2022'nin yarısı bitmek üzereyken nihayet ilk kez okuduğum bir kurgu kitap bana hem müthiş bir okuma deneyimi hem de verimli bir beyin jimnastiği sağladı. İlk 50 sayfadaki tekniğe dayalı anlatım, biz kimyabilmez okurları birazcık zorlasa da sonrası frensiz bir macera.
Fred Hoyle'un Kara Bulut'u tipik Soğuk Savaş bilimkurgu malzemelerinden müteşekkil: Dünyadışı organizma, insanlığın sonu tehlikesi, dikta eğilimleri ile bilim ve demokrasinin çarpışması, ikna edilemez ama zeki bilimadamları ile ikna edilemez ama aptal politikacılar, nükleer silahlar vs... Ama malzeme ne kadar tipik olsa da anlatı ve işleyiş o ölçüde atipik. Kendine özgü. Bir kere her şeyden evvel bu romandaki bulut, çağdaşı olan kurgucular gibi komünizmi temsil etmiyor. Bu açıdan tıpkı John Wyndham'ın Midwich'in Guguk Kuşları'nda yaptığı gibi basitliğe karşı tavır alan bir yazar var karşımızda.
Kara Bulut, eğilimi ne olursa olsun tüm insan gruplarını birörnek gören gerçek bir uzaylı teması şansını ve tehlikesini sunuyor. Hoyle, karakterlerini politikacı, sanatçı, astronom, doktor ve pozitif bilimlerin başka unsurlarından seçip tek bir mekana hapsederek hikayenin dağılmasını da önlüyor. Aleksandrov karakteri aracılığıyla kara mizahı da es geçmiyor. Romanı teorik olarak nihai süperzekaya ulaşabilme şansını ancak ebleh bir insanın kazanabileceği trajik şakasına dayandırıp finalde yine de insanlığa bir umut bırakıyor. Bütün bunları bilimin, teknik dilin, mizahın, politikanın dilini ince ince ayarlayıp bir yandan da tempoyu düşürmeden kurguluyor.
Kara Bulut, Gen Bencildir kitabında Richard Dawkins'in övüp en sevdiği bilimkurgu romanı olduğunu söylemese belki de es geçeceğim bir kitaptı. Dawkins'in sonsözü ve Gül Korkmaz'ın çok başarılı çevirisiyle bu roman İthaki Bilimkurgu Klasikleri'nin hedefi tutturan bir bölümü oldu. Umarım daha fazla okur ilgilenir.