Otuzüç yıl saatim işlemiş ben durmuşum,
Gökyüzünden habersiz, uçurtma uçurmuşum.
Necip Fazıl Kısakürek
Sadık Hidayet,Tolstoy ve Dostoyevski gibi yazarları okuduğumda 'Kurt kocayınca köpeğin maskarası olurmuş.' esprisi geliyor aklıma.
Elden ayaktan düşen yaşlı bir adamın penceresinden varoluş edebiyatı ile yaşadıklarını ve sorgulamalarını anlatmış. Aslında adam hasta şizofreni gibi bir şey histeri nöbetleri esnasında kafasında kurduğu hayalleri yazmış. Suç ve Ceza'daki 'balta' figürü
bu kitapta 'bıçak' olmuş.
Dünyada boş boş yaşayan insanları güzel bir edebiyatla anlatmış.
Kitabın hepsini alıntılamak istediğim kitaplardandı yine.
Hayatta hiçbir amacı olmayan insanları eleştirmiş.
Dalaverici, hilekar, dini sömürü için kullanan insanları eleştirmiş.
Hayattaki her şeyin bir dönüşüm içinde olduğunu hiçbir şeyin değişmeden kalamayacağını anlatır. İslamiyeti ve Araplaşmayı çok yoğun bir şekilde eleştirmiş. Kendisi de bir Pers olmasına istinaden.
Politik yönden büyük bir zihin manifestosu yapabilecek bir kitaptı.
Ama fazla arabeskti bence.
Sihirli Annem'deki Dudu'nun damadı ile adaş olman sana olan sempatimi artırdı ama kitap beklentimi karşılamaya yetmedi. Yine de şans verilebilir.