Cahilliğin kol gezdiği kırsalda bir köy. Köyün sınırlarını hiç aşmamış, yoktan var edip ev ahalisinin karnını doyurmaya çalışan anneler. Kahvede sosyalleşip, evlerinde televizyon olupta izleyebilen ki, izleyip televizyondan neyi öğrenecekler de vizyon sahibi olabilecekleri muamma babalar. Oyuncağı tahtadan olan çocuklar. Bir odalık evinde yorgan dikerek, arada sırada kardeşinin getirdiği erzakla çocuğunu mutlu etmeye çalışan, Almaya'ya çalışmaya gitmiş kocasının yolunu gözleyen, eltsinin yaptığı yemeklerin kokusunu duymasını istemeyen bir kadıncağızın oğlu İbrahim'in yoksullukla, ölümle imtihan öyküsünü okudum.
- Akran ZORBALIĞI'nı çocuklar nereden öğreniyor !?
- kadınlar neden birbirine düşman!?
- Maddiyatta eşitlik olabilseydi, mutluluk baki olurmuydu hayatımızda!?
Bu ve buna benzer soruların dehlizlerinde kısır döngüye takılı kalan umutlarla Afyon'nun köyünden Denizli'ye göç; Halil'in ölümüyle İbrahim'in yüreğinde açılan yaranın büyümesine sebep bir ölüm daha...
Küçük yerleşim merkezlerinde ataların kişilik özelliklerinden gelen lakapların, taziyelerde yaşanan saçmalıkların anlatımı çok iyiydi.
Yer mekan tasvirleri, duyguların anlatımındaki üslup edebi doygunluktaydı. Bir çok betimlemeyi 2-3 kez okudum. Yerli yerinde kullanılan kelimelerle edebiyata kuvvetli bir kalemle güzel bir esere imza atan Yazar Öğretmenimiz İSMAİL ULUÖZ'ün öğrencileri çok şanslı. Okuma şansını elde ettiğim için bende şanslı olduğumu düşünüyorum. Özellikle Edebiyat severlerin okumasını çok isterim.
Döngü kitabı ve bir çok okunası kitap hediyeleri için
Fatma Patır arkadaşıma çok teşekkür ediyorum.