Gönderi

9/10
·241 syf.··
2022 63. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2022 23:23
Ütopya ve distopya kavramlarını herkesin az çok bildiğini düşünerek direkt incelemeye başlıyorum. Bu kitap, tarihteki ilk ütopya olmasa da türe ismini verme özelliğini taşıyor. Üzerine düşünülesi birçok söylem barındıran bir kitap ve gerçekten Utopia dünyamızda olsa ne kadar tutarlı şekilde işleyebilirdi merak ediyorum. Kitabı üç bölüme ayırarak inceleyeceğim devamında, spoiler içermeyecek (ki bütün kitabı öğrenseniz bile spoiler yemelik bir şey yok, anlamak için okunması gerekiyor). Ayrıca baştan belirteyim, bu kitaptan önce Platon'un Devlet kitabını okursanız oradaki kusursuz devlet düzeni hakkında da bilgiler edinebilirsiniz, bu kitapta çokça bahsediliyordu ve okumadığım için biraz eksik hissettim. İlk kırk sayfalık bölümde Raphael diye bir denizcinin gelmesini ve Utopia'dan bahsetmesini görüyoruz. Devamında Peter ile Raphael ütopyaların gerçek olup olmamasını temel alıp çok güzel bir tartışma sergiliyorlar. Bu bölümde Raphael, Thomas More'u yansıtırken, Peter ise yaşadığını dönemde karşı çıktığı bütün değerleri ve davranışları yansıtıyor. İkinci bölüme geçmeden önce More'dan birazcık bahsedecek olursam; kendisi dönemin en önemli hümanistlerinden, daima neşesini koruyan, siyasilerle arası iyi olan fakat pek haz etmeyen, fazlasıyla dindar ama yobaz olmayan bir vatandaş. İlerleyen paragraflarda biraz daha bahsedeceğim ama bunları bilmeniz, incelemenin kalanı için yeterli olur. Birinci bölümün sonunda karakterlerimiz arasındaki diyalog bitiyor ve Raphael'in Utopia adasını anlattığı seksen sayfalık monoloğa geçiş yapıyoruz. Utopia, gözlerden uzak, kendini başka ülkelerden izole etmiş, hümanist ve bazı yönleriyle komünist/sosyalist bir ülke. Bu seksen sayfa boyunca hakkında neredeyse her türlü bilgiyi ediniyoruz, o yüzden ben sadece özellikle ilgimi çekenlere değineceğim. Öncelikle bu toplumun para veya gösteriş merakı yok. Altın veya gümüş gibi bizim gözümüzde "değerli" metalleri resmen umursamıyorlar, altını kullandıkları alan genelde kölelere yaptıkları zincirler. Ülke içinde para zaten yok, her insanın hakim olduğu bir meslek alanı var ve bu sayede geçinip gidiyorlar, yemek sırasında bile insanlar pazara gidip para ödemeden istediğini (gerekli miktarda) alıp dönüyor. Aynı şekilde abartılı giyimi de saçma buluyorlar, ülkedeki neredeyse herkes tek tip giyiniyor. Buralar gerçekten ilgimi çekti, sadece dünyada daha az bulunuyor diye taş parçaları veya metallere bu kadar değer yükleyen insanoğluna çok güzel bir eleştiriydi. Bahsedeceğim başka bir konu ölüm ve savaş. Hem More, hem de Utopia halkının aşırı hümanist kişilikler olması üzerine kan dökmelerini de bekleyemeyiz. İdam cezası çoğu yerde eleştiriliyor, toplum suçluları öldürmek yerine en aşağılık işler de dahil olmak üzere kölelik sistemini kullanıyor. Bu sistem o kadar adaletli ve dengeli ki, bazen başka ülkelerde kötü şartlarda çalışan işçi sınıfı, Utopia'ya gelip köle olmayı tercih ediyorlar. Bir suçlu gerçekten akıllanmıyorsa ise son seçenek olarak idam cezasına çarptırılıyor. Son olarak değinmek istediğim bir konu da ötenazi yasal ve uygulanmasını doğru buluyorlar. More'un kişiliği itibariyle böyle bir detay diğer düşüncelerine ters düşüyor, bu sebeple kitaba nasıl girdi bilmiyorum ama ilginçti. Devamında savaştan bahsedecek olursam, Utopia halkının en nefret ettiği şeylerde savaş başı çekiyor. Altınlarını kullandıkları en önemli yer de burası, askerlere veya ülkelere rüşvet vererek savaşı önlemeye çalışıyorlar. Bunu yapma sebepleri hem kendi insanlarının, hem de başka halkların ölümüne yol açmamak. Günümüz insanı tarafından rüşvet vermek olabilecek en aşağılık eylemlerden birisi olsa da bu tutumlarına gerçekten imrendiğimi söyleyebilirim, beni baya düşünmeye teşvik etti. Eğer işe yaramazsa paralı askerlere başvuruyorlar, son çare olarak savaşmaları gerekiyorsa da her insan kanının son damlasına kadar mücadele ediyor. Böyle devam ettirebileceğim onlarca şey var ama incelemeyi çok uzatmak istemiyorum, o yüzden kitabın yüz yirmi sayfalık üçüncü bölümüne geçiyorum. Burada Mina Urgan'ın kaleminden detaylı bir Mora biyografisi ve Utopia analizi okuyoruz. Kendisi zaten okumak istediğim bir yazardı ve bu incelemesine hayran kaldım, aslında onun dediklerinin üstüne ağzımı açamam ama kitabı en azından birkaç kişiye okutabilmek amacıyla bunları yazıyorum. Yazdıklarının hepsi çok özenliydi, bilgisini sonuna kadar konuşturmuştu, okurken en az ilk iki bölüm kadar keyif aldım. Bazı kısımlarda dönem hakkında bilgi gerekse de elinden geldiği kadar açıklamaya çalışmış, kitapta bence neredeyse More kadar bir katkısı var. Söyleyeceklerim bu kadar, felsefe/siyaset/düşünce kitaplarına bir adım atmak istiyorsanız güzel bir başlangıç olacağını düşünüyorum, anlatımı itibariyle yormuyor ve sizi yeterli derecede düşünmeye sevk ediyor. Başka kitaplarla görüşmek üzere.
Edebiyat
UtopiaThomas More · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202024,6bin okunma
·
1.231 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
bende bitirince incelemesini yapmayı düşünüyordum ama sen harika anlatmışsın.. :)
bora
Gönderi Sahibi
teşekkür ederim, çok sevdiğim bir kitap bu. sen de yaz bence bitirince, farklı yerlere değinmiş olursun