede duyduğu biridir. Zaten Sigmund Freud gibi psikanalistlerin de dikkatinden kaçmayan hatta bir sendroma adını veren bir karakter kendisi. Benim de kitabı merak edip alma nedenim bu kadar ünlü bir karakterin hikayesine hakim olmak isteyişimdi.
Oidipus kitapta da dendiği gibi kara bahtlı bir karakter. Kaçtığı kehanete yakalanan ama kaçtığını düşünen bir bahtsız. Aslında öğrenmemek için çok şansı vardı. Gerçeğe ulaşma dürtüsü onun yüzüne bahtsızlığını vurdu.
Kara bahtlı karakterimizi geçip biraz da yazar Sophokles hakkında yorumlar yapmak istiyorum. Kitabın başında onun hayatıyla ilgili bilgiler yer alıyordu. Hocası olan Aiskhylos tiyatroya bağlanmasına sebepmiş. Bu bağlanıştan sonra uzun ömrüne bir sürü eser de sığdırmış ancak pek azı günümüze gelmiş maalesef. Daha ondan okuduğum ilk eser ancak ben olandan da çok eserini okumak isteyeceğimi düşünüyorum. Mitolojik bir karakter olan Oidipus onun kalemiyle zevkle okunan, sahnelerde oynanan bir eser haline geldi.
Bu bahtsız karakterin hikayesini okumak benim için çok keyifliydi. Mitoloji seven, tiyatro eseri okumayı seven herkese öneririm.
Keyifli okumalar. :)