Hüseyin Albert Cihangir kaleminden #Zahiri etkileyici bir önsöz ile başlıyor. Clara adında genç bir kadının rüyası ile hikayeye giriş yapılıyor. Rüyanın gerçekle bir ilgisi var mı yok mu hikayenin devamında öğreneceğiz. Clara’nın yanında diğer bir karakter ise kendisinden sekiz yaş küçük kardeşi Brain. Çok zeki ve çoğu zaman Clara’ya yol gösteriyor ona fikirler veriyor. Brain ile Clara’nın diyalogları ustaca kurgulamış. Brain’in büyük bir kütüphanesi var ve kitap okumaktan zevk alıyor. Bir gün Brain, odasında esrarengiz bir olayla karşılaşıyor. Kütüphanesinde ilk defa gördüğü kara kaplı bir defter de kendi sözleri ve daha önce tanımadığı kişilerin isimleri yer alıyor. Daha sonra anlıyor ki bu defter gelecekten izler taşıyor. Hikaye ilerledikçe ilginç olaylar peşi sıra geliyor. Brain, maceradan maceraya koşuyor. Gelecek ile şimdi arasında bir geçit keşfediyor Brain.
Yaratıcı ve insan arasındaki ilişki sembolik olarak aktarılıyor. Kitapta metaforlar yer alıyor. Tanrı, yazar olarak metalaştırılmış. Kendi kaderimizi mi yazıyoruz yoksa yazılanı mı yaşıyoruz sorusu kitabın ana konusu. Zahiri olan ile gerçek olan arasında bağlantı kuruluyor.
Hem fantastik unsurlar hem de aşk bir arada kurgulanmış. Dolu dolu bir eser.