Yazan Dostoyevski olunca konusuna bakma gereği duymadan okumaya başladım, okurken bir miktar Kürk Mantolu Madonna tadı aldım. Benzer başlayan hikayelerin bu kadar birbirinden bağımsız sonlarda oluşu da şaşırtmadı değil.
Elimde olmadan iki hikayeyle kıyaslama yapmak zorunda hissediyorum kendimi. Birinde sonsuza kadar bağlılık, diğeri ise sonsuza kadar bağımlılık...
Beyaz Geceler'de hayalperest erkek karakterimizin çabasının boşa gitmesine mi üzüleyim, sevgisinin nedenine asla anlam veremediğime mi bilemiyorum. Dostoyevski yine ruh halimi berbat edip gitti. Beni kendimle büyük bir çatışma içerisinde bırakıp gitti.
"İnsanı anlamak mümkün değil!" diyor satırlarda, ve sonunda yine haklı çıkıyor..