#OkudumBitti Bazı kitaplar vardır, okurken derinliğinde kaybolursunuz, Thomas Mann'in Buddenbrooklar'ı da onlardan biri. Eseri klasik yapan en temel özellik, yaşadığı zamanın aile yapısına birkaç nesilde ışık tutarken karakter tasvirlerindeki detaylar ve ruh dünyalarının betimlenmesiyle aileyi yakından tanımaya imkan verecek yetkinlikle bir üslupla kaleme alınmış olması.
Karakterler içinde en son bölümlerde tanıdığımız Hanno Buddenbrook en çok ilgimi çeken kişiydi. Özellikle karakteri, neslin kendinden önceki üyeleriyle farklılıklar içerdiğinden bu farklılıklara yaklaşım şekli benim için değerliydi.
Eseri bitirdikten sonra üzerine yazılmış makalelere bakarken fark ettiğim bir şey dikkatimi çekti: 1835-1877 yılları arasında ailenin iç yapısındaki gelişmeler kronolojik sırayla aktarılırken yazarın eserinde kullandığı karakterler Lübeck'deki yakın çevresinden yani gerçek hayattan alınmış. Romanda adı geçen kişiler eseri okuduktan sonra kendilerini küçük düşürülmüş olarak görüp yazarı suçlamış, Mann bu suçlamaları reddetmiş... İsimler gerçek hayattan olsa bile Mann'e göre bu isimler düşüncelerini aktarmakta kullanılan malzemelerdir deniyordu. Yazarın ilk eseri olan Buddenbrooklar'ı 25 yaşında tamamlayıp 29 yaşında Nobel aldığını göz önüne alırsak kurgunun kıymetini anlamış oluruz.
Karakterlerin detaylı analizini okuyayım derseniz buradan bilgi alabilirsiniz : dergipark.org.tr/tr/download/art...Thomas MannBuddenbrooklar