Puan vermedi·296 syf.····Okunma: 17 Ekim 2021 12:48 Ted Chiang’ın Nefes’i 9 adet bilimkurgu öyküsünden oluşuyor. Birbirinden bağımsız konulara sahip öykülerin anlatım dili sade ve konular ilgi çekici olduğundan keyifli ve hızlı bir okuma oldu. Bazı öykülere değinirsem:
Simyacının kapısı ve tacir, zaman yolculuğunu işleyen çok katmanlı ve gerçekten düşündürücü bir öyküydü. İslami bir temaya sahip kitapta Bağdat şehrine konuk oluyoruz. Zaman makinesi ise mekanik bir cihaz değil Rick and Morty’de gördüğümüz gibi portalımsı bir kapı. Bu öykü benden tam puan aldı.
Kitaba ismini veren Nefes öyküsünde insandan ziyade cyborg halindeki bireylerin yaşadığı bir dünya tasvir ediliyor. Bu dünyada bireyler ihtiyaç duydukları hava akımını elde edebilmek için aynı pil değiştirir gibi mekanik ciğerlerini değiştiriyorlar. Bu toplumdan biri beyinlerinin nasıl çalıştığını merak eder ve kendi mekanik beynini açarak bunu öğrenmeye çalışır.
Bizden beklenen isimli öyküde öngörücü isimli bir cihazdan bahsediliyor. Cihazın çalışması çok basit gibi görünse de sebep olduğu şey çok düşündürücü. Cihaz bir tuş ve bir lambadan oluşuyor. Tuşa her basılmaya çalışıldığında ışık kişi tuşa basmadan yanıp sönüyor. Ne yaparsanız yapın ışığı gördükten sonra tuşa basamıyorsunuz. Bu basit düzenek yaşam çizgisinin değiştirilemeceği yani özgür iradenin olmadığını ortaya koyuyor. Bu çıkarım insanlarda yaşamlarının anlamsız olduğu algısını oluşturuyor.
Yazılım nesnelerinin yaşam döngüsü, kitabın en uzun öyküsü. Çok güzel bir konuya sahip ama benim fikrime göre çok uzatılmış ve bu durum öykünün tadını kaçırmış. Sanal bir dünyada dijital organizmalar yani dijiyantlar üretiliyor. Bu dijiyantlar yapay zekaya sahip adeta birer çocuk konumunda yaşamlarına başlıyorlar. Eğitimcileri onları eğitip çeşitli beceriler kazandırıyor. Dijiyantlar zamanla zekalarının da gelişimiyle bazı çıkarımlarda bulunmaya başlıyorlar. Biraz daha bağımsız olup kendi yaşamlarında söz sahibi olmak isteyen dijiyantlar bile çıkıyor. Öykü çok güzel başlasa da sonlara doğru beni çok sıktı.
Olgusal gerçeklik, duyusal gerçeklik öyküsünde yaşamın her anını kaydeden bir teknoloji konu edilmiş. Bu iyi bir şey gibi görünse de hikayede anlatılanlarla konuyu farklı bir açıdan görüyoruz. Siz her anınızın eksiksiz kaydedilmesini ister miydiniz? Yoksa bazı şeylerin unutulması daha mı iyi olurdu?
Kaygı özgürlüğün baş döndürücülüğüdür hikayesinde bir cihaz, paralel evrenlerimizdeki kendi alternatiflerimiz ile iletişim kurabilmemizi sağlıyor. Verilen kararlar farklılık gösterdiğinde yaşam çizgimizde de bazı değişiklikler meydana geldiğinden bu kişiler bambaşka yaşamlar sürdürebiliyor. Peki bu aşamada para-benliklerimizin hayatlarını görmemiz, kendi yaşamımızı ve yaptığımız seçimleri ve elde edilen sonuçları sorgulamamıza neden olmaz mı? Bu durum ne kadar sağlıklı ve elinizde imkan olsa bu cihazı kullanır mıydınız?