Biri bana "'Gel şu Shakespeare'i yeniden yaşatalım!' desen bir 16. yüzyıl İngilteresi bir de Shakespeare lazım." demişti. Belki de değildir? Shakespeare yaşaması gereken dönemde yaşamış, insanlara vermesi gereken eserleri vermiştir. Devir, yeni Shakespearelerin devridir ve Shakespeare Yeniden serisi, bu konuda iyi bir atılım olmuştur.
Altı kitaptan oluşan Shakespeare yeniden serisinden okuduğum Dunbar, Shakespeare'in en sevdiğim eserlerinden olan Kral Lear'ın uyarlamasıydı. 'Ne kadar kötü olabilir ki?' diyerek başladığım, ilk birkaç bölümde 'güzelim Kral Lear'ı nasıl bu kadar kötü uyarlayabildiniz?' dedirten fakat sonrasına açılıp, sürükleyen ve 'işte böylee' cümlesi ile sonlanan bir kitap oldu benim için. Baştaki sevimsizliğin de, okuyucuyu çekmek, 'bakın metni gerçekten güncelledik' diyebilmek için kasıntı üslupla yazılışından kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Bu da Shakespeare uyarlamanın gerginliğinden olabilir, gayet normaldir. Nazar boncuğu olsun diyelim, öyle olsun.
İçerik de, karakterler ve özellikleri de gayet güzel geçirilmişti. Özellikle Kral Lear'ın kendi ile yüzleşme kısmı, her iki kitap için de favorim oldu. Shakespeare'in büyülü dilini hesaba katmazsak, çağımız Shakespeareleri gerçekten 'ben buradayım' diyorlar.
Harika değil ama yine de başarılı bir yenilenme. Serinin diğer kitaplarında görüşmek üzere, herkese keyifli okumalar.