Giriş Yap
116 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
"Artık dulum. 12 Kasım günü Sylvie öldü. Çok üzücü. Bu sene, indirimli satışlara birlikte gidemeyeceğiz." Jean Louis Fournier bu kez de 40 yıllık eşi Sylvie'nin ölümünün ardından yaşadıkları, hissettikleri, kurmaya çalıştığı yeni ve Sylviesiz hayatıyla huzurlarınızda. Dul, yazarın adeta bir iç döküşü, yas tutuşu belki de kendini teselli edişi. Bunu yaparken her zamanki muzip tavrını takınmaktan da geri durmamış tabii. Kitap boyunca hakim olan hüzün bulutlarını bazen bir anda dağıtıveren, tam siz ağlamaya koyulmuşken sizi gülümsetmeyi de beceren bir yazar Fournier. "Kırmızı manton uzun bir süre portmantoda durdu. Önünden her geçişimde burnumu gömüp kokunu almaya çalışırdım." İnsan sevdiklerini kaybedince en çok kokusunu mu özler acaba? Ya da ona ait bir eşya mıdır onu en çok hatırlatan. "Ne zaman sana ait bir şey görsem fena halde üzülüyorum, özellikle el çantanı gördüğümde. Eve her girdiğimde ve onu antredeki bir sandalyenin üstünde gördüğümde, senin evde olduğunu anlar, rahatlardım. Artık çantan hep orada ama sen yoksun." Dul benim Fournier'den okuduğum beşinci kitap oldu. Tek Yalnız Ben Değilim ile tesadüfen tanışmıştık sonra birbirimizi bırakamadık. 1938 doğumlu Fournier daha ne kadar yazar bilmem ama o yazdıkça ben okumaya devam ederim. Hâlâ bir Fournier kitabı okumamış olanlara da şiddetle tavsiye ederim. Kitabı okurken aklıma gelen şu Şükrü Erbaş dizelerini de yazmadan geçmeyeyim. "Ayrılık nasıl bir yalnızlık Hatice İnsan sevdiğinin ağlamasını özler mi?" "Yarımı benden aldılar, en güzel yarımı." diyor Jean Louis Fournier'de. İşte giden ister Sylvie ister Hatice olsun sevdiğini kaybetmek, yalnız kalmak bu hayatta yaşanacak en büyük zorluk galiba. Neyse bu kadar duygusallık yeter. Herkes sevdikleriyle uzun yıllar mutlu mesut yaşasın. Dul olmak da bir taraf için kaçınılmaz sonuçta :))
Dul
8.8/10 · 1.307 okunma
·