Gönderi

Martin Eden
10/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
SPOİLER UYARISI Öncelikle biyografik eserler okumayı sevmediğimi söyleyemeliyim fakat Jack London'ın yarı otobiyografik romanı olan Martin Eden'ı elimden bırakamadım diyebilirim.Bu roman uzun zamandan sonra okuduğum edebi değeri en yüksek eserdi.Beni en çok etkileyen şeylerden biri tüm kitap boyunca kendimi Martin Eden'a bir adım uzakta hissetmemdi.Bazen Martin ile kendimizi kocaman dünyada yapayalnız hissettik daha doğrusu yalnız bırakıldık.Hayallerimiz hayal kırıklıklarından bir enkaza dönüştü ama yeri geldi sevinçten ne yapacağımızı bilemedik.Kısaca hayatın tüm gerçekleri gözlerimizin önüne seriliydi burdan da anlıyoruz ki realizmden söz ediyorsak Jack London bu konuda oldukça başarılı. Kitabın ilk bölümlerinde Martin'in kendisiyle yüzleşmesine tanık oluyoruz.O elinden ağır işler gelen,evi gemi olan bir adam fakat şuan içinde bulunduğu çevreye ait değil.Bir masaya oturduğunda konuşulan konuları bilmiyor bir yandan gözlem yapıyor bir yandan olmadığı biri gibi davranıyor.Üstelik tüm bunlarla mücadele ederken Ruth'la daha doğrusu aşkla tanışıyor.Ruth'a Martin'in gözünden bakarsak onu anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalır diyebiliriz.Martin ise hayatını tek buseye feda edebilecek tanrının çılgın bir aşığıydı(Kitapta birçok defa yer verildiği gibi).Öyle ki Martin,Ruth'tan geçer not alan ilk adamdı.Ruth Martin'i çevresindekilere benzetme arzusuna sahip olsa da başından beri Martin'i eşsiz kılan farklılıklarıydı.O ne istediğini bilen ve bu istekler uğruna mücadele etmeyi bırakmayan bir insandı.Yazdı, kimse ona inanmasa bile yazdı.Uyumadı,yemedi ama yazmaya devam etti.Beş bin kelimeye beş dolar,on kelimeye bir sent aldı yine yazmaya devam etti.Haritasız,dümensiz ve limansız kaldı;baş etti,yazdıklarını bitirdi.Yıllarca karşılığını alamadı.Brissenden öldü, Martin tek gerçek dostunu da kaybetti.Ruth ondan ayrıldı, Martin hastalandı ama vücudu değil kafasıydı hasta olan.O okumayı ve yazmayı kesti derken ilk kitabı yayımlandı.Herhangi bir konu üzerine yazacağınız bütün kitaplar kabulümüzdür dediler Martin'e fakat o kitaplar zaten yazılmıştı,Martin yıllar önce yollamıştı,onları iade eden ise kendilerinden başkası değildi.Martin para ve şöhret kazanmaya başladıkça ona yapılan yemek tekliflerini okumak çok zoruma gitti.Özellikle Bay Morse ve Bernard Higginbotham tarafından yapılanlar...O bir parça ekmeğe muhtaçken kimse teklifte bulunmamıştı ki.Martin'in gerçekten yanında olan tek kişi Maria'ydı.Yedi çocuğu vardı Maria'nın.Martin gibi dur durak bilmeden çalışırdı, hayatın zor olduğunu bilirdi.Yaşayan anlardı onların içinde bulunduğu hali yani en dibi.Martin hastayken ona çorba getiren,alnına bez koyan Maria'ydı.Kim bilirdi getirilen bir tas çorbanın,koyulan bezin ileride Maria'ya bir mandıra ve ev olarak döneceğini? Kitabın son bölümlerinde Martin'in her şeyden vazgeçişine şahit oluyoruz.Eskiden uyku Martin'in hayatından kıymetli anlarını çalardı bu yüzden uykuyu çok görürdü kendine. Şimdi de kendine çok gördüğü hayatın kendisiydi..Artık daha fazla uyuyordu,kaybedecek neyi kalmıştı ki? Eskiden olsa sevinçten deliye döneceği olaylar artık tebessüm etmesini bile sağlamıyordu.Yalanlarla yaşamak,kendi olduğu için sevilmemek ona ağır geliyordu. Böylece Martin'in dönüşü olmayan yolculuğu başlamış oldu ve kendini hep ait hissettiği denizin bir parçası oldu.
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma
··
412 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.