°°°
Giriş kısmı yani (ilk 20) sayfası gerçekten hem anlaşılması güç hem de çok sıkıcı, sırf burayı okuyup kitabı bırakabilirsiniz. Ama çok çok büyük bir hata! Çünkü mükemmel bir kitap. Bu şimdiye kadar okuduklarımın içinde olağanüstü eserler arasına girdi bile... Edebiyatı, hem felsefi sorularla hem de bilgilendirici - nesnel metinlerle harmanlayarak destansı bir anlatım ortaya çıkmış. Lakin bazı betimlemelerini anlamak güç ama aşılabilir... İçeriğine gelecek olursak Balthazar adındaki baş kahramanımız, kambur ve topal olan kusurlu bir kadına aşık olarak onunla evleniyor ( ki kendisi yakışıklı ve soylu biri ) uzun bir süre inanılmaz mutlu yaşarlar, ta ki Balthazar kafasını kimya ile daha doğrusu 𝐦𝐮𝐭𝐥𝐚𝐤 ile bozana denk. Nedir bu 𝐦𝐮𝐭𝐥𝐚𝐤? Eski simyacıların peşinde koştuğu ama asla bulamadıkları her şeyi altına çeviren o destansı şey... İşte kahramanımızda bu uğurda ülkenin en zenginiyken en sefiline düşmenin rezilliğini yaşıyor. Evinin tavan arasında 𝐦𝐮𝐭𝐥𝐚𝐤 ı bulmak için durmaksızın deney yapıyor-çalışıyor ve karısını, çocuklarını bile feda ediyor bu saplantıya ki karısı da bu yüzden ölüyor. Ama bütün bunlara rağmen ailesi kendisini bırakmıyor. İçeriğini kısaca özetledim, son olarak da bu kitabın yazarına yani 𝘏𝘰𝘯𝘰𝘳é 𝘥𝘦 𝘉𝘢𝘭𝘻𝘢𝘤' a değinmek istiyorum. Kendisini Stefan Zweig 'ın Üç Büyük Usta eseriyle tanıdım ve hayran kaldım. Honore de Balzac gençlik yıllarında Napolyon'un yolundan gitmek istedi ama sonra bazı sebeplerden kendini yazıya verdi. Balzac'ın düşünce evreni; her şeye hakim olmak, hiçbir zaman yetinmemek hep daha iyisini daha ilerisini arzulamak ve aşırıya kaçmış saplantılı kişilikler ki Balzac ruhun en yüksek noktasını bu saplantılı, tek bir şeye her şeyiyle kendisini veren deha dediği bu kişiliklerde görüyor... Sırf bu yüzden de Balzac normal olmayan, deha derecesinde eserler ortaya koymuş... Balzac'ın okuduğum ilk kitabı ve kendisi hayran olduğum yazarlar arasında tepeye çıktı... Herkese de tavsiye ederim pişman olmassınız. Buraya kadar okuduysanız sabrınız için teşekkürler...
•••